amaçsız ile cümle
amaçsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Minä en siis juokse umpimähkään, en taistele niinkuin ilmaan hosuen,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Moi donc, je cours, non pas comme à l`aventure; je frappe, non pas comme battant l`air.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Pois eu assim corro, não como indeciso; assim combato, não como batendo no ar.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Por eso yo corro así, no como a la ventura; peleo así, no como quien golpea al aire
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Protož já tak běžím, ne jako v nejistotu, tak bojuji, ne jako vítr rozrážeje,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Vậy thì, tôi chạy, chẳng phải là chạy bá vơ; tôi đánh, chẳng phải là đánh gió;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Vậy_thì , tôi chạy , chẳng phải là chạy bá_vơ ; tôi đánh , chẳng phải là đánh_gió ;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Εγω λοιπον ουτω τρεχω, ουχι ως αβεβαιως, ουτω πυγμαχω, ουχι ως κτυπων τον αερα,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.бючи.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.И потому я бегу не так, как на неверное, бьюсь не так, чтобы только бить воздух;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.לכן הנני רץ לא כמו בחשכה הנני נלחם לא כהולם רוח׃
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.اذا انا اركض هكذا كانه ليس عن غير يقين. هكذا اضارب كاني لا اضرب الهواء.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.所 以 我 奔 跑 、 不 像 無 定 向 的 . 我 鬥 拳 、 不 像 打 空 氣 的
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.所以 我 奔跑 、 不像無 定向 的 . 我 鬥拳 、 不 像 打 空氣的
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Điều xảy ra là, lựa chọn không có ích lợi, ở giữa, chỉ không có lợi vì không ai muốn nó.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Izbira, ki je bila neuporabna, na sredini, je bila neuporabna v smislu, da je nihče ni hotel.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Kävi niin, että vaihtoehto, joka oli hyödytön, oli hyödytön siinä mielessä, ettei kukaan halunnut sitä.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.무슨 일이 일어난 것이냐 하면, 전혀 쓸모 없는 중간 선택지가 아무도 원하지 않는다는 점에서는 쓸모없는 것이었지만
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Neužitočná možnosť v strede, bola neužitočná tým, že ju nikto nechcel.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Opcja środkowa była bezużyteczna w tym sensie, że nikt jej nie wybierał.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.O que estava a acontecer era que a opção inútil, no meio, era inútil porque ninguém a queria.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Stalo se, že ta možnost uprosřed, která byla zbytečná, byla zbytečná, v tom smyslu, že ji nikdo nechtěl.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.Wat er gebeurde was dat de nutteloze optie, in het midden, nutteloos was in die zin dat niemand hem wilde.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.מה שקרה זה שהאפשרות שהייתה חסרת תועלת, באמצע, היתה חסרת תועלת במובן שאיש לא רצה אותה.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.الذي كان يجري كان أن الخيار الذي كان بلا فائدة، في الوسط، كان بلا فائدة بالطريقة التي لم يرغب به أحد.
Burada olan şu, ortadaki amaçsız seçenek kimse onu istemediği için amaçsızdı.誰もそれを望まないという点では役立たずですが 人に自分が望むものを分らせる点で
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Aber sie war nicht nutzlich in dem Sinn, dass sie den Leuten half herauszufinden was sie wollten.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale bola užitočná tým, že pomohla ľuďom rozhodnúť sa, čo chcú.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale nebyla zbytečná v tom smyslu, že pomohla lidem s rozhodnutím co vlastně chtěli.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ale ona była użyteczna w ten sposób, że pomagała ludziom wybrać to co chcieli.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ampak ni bila neuporabna v smislu, da je pomagala ljudem ugotoviti, kaj hočejo.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Dar nu era fără folos în sensul că a ajutat oamenii să-şi dea seama ce vor de fapt.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.사람들이 무엇을 원하는지 알아내는데 있어서는 쓸모없지 않았다는 것입니다.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Maar hij was niet nutteloos in de zin dat hij mensen hielp bedenken wat ze wilden.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mais elle n'était pas inutile dans le sens où elle aidait les gens à décider ce qu'ils voulaient.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Ma non inutile nel senso che aiutava le persone a capire quello che volevano.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mas era útil no sentido em que ajudava as pessoas a decidirem o que queriam.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Men det hjälpte faktiskt folk att ta reda på vad de ville.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Mutta se auttoi ihmisiä päättämään, mitä he haluavat.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Namun pilihan itu tidaklah tak berguna dalam arti itu membantu orang untuk memilih apa yang mereka inginkan.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Nhưng nó không vô ích vì đã giúp mọi người chỉ ra điều họ muốn.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Αλλά δεν ήταν άχρηστη, από την άποψη ότι βοηθούσε τον κόσμο να καταλάβει τι ήθελε.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.Но он был небесполезным с точки зрения направления в определённое русло процесса принятия решения.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.אבל היא לא היתה חסרת תועלת במובן שהיא עזרה לאנשים להבין מה הם רוצים.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.لكنه لم يكن بلا فائدة بالطريقة التي ساعدت الناس على معرفة ما يريدون.
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.役立たずではなかったのです 事実、雑誌のみで125ドルという
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .Będą się zbliżać do siebie, będą dowolnie blisko siebie.
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .Ti ci avvicini sempre di piu', sempre piu' vicino all'asintoto.
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .Тя просто се приближава по-близо и по-близо, и по-близо, условно близо до асимптотата.
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .بل انه يقترب اكثر فأكثر اي اقرب الى الخط المتقارب
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .漸近線に近づきます。 このように、
Ne denebilir ki? Tam bir karmaşa. Yani gördüğünüz gibi her şey yüzey üstüne amaçsızca dağıtılmış.Chodzi o to, że, widzicie, wszystko jest jakby porozrzucane wkoło bez ładu i składu.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.Dus: iemand krijgt toegang tot je auto, rommelt er wat mee en vertrekt dan weer.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.Gândiți-vă că cineva ar avea acces la mașină, și-ar face de cap cu ea, apoi ar pleca.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.Imaginez : quelqu'un s'introduit dans votre voiture, y bidouille quelque chose, puis s'en va.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.좋아요, 이렇게 생각해보세요. 어떤 사람이 여러분의 자동차에 접근해서 차에 어떤 짓을 해놓고 가버리는 거죠.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.Predstavte si to tak, že sa niekto dostane do vášho auta, všetko tam rozhádže a odíde.
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.חישוב על זה כך: מישהו מצליח להגיע לרכב שלכם, מתעסק איתו, ומסתלק,
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.حسناً، يمكنكم التفكير في ذلك على ان، شخص يمكنه الذهاب لسيارتك، ويمكنه العبث بها، وبعد ذلك يرحل،
Şöyle düşünelim; Birisi aracınıza ulaşıyor amaçsızca takılıyor ve sonra bırakıyor.何かを仕掛けて行った状況を想像してみてください どんな問題が起こりえるでしょうか?