altın ile cümle
altın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
O ayak altındadır.It is in the way.
Onlar ayak altındalar.They are in the way.
Alkolün etkisi altında araba sürmeyin.Don't drive under the influence of alcohol.
Mahkûm cezaevi duvarının altında bir delik açtı.The prisoner dug a hole under the prison wall.
Buz ağırlığın altında çatladı.The ice cracked under the weight.
Kulübenin çatısı karın ağırlığı altında gıcırdadı.The roof of the hut groaned under the weight of the snow.
Kedi yavrusu masanın altında süt içiyordu.The kitten was drinking milk under the table.
Çocuğun kolunun altında bir beyzbol sopası var.The boy has a bat under his arm.
Döşemenin altındaki kaçak borular.Run pipes under the floor.
Fil soyu, tükenme tehlikesi altındadır.Elephants are in danger of dying out.
Ceketinin altına bir kazak giysen iyi olur.You'd better wear a sweater under your jacket.
Öğrenciler öğretmenlerine altın bir saat verdi.The students presented their teacher with a gold watch.
Onun, bütün o karın altında gömülü olduğunu duyuyorum.I hear it's buried under all that snow.
Ev karın ağırlığı altında çöktü.The house collapsed under the weight of snow.
Altın bir fırsatı kaçırdım.I missed a golden opportunity.
Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.The river flooded a large area.
Tekne köprünün altından geçti.The boat passed under the bridge.
Güneş ufkun altında batıyor.The sun is sinking below the horizon.
Güneş ufkun altında yavaşça battı.The sun sank slowly below the horizon.
Buraya altın barlarını kim gömdü.Who buried the gold bars here?
Onun başarısının sırrının altında biri var mı?Is anybody in on the secret of his success?
Şelalenin altında çıplak duran bir adam gördüm.I saw a man standing naked under the waterfall.
Bir çocuk, yağmur altında gazeteleri dağıtıyordu.A boy was giving out newspapers in the rain.
Yer altında alışveriş bölgesi var.There is a shopping district underground.
Metrolar yerin altında gider.Subways run under the ground.
Notlar sayfanın altında.The notes are at the bottom of the page.
Şehir sis altında kaldı.The city was wrapped in fog.
Tüm kasaba su altındaydı.The entire town was under water.
Sükut altındır ama bir yabancı dil öğrenmeye çalışırken değil.Silence is golden, but not when trying to learn a foreign language.
Altından tut.Grab the bottom.
Demir altından daha serttir.Iron is harder than gold.
Demir altından çok daha faydalıdır.Iron is much more useful than gold.
Oyunda altın madalyayı Japonya takımı kazandı.The Japan team won the gold medal in the game.
Islanmaktan kaçınmak için bir ağacın altında durdum.I stood under a tree to avoid getting wet.
Kedi çitin altında süründü.The cat crept under the hedge.
Kedi, sandalyenin üstünde mi yoksa altında mı?Is the cat on the chair or under the chair?
Harap kale şimdi restorasyon altında.The ruined castle is now under restoration.
Satışlar hedeflerinin altında kaldı.Sales fell short of their goal.
Onu, kolunun altında evrak çantası ile gelirken gördüm.I saw him coming with his briefcase under his arm.
Altın madalya kazandığı için onu tebrik ettik.We congratulated him on winning a gold medal.
O, hırsızlık şüphesi altında.He is under suspicion of theft.
Buz onun ağırlığı altında çöktü.The ice gave way under his weight.
Onun altında çalışmaktansa istifa ederim.I would rather quit than work under him.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Onun eseri ortalamanın altındadır.His work is below average.
Üç dakika boyunca su altındaydı.He was underwater for three minutes.
O, peçeteyi çenesinin altına sıkıştırdı.He tucked the napkin under his chin.
Oyuncaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O,oyucaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu.He was carrying an umbrella under his arm.
O, altını çaldığını itiraf etti.He admitted that he stole the gold.
Kitabı ceketinin altına sakladı.He concealed the book under his coat.
O, masanın altındaki kutuyu buldu.He found the box under the table.
O kapı kasasının altında durdu.He stood under the door frame.
Kolunun altında kitaplarını tutuyor.He is holding his books under his arm.
O, denizin altında yeni bir hayatın tadını çıkardı.He enjoyed a new life under the sea.
Altın aramaya gitti.He went in search of gold.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
Bu onun altıncı kazası.This is his sixth accident.
İlgili Sayfalar