altın ile cümle

altın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sandalyenin altında bir çift eldiven buldum.I found a pair of gloves under the chair.
Amerikan kültüründe konuşma altındır.In American culture, speech is golden.
Şu ağacın altındaki genç kadın üzgün görünüyor.The young woman under that tree looks sad.
Sanırım mektubun o kitabın altında.I think your letter is under that book.
Galiba mektubun şu kitabın altında.I think your letter is under that book.
On altının dördüncü dereceden kökü ikidir.Two is the fourth root of sixteen.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
16 yaş ve altındaki çocuklar tiyatroya kabul edilmeyecek.Children of age sixteen and under will not be admitted to the theatre.
Yol onarım altında."Road under Repair."
Altın kupa final maçının galibine verildi.The gold cup was given to the winner of the final match.
Biz, mevcut koşullar altında daha fazla fiyat indirimi teklif edemeyiz.We cannot offer a further price reduction under the current circumstances.
Bu şartlar altında teslim olmaktan başka seçeneğimiz yok.Under the circumstances we have no choice but to surrender.
Koşullar altında iflâs kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Bu koşullar altında, iflas kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Söz gümüşse, sukut altındır.Speech is silver, silence is gold.
Parkta kiraz ağacının altında bankta yatan genç bir adam gördüm.I saw a young man lying on the bench under the cherry tree in the park.
Söz gümüşse sükut altın.Least said, soonest mended.
Yüzlerce alan sel suları altında kaldı.Hundreds of fields were submerged in the flood.
Sokaklar ve evler sel altında kaldı.Streets and houses were drowned by the flood.
Masanın altına madeni para yuvarlandı.A coin rolled under the desk.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Hava trafik kontrolörleri ağır zihinsel yük altındadırlar.Air traffic controllers are under severe mental strain.
Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.It is ten degrees below zero now.
Eğitim sistemi şu anda inceleme altında.The educational system is now under review.
Bu sabah sıfırın altında on dereceydi.It was ten degrees below zero this morning.
Bu sabah sıcaklık sıfırın altındaydı ama okula bisikletle gittim.It was below zero this morning, but I cycled to school.
Bugün benim on altıncı doğum günüm.Today is my sixteenth birthday.
Ben sana altını kumdan nasıl ayıracağımı göstereceğim.I'll show you how to separate gold from sand.
Sıcaklık dün sıfırın altında beş santigrat dereceye düştü.The temperature fell five degrees centigrade below zero yesterday.
Geçen yıl etekler tam dizlerin altına uzandı.Skirts last year reached just below the knees.
Sıcaklık dün gece sıfırın altına düştü.The temperature fell below zero last night.
Üç yaşın altındaki çocuklar ücretsiz kabul ediliyor.Children under three are admitted free of charge.
Eğer bir şemsiyeniz varsa, onun altında size katılmama izin verin.If you have an umbrella, let me join you under it.
Çocuklar yatağın altında saklı noel hediyeleri buldular.Children found Christmas presents hidden under the bed.
Düşünce özgürlüğü anayasa tarafından garanti altına alınmıştır.Freedom of thought is guaranteed by the constitution.
Anayasamız Amerikan rehberliği altında yazıldı.Our constitution was drawn up under American guidance.
Biz ufkun altında güneşin batışını gördük.We saw the sun sink below the horizon.
Biz yağmurdan dolayı bir ağacın altında sığındık.We took shelter from the rain under a tree.
Benim sepet masanın altındadır.My basket is under the table.
Köpeğimi bahçemizdeki ağacın altında uzanırken buldum.I found my dog lying under the tree in our yard.
Şemsiyemin altında gel, yoksa ıslanacaksın.Come under my umbrella, or you'll get wet.
Bu sabah benim ateşim otuz yedi derecenin altındaydı.My temperature was below thirty-seven degrees this morning.
Kedim masanın altından çıktı.My cat has come out from under the table.
Şu ağacın altında duran bir kız görüyorum.I see a girl standing under that tree.
Ben her zaman elimin altında bir sözlük bulundururum.I always keep a dictionary close at hand.
Ben masanın altına saklandım.I hid under the table.
Masanın altına saklandım.I hid under the table.
Yatağın altına saklandım.I hid myself under the bed.
Anahtarı paspasın altında buldum.I found the key underneath the mat.
Ben şimdi bir doktorun bakımı altındayım.I am now under a doctor's care.
Uzun bir süredir aşırı zorluklar altında mücadele ediyorum.I have struggled under extreme difficulties for a long time.
Onu kolunun altında bir kitapla yürürken gördüm.I saw him walking with a book under his arm.
Ona altın bir saat hediye ettim.I presented him with a gold watch.
Ona bir altın saat verdimI gave him a gold watch.
Şemsiyenin altına girmeme izin ver.Let me in under your umbrella.
Ofis altıncı kata taşındı.The office has been transferred up to the sixth floor.
Doğa bütün cephelerde saldırı altında.Nature is under attack on all fronts.
Sözlük elinizin altında.The dictionary is close at hand.
Ağaç meyvelerin ağırlığı altında eğildi.The tree bent under the weight of the fruit.
İlgili Sayfalar