Sana lokal anastezi uygulayacağım.I'll give you a local anesthetic.
O, anaokulundayken, bütün erkek çocukları ona "prenses" derdi.When she was in kindergarten, all the boys used to call her "princess".
Lütfen bana en büyük ananası ver.Please, give me the biggest pineapple.
O, kalbimin anahtarını buldu.She found the key to my heart.
Arapça benim anadilim.Arabic is my mother tongue.
Lütfen bana araba anahtarını ver.Give me the car key, please.
Ne yaptığına dikkat etmek başarmak için en önemli anahtarlardan biridir.Paying attention to what you are doing is one of the most important keys to success.
Tüm akşamı anahtarlarımı bulmaya çalışmakla geçirdim.I spent the whole evening trying to find my keys.
O anahtar kilide uymuyor.That key doesn't fit the lock.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu hatırlamaya çalışıyorum.I've been trying to remember where I put my keys.
Anahtarlarımı bulamıyorum.I can't find my keys.
Işık anahtarını bulamıyorum.I can't find the light switch.
O, anahtarlarını arabada bıraktı.She left her keys in the car.
Anahtarlarımı arabada bıraktım!I left my keys in the car!
Kocam o kadar şaşkına dönmüştü ki araba anahtarlarını düşürdü.My husband was so flabbergasted he dropped his car keys.
Erkek arkadaşı ona dairesinin anahtarını verdi.His boyfriend gave him the key to his apartment.
Ben ananas yemekten hoşlanmıyorum. Onların güçlü bir kokusu var.I don't like eating pineapples. They have a strong smell.
Analizini istiyorum.I want your analysis.
Bunu analiz etmenizi istiyorum.I want you to analyze this.
Tom'un evinin bir anahtarını istedim ama o bana vermedi.I wanted a key to Tom's house, but he wouldn't give me one.
Urduca benim ana dilimdir.Urdu is my mother tongue.
Ana dilim Fransızcadır.French is my mother tongue.
Onun anadili Urducadır.Urdu is her mother tongue.
Urduca onun ana dili.Urdu is his mother tongue.
Anahtarları saklayın.Keep the keys.
Tom anahtarlarını getirmedi.Tom didn't bring his keys.
Tom ana fikri almadı.Tom didn't get the point.
Anahtarlarımın nerede olduğunu bilmiyorum.I don't know where my keys are.
Tom'a bir anahtar verdiğimi hatırlamıyorum.I don't remember giving Tom a key.
Anahtarımı unuttum.I forgot my key.
Anahtarı Tom'un ceket cebinde buldum.I found the key in Tom's jacket pocket.
Analyn ineği sattı.Analyn sold the cow.
Anahtarın bende.I have your key.
Anahtarlarımın buralarda bir yerlerde olduğunu biliyorum.I know my keys are here somewhere.
Seninle bir ana ihtiyacım var.I need a moment with you.
Anahtarlarımı yanlış yere koydum gibi görünüyorum.I seem to have misplaced my keys.
Sanırım anahtarlarımı burada bir yerde bıraktım.I think I left my keys in here somewhere.
Fransızca benim ana dilim değil.French isn't my native language.
Tom'un ana dili Fransızcadır.Tom is a native French speaker.
Tom anahtarlarının nerede olması gerektiğini biliyordu.Tom knew where his keys should've been.
Tom, anahtarları masanın üzerine attı.Tom tossed the keys on the table.
Tom anahtarlarını kancaya astı.Tom hung up his keys on the hook.
İşte anahtarlar.Here are the keys.
Vay anasını!Holy smokes.
Tom kapıyı açmak için Mary'nin ona verdiği anahtarı kullandı.Tom used the key Mary had given him to open the door.
Şu ana kadar senin aç olabileceğini düşündüm.I figured you might be hungry by now.
Neden Tom'un anahtarları sende?Why do you have Tom's keys?
Tom'un oda için bir anahtarı vardı.Tom had a key to the room.
Tom Mary'ye anahtarları uzattı.Tom handed Mary the keys.
Tom'un anahtarları nerede?Where are Tom's keys?
Bu anahtarlar Tom'unki.These keys are Tom's.
Bunlar benim anahtarım değil.These aren't my keys.
Tom'un anahtarları var.Tom has the keys.
Hassiktir! Anahtarlarımı kaybettim!Oh shit! I've lost my keys!
Bu, anahtarı verdiğim arkadaş.This is the friend to whom I gave the key.
Anadilim Portekizcedir.My native language is Portuguese.
Anahtarlarını aramana yardım edeyim mi?Shall I help you look for your keys.
Tom araba anahtarlarını Mary'ye attı ve o onları yakaladı.Tom threw the car keys to Mary and she caught them.
Amerikan devletlerinden biri ananası ile ünlüdür.One of the American states is famous for its pineapples.
Ananas bitkisi bir çalı gibi görünüyor.The pineapple plant looks like a bush.