amaçsız ile cümle

amaçsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor.Many people drift through life without a purpose.
Caddede amaçsızca gezindim.I walked about aimlessly on the street.
Alışveriş bölgesinde amaçsızca dolaştık.We wandered aimlessly around the shopping district.
O kız arkadaşından ayrıldıktan sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
O, kız arkadaşıyla ilişkiyi bitirdikten sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
Yapacak eğlenceli bir şey bulmayı amaçsızca merak ediyorum.I wondered aimlessly to find something fun to do.
Sessiz kalmak amaçsız konuşmaktan daha iyidir.It is better to remain silent, than to talk without purpose.
Amaçsızca dolaştım.I walked around aimlessly.
Ben zihnimin amaçsızca dolaştığını tahmin ederim.I guess my mind wandered.
O zamandan beri, gözlerindeki sonsuz gecede amaçsızca dolaştım.Ever since, I've wandered aimlessly in the everlasting night of your eyes.
Amaçsızca yürümekten hoşlanırım.I like to walk aimlessly.
Sen amaçsızca dolaşıyorsun.You are wandering.
Sokaklarda deli gibi amaçsızca dolaşıyor.He walks aimlessly in the street as a madman.
Rolling Stone piyano parçalarını "amaçsızca sevimli" olarak tanımladı.Rolling Stone described the piano pieces as "aimlessly pretty".
Fakat insanlara ne istediklerini bulmalarına yardım etmesi açısından amaçsız değildi.But it wasn't useless in the sense that it helped people figure out what they wanted.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.But the process itself is without purpose, without foresight, without design.
Ve hepsini okudum, ama amaçsızca; keyif aldım.And I have read all of them, but with no purpose; I enjoyed it.
Vikipedi, benim kurduğum kar amaçsız kuruluş olan Wikimedia Vakfı'na aittir.So Wikipedia's owned by the Wikimedia Foundation, which I founded, a nonprofit organization.
Uyuşturucuya karşı olan amaçsız savaşla oldu.It was this misguided war on drugs.
Ve bize bulut gözlemlemenin amaçsız doğasını hatırlatır, ne kadar amaçsız bir aktivite olduğunu.And it reminds us of the aimless nature of cloudspotting, what an aimless activity it is.
Gittikçe daha yakın ve yakın oluyor, amaçsızca asimptota yaklaşıyor. .It just gets closer and closer and closer, arbitrarily close to the asymptote.
Yani gördüğünüz gibi her şey yüzey üstüne amaçsızca dağıtılmış.I mean, you see, everything seems to have been scattered aimlessly around the space.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.I therefore run like that, as not uncertainly. I fight like that, as not beating the air,
Sonraki yıllarını da Özgür Şehirlerde amaçsızca dolaşarak harcamışlardır..[7]They spent the following years wandering the Free Cities.[7]
Ardından amaçsızca trafikte gezerken görüldü ve Tucson, Arizona'da tutuklandı.[7]Bardo was later arrested in Tucson, Arizona, when he was observed walking aimlessly in traffic.[7]
Iago, Samuel Taylor Coleridge tarafından "amaçsız kötülük" olarak tanımlanmıştır.Iago has been described as a "motiveless malignity" by Samuel Taylor Coleridge.
Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır."Ha sido durante mucho tiempo un oscuro laberinto sin destino.
Vali, hayatta kalmayı başaran bir aile ile karşılaşana kadar amaçsızca dolaşan biri haline gelmiştir.Se ha convertido en un vagabundo sin rumbo hasta que conoce a una pequeña familia de supervivientes.
Bunlar: Tümörler amaçsızca ürerler.ものおき моно-оки): для невостребованных вещей.
Clay, rozetler ve madalyalarla bezeli amaçsız ve duyarsız bir bireydir.Clay هو شخص بلاهدف أو احساس حاصل على شارات وميداليات .
O bir süre amaçsızca gezdi.Zij heeft een tijd gedoold.
Rolling Stone piyano parçalarını "amaçsızca sevimli" olarak tanımladı.Rolling Stone kuvaili kappaletta "club-pop leikkaukseksi Ne-Yon haikealla kertosäkeellä".
Bazen komedi yayınlarının daha komik olması için de amaçsızca kullanılır.Най-често комедийното се постига чрез изобличаване в абсурда.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Aber der Prozess selbst ist ohne Vorsatz, ohne Weitblick, ohne Plan.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Ale proces sám o sobě nemá cíl, je bez prozíravosti, bez designu.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.De magának a folyamatnak nincs célja, nincs átgondolva, nincs megtervezve.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Însă procesul în sine nu are scop, nu are previziune, și nici design.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.하지만 그 과정 자체는 목적이 없습니다. 미래를 내다보지도 않고, 설계를 하지도 않죠.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Maar het proces zelf is zonder doel, zonder planning, zonder design.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Ma il processo in sè manca di scopo, di lungimiranza, di progettazione.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Mais le processus lui-même n'a pas de finalité. Il n'y a ni vision ni conception.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Mas o processo em si é desprovido de propósito, sem planeamento, sem "design".
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Mutta prosessilla itsellään ei ole mitään tarkoitusta, mitään ennakkonäkemystä, mitään suunnitelmaa.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Pero el proceso en sí no tiene ningún propósito, sin previsión, sin diseño.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Sam proces jednak nie ma celu, nie ma etapu planowania, projektowania.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Tapi proses itu sendiri tanpa tujuan, tanpa rencana jauh ke depan, tanpa rancangan.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Αλλά η ίδια η διαδικασία είναι άσκοπη, χωρίς όραμα, χωρίς σχεδιασμό.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Но самият процес е без цел, без предвиждане, без проект.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.Но сам процесс без цели, без предвидения, без дизайна.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.אך התהליך עצמו הוא נטול מטרה, נטול ראיית-נולד, נטול תכנון.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.ولكن العملية بحد ذاتها دون هدف، ليس لديها بعد نظر، وبدون تصميم.
Ama sürecin kendisi amaçsız, öngörüsüz, tasarlanmamış.先見性も デザインもありません 4年前にこの場所で
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Daarom loop ik niet zomaar wat in het wilde weg en ik sta ook niet in de lucht te boksen.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Én azért úgy futok, mint nem bizonytalanra; úgy viaskodom, mint a ki nem levegõt vagdos;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Ich laufe aber also, nicht als aufs Ungewisse; ich fechte also, nicht als der in die Luft streicht;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Io dunque corro, ma non come chi è senza mèta; faccio il pugilato, ma non come chi batte l'aria
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Ja tedy tak bieżę, nie jako na niepewne; tak szermuję, nie jako wiatr bijąc.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Jeg løber derfor ikke som på det uvisse jeg fægter som en, der ikke slår i Luften;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Jeg løper da ikke som på det uvisse; jeg fekter ikke som en som slår i været;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.그러므로 내가 달음질하기를 향방 없는것 같이 아니하고 싸우기를 허공을 치는 것 같이 아니하여

İlgili Sayfalar