altın ile cümle

altın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom tasarruflarını yatağın altındaki bir ayakkabı kutusunda tutuyor.Tom keeps his savings in a shoebox under the bed.
Onlar ayrıldığından beri köprünün altından çok sular aktı.Since they parted, a lot of water has flowed under the bridge.
Senin ayaklarının altındaki zemini öpüyorum.I kiss the ground beneath your feet.
Leyla ve Sami aynı çatı altında yaşıyorlardı.Layla and Sami lived under the same roof.
Leyla ve Sami aynı çatı altında yaşadılar.Layla and Sami lived under the same roof.
Hepimiz aynı gökyüzü altında yaşıyoruz ama aynı ufka sahip değiliz.We all live under the same sky, but we do not have the same horizon.
Bu videonun altındaki bağlantıya tıklayın.Click on the link below this video.
Bu videonun altındaki linke tıklayın.Click on the link below this video.
Merdivenlerin altında yürümeyin.Don't walk under ladders.
Merdivenlerin altında yürüme.Don't walk under ladders.
Onları otobüsün altına atacak.He will throw them under the bus.
Leyla uyuşturucu ve alkol etkisi altındaydı.Layla was under the influence of drugs and alcohol.
Normal koşullar altında, Tom oraya gitmeyi asla kabul etmez.Under normal circumstances, Tom would never agree to go there.
Normal koşullar altında, Tom bunu asla kabul etmez.Under normal circumstances, Tom would never agree to do that.
Yüzme havuzu zeminin altında gizlidir.The swimming pool is hidden under the floor.
Sami, Leyla'nın cesedini teknenin altına yerleştirdi.Sami placed Layla's body on the bottom of the boat.
İç duvarları altınla kapladı.He overlaid the walls on the inside with gold.
Şehir kuşatma altında.The city is under siege.
Tom bıçağı yatağının altına sakladı.Tom hid the knife under his bed.
Tom arka bahçesinde üç tane altın para buldu.Tom found three gold coins in his backyard.
Şemsiyemin altına gir.Get under my umbrella.
Bu sorunlar halının altına süpürülmemelidir.This problem must not be swept under the carpet.
Ödünç alınmış altın geri talep ettikleri zaman kurşun haline gelir.Borrowed gold becomes lead when they demand it back.
Peynir sabah altın, öğleden gümüş, akşam kurşundur.Cheese is gold in the morning, silver at noon, and lead in the evening.
Onlar hâlâ kurşunu altına dönüştüremiyorlar.They still can not convert lead into gold.
Lambanın altında ne vardı?What was there under the lamp?
Altın bu alanda çıkarılır.Gold is mined in this area.
Sanırım bu bölgedeki bütün altınları kazıp çıkardık.I think we have mined all the gold in this area.
Bankın altındaki köpek sizin mi?Is the dog under the bench yours?
Bankın altındaki köpek sana mı ait?Does the dog under the bench belong to you?
Terlikler yatağın altındadır.The slippers are under the bed.
Beş pizza sipariş ederseniz, altıncıyı ücretsiz alırsınız.Order five pizzas, and you'll get the sixth free.
Onun sünnet derisinin altında beyaz salgı vardı.There was smegma under his foreskin.
Tüm bunlar Tom'un başının altından çıkıyor.Tom is the one that started all this.
Tom Mary'nin çantasını kanepenin altında buldu.Tom found Mary's purse under the sofa.
Masanın altına baktım.I looked under the table.
Arabanın altına baktım.I looked under the car.
Yatağın altına baktım.I looked under the bed.
Koltuğumun altına baktım.I looked under my seat.
Tom yatağının altına saklandı.Tom hid under his bed.
Siyah çizginin altındaki sayıları okuyabilir misin?Can you read out the numbers under the black line?
Altın gümüşten daha değerlidir.Gold is more valuable than silver.
Tom'un otuz yaşın altında olduğunu düşündüm.I thought Tom was under thirty.
Hükümet herkesin altınına el koyuyor.The government is seizing everyone's gold.
Hem Tom hem de Mary hâlâ otuz yaşın altında.Both Tom and Mary are still under thirty.
Tom arka bahçesinde bazı altın paralar buldu.Tom found some gold coins in his backyard.
Tom muhtemelen gözetim altında tutulacak.Tom will probably be put on probation.
Sanırım Tom bunu bilinç altında yaptı.I think Tom did that subconsciously.
Tom çok ıslanmayacağını umarak ağacın altına bir barınak götürdü.Tom took shelter under the tree, hoping he wouldn't get too wet.
Tom sırt çantasını bir yastık olarak kullanarak ağacın altında uyudu.Tom slept under the tree, using his knapsack for a pillow.
Tom ağacın altında sırt çantasını yastık yapıp uyudu.Tom slept under the tree, using his knapsack for a pillow.
Sanırım o ağacın altındaki ceket Tom'un.I think the coat underneath that tree over there is Tom's.
Tom bir ağacın altında çömeldi.Tom squatted down under the tree.
Bir ağacın altında duruyorum.I'm standing under a tree.
Bir ağacın altında dayanıyorum.I'm standing under a tree.
Ağacın altında duruyorum.I'm standing under the tree.
Tom, hediyeleri Noel ağacının altına koydu.Tom put the presents under the Christmas tree.
Anahtarı paspasın altında ve yakındaki saksının içinde aradım.I looked for the key under the welcome mat and in the nearby flower pot.
Çölde, suyun ağırlığı altın değerindedir.In the desert, water is worth its weight in gold.
Buzdolabının altında bir kertenkele var.There's a lizard under the refrigerator.
İlgili Sayfalar