Vizeden muaf olmadıkça ziyaretçilerin vize alması gerekmektedir.Pred potovanjem morajo gostje potrebujejo dovoljenje.
Bu durum Güneş'in bir kırmızı dev olup Yeryüzünü de içine almasına kadar sürecektir.Preden pa se bo to zgodilo, bo Sonce postalo rdeča velikanka, in požrlo Zemljo.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Berač ga prosi za kakšen dar.
Kadınların bu yarışlarda resmi olarak yer alması ise ilk kez 1976 Montreal Olimpiyat Oyunları'nda gerçekleşti.Ženske so v veslanju na Olimpijskih igrah prvič nastopile na Olimpijadi leta 1976 v Montrealu.
Draken, Saab 29 Tunnan ve Saab 32 Lansen uçaklarının yerini alması için tasarlanmıştır.Draken je naslednik Saab J 29 Tunnan in Saab 32 Lansen.
Bir sezonda haftada 10.000 € almasıyla dünyanın en çok kazanan futbolcularından bir tanesidir.S svojim zaslužkom 9 milijonov evrov letno je bil najbolj plačan trener na svetu v teh letih.
Katılmamasının nedeni ise kurallar gereği bir önceki yılda aldığı kötü sonuç almasıdır.Po govoricah naj bi bil razlog slaba uvrstitev iz preteklega leta.
Uçak, Douglas DC-3'ün yerini alması amacıyla tasarlanmıştır.Letalo je bilo zasnovano kot naslednik Douglas DC-3.
Daha sonra şarkının Prospekt's March albümünde yer almasını bekleniyordu ancak bu gerçekleşmedi.Nato so pesem nameravali izdati preko EP-ja Prospekt's March, a nazadnje tudi preko slednjega ni izšla.
Learjet firması tarafından Learjet 24'lerin yerini alması için imal edilmiştir.Razvit je bil na podlagi Learjeta 25.
7 Almanya Şampiyonluğu olmasına rağmen en son şampiyonluğunu 1958 yılında alması şaşırtıcıdır.Na turnirjih za Amatersko prvenstvo Francije se je najdlje uvrstil v polfinale leta 1958.
Keşif için kimlerin kredi alması gerektiği hakkında tartışma devam etmektedir.V nadaljevanju govori o tem, kaj je potrebno storiti za odpustke in za koga se jih dobi.
Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı.To je bilo tik preden je odšel na romanje v Jeruzalem.
Böyle bir durumda o kişinin psikolojik destek alması gerekir.V primeru takih simptomov je treba poiskati zdravniško pomoč.
İnsafsız bir şiddet dalgasının ardından genellikle yeni hükümdarın intikam alması beklenen bir durumdu.Dažnai po siaubingo smurto protrūkio ateidavo naujojo imperatoriaus kerštas.
Ailesi, aynı zamanda tıp okuması şartıyla resim eğitimi almasına izin verdi.Jo šeima sutiko, kad jis studijuotų tapybą, bet tik su sąlyga, kad taip pat studijuos mediciną.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.Išlikus Rytų imperijai, imperatorius užsitikrino teisę kištis į Bažnyčios reikalus.
Sağlam bitkilerdeki bu olayların düzenlenmesinde sitokininlerin rol alması muhtemeldir.Manoma, kad tokių augalų atsiradimą fikcijoje galėjo nulemti vabzdžiaėdžiai augalai.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Epimetėjas padėjo broliui dalyti žmonijai įvairias dovanas.
Kadınların iyi bir eğitim almasını ve iyi bir eş, iyi bir anne olması için çabalamasını istedi.Jos galėjo gauti išsilavinimą, kuris joms padėdavo tapti dar geresne žmona bei motina.
Türkiye'nin yurt dışındaki turistik tanıtım çalışmalarında yer alması etkili olabilir.Homoseksualios poros tokiu atveju dirbtinio apvaisinimo technologija gali pasinaudoti užsienyje.
Sebebi ise patlayıcı gücü ile start almasıdır.Jo iniciacijai reikia detonatoriaus.
Belçika'da doğması ve bu ülkede futbol eğitimini alması sebebiyle Belçika millî takımını seçti.Gimė makedonų šeimoje Belgijoje, treniravosi belgų ir olandų futbolo klubų jaunimo komandose.
Murat Karayalçın'ın siyasi yaşamına CHP'de devam etme kararı almasıyla birlikte SHP Genel Başkanı seçilmiştir.Koalicijos politinės tarybos pirmininku buvo išrinktas Gintaras Songaila.
Annesinin tek amacı, oğlunun iyi bir eğitim almasını sağlamaktı.Seepärast oli isale oluline, et ainus poeg hea hariduse saaks.
Ancak hediye alması hâlâ mümkün gibi gözükür.Tegelikult ei pruugi see nii olla, sest võidakse saada ka kingitus.
Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu.Isa soovis, et poeg saaks advokaadiks.
Hemen doğumdan sonra anne, yavrusunu su yüzüne itekleyerek, yavrunun ilk kez nefes almasını sağlar.Kohe pärast sündi tõstab ema poja veepinnale, et ta saaks teha oma esimese hingetõmbe.
Bunun dışında, şirketlerin kaynak ihtiyaçlarını karşılamak için yabancı kaynaklardan borç alması da mümkündür.Lisaks eelpool mainitule on ettevõtetel laenamiseks ka muud võimalused.
Böyle bir durumda o kişinin psikolojik destek alması gerekir.Sellised noored vajavad psühhiaatrilist abi.
Ancak iktidarı süresince ülkedeki ekonomik kalkınma halkın desteğini almasını sağlamıştır.Rahvusvahelise toetuse nimel ohustas ta riigi püsimajäämist.
Onun iyi bir eğitim almasına özen vermişti.Ta pidas tähtsaks võimalust omandada head haridust.
Gifu, ülkenin ortasında yer alması nedeniyle Japonya'nın tarihinde önemli bir rol oynamıştır.Gifu asub Jaapani keskosas ja tal on olnud tähtis roll Jaapani ajaloos.
Heinrich oğlunun evde 12 yaşına kadar eğitim almasını sağladı.Donaldi ema õpetas teda kodus kuni 8-aastaseks saamiseni.
Slogan, birçok Nazi toplama kampının girişinde yer almasıyla ün kazanmıştır.Fraas oli kirjas paljude Natsi-Saksamaa koonduslaagrite sissepääsul.
Franz, kız kardeşinin bir tarım okulunda eğitim almasına yardım etti.Oma kahe venna toetusel õppis ta Leeris farmatseudiks.
Ama Harika Amca Stan onlara bir hediye almasını söylemiştir.Holden on ostnud talle kingituseks plaadi.
Birliklere savaş pozisyonu alması emrini verdi.Hakati korraldama pataljoni tagasitõmbamist.
Hasta sıvı alması için cesaretlendirilir.Igati paistab välja, et haige peab hingamiseks pingutama.
Carl'ın pilotluk eğitimi almasını sağlar.Stefan pühendus piloodiloa saamisele.
Fakat bu 99 yıl hapis cezası almasına engel olmadı.Selle eest karistati teda 90-päevase vanglakaristusega.
Keşif için kimlerin kredi alması gerektiği hakkında tartışma devam etmektedir.Selgitusse tuleb märkida, kelle eest kautsjon tasutakse.
Aşağıdaki 9 ülke vatandaşları Ekvador için vize alması gerekmektedir.Eesti kodanikud peavad Malawisse reisimiseks taotlema Rahvaste Ühenduse viisa.
Acı çekmenin, tutkunun kaçınılmaz bir parçası olduğunu ve risk alması... ...gerektiğini kabullenmişti.لقد تقبلت المعاناة عن مضض كخصم محتوم للحب العميق و كانت مستعدة لوضع مشاعرها بخطر
Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu -- iki.2.
Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu -- iki.애드빌[*미국의 진통소염제]의 일반사람 기준 하루 섭취량은? 두개.
Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu -- iki.כמה אדוויל האדם הממוצע צריך לקחת -- שניים.
Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu -- iki.كم حبة من دواء "ادفيل" يمكن للشخص أن يتناول-- اثنتان.
Advil alması gerektiğini bulmaya çalışsaydım harika olurdu -- iki.見出したいと思っているのが 潜在能力や
Ahşap oyuncaklara devam etmeyip sadece LEGO Sistem'e devam etme kararı alması gerekiyordu.Myśląc do przodu, porzucił produkowanie z drewna i skupił się tylko na klockach LEGO.
Ahşap oyuncaklara devam etmeyip sadece LEGO Sistem'e devam etme kararı alması gerekiyordu.Ole pensou que talvez a companhia precisava de um bom nome
Aklınızdan şu geçebilir, eğer hiç Louisianayı almasalardı, batı kıyısını da alırlar mıydı?당신이 이런 식으로 궁금해 할 수도 있겠네요. 만약에 그런 일이 절대
Aklınızdan şu geçebilir, eğer hiç Louisianayı almasalardı, batı kıyısını da alırlar mıydı?Spojenými státy, schopnými osvojit si to, co je prostředkem třetiny kontinentu.
Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar.Istentől, Gábrielen keresztül kapják, fentről kapják az üzenetet.
Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar.모든 슈퍼히어로들도 위에서부터 계시를 받게됩니다.
Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar.מאלוהים, דרך המלאך גבריאל, קיבלו גם הם את המסר שלהם מלמעלה -
Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar.من الله عبر الملاك جبريل .. فقد تلقوا رسائلهم من السماء
Allah'tan Cebrail ile alması gibi, mesajlarını yukarıdan alıyorlar.天からメッセージを受け取ります ピーター・パーカーが
Alması güzel bir şeydi.Das war ein nettes Geschenk.
Alması güzel bir şeydi.Dat was mooi om te begrijpen.