Trafik kazaları ağırlıklı olarak alkol ve madde etkisi altında araç kullanımından kaynaklanmaktadır.Driving under the influence of alcohol or drugs.
Polis kazada alkolün etkisinin olmadığına hüküm getirdi.They said that alcohol was not a factor in the accident.
Alkol Arapçadan türemiş bir kelimedir ve al-kohl olarak damıtma işlemini tanımlamada kullanılmıştır.He is a supporter of al-Qaeda and is used as a scholarly reference by the movement.
Hayatı boyunca depresyonla olduğu kadar uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ile de sorun yaşamıştır.James admits to having had problems with drugs and alcohol throughout his life.
Bira içeriğindeki alkol oranını azaltmak üreticiler için ekstra bir işlem anlamına gelmekteydi.He gave up drinking beer as an example for others.
Asla alkollü içecekler içmez.Znamierowski never drank alcohol.
Alkolsüz diğer sütlü içecekler ise bitkisel enerji içeceğini içerir.Other non-alcoholic non-dairy drinks include herbal energy drinks.
Aynı zamanda alkollü içecekler içeren bir karıştırıcı olarak da kullanılır.It is also used as a mixer with alcohol based drinks.
İçindeki alkol oranı %35 ile %70 arasında değişir.Their alcohol contents vary between 15 and 75%.
Çok alkol almanın ardından akşamdan kalma durumunun bir belirtisidir.It is considered rude to take any alcohol back when departing.
Champurrado'ya alkol de katılabilmektedir.Champurrado may also be made with alcohol.
PEA ve NMPEA alkoloiddir ve bir dizi farklı bitki türünde bulunur.PEA and NMPEA are both alkaloids that are found in a number of different plant species as well.
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.He suffered for alcoholism throughout his life.
Haftanın 4 gününü alkole, 3 gününü ise majuna ayırmıştı.He drank for two days, he drank for three days, for a week.
Çözücü olarak saf etil alkol kullanılır.The secular consumption of alcohol is allowed.
Buna kıyasla Avrupa'da alkol tüketimi kişi başına yılda ortalama 12.2 litre civarındadır.Around 22 litres per day is average in the UK.
A.B.D — ABD'de eski ale biralar genellikle yüksek oranlarda alkol içermektedir.In the U.S., single servings of beverages are usually measured in fluid ounces.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.He struggled with alcohol and drugs.
Bunlara cerrahi alkoller de denir.These are called alkaliphiles.
Isıtıldığında alkol miktarı daha da düşürmektedir. ^ Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).
Kitap, yazarın kendi üzerinde de gözlediği, alkolün zararlarını anlatır.Alcohol exaggerates the drinker’s perception of the world around him.
Doppelbock'lar günümüzde de türdeşlerine göre yüksek alkol oranına sahiptirler.Tribal women now list alcohol addiction among men as their biggest concern.
1970'lerden bu yana şiddetli alkolizm geçirmiştir.Since the 1970s, she suffered from severe alcoholism.
Sürenin sonunda tekrar süzülen içki şeker, karamel, alkol ve su ile karıştırılır.When a year has passed, the liqueur is filtered again, then mixed with sugar, caramel, and alcohol.
Kolesterol önemli bir steroid alkolü olup hücre zarlarında yaygınca bulunur.Cholesterol is a tetracyclic alcohol and a type of sterol.
Meksikalı kaçakçılar, ABD'deki alkol yasağı süresince alkol kaçakçılığıyla uğraştılar.The US military has since banned alcohol for its troops.
Kasabada alkol satışı ve ithalatı yasaktır.The sale or importation of alcohol is banned in the city.
Annesi alkollü araç kullanırken kaza yapmış ve ölmüştür.His wife died while driving when drunk.
Hem alkollü hem de alkolsüz varyantları mevcuttur.Both alcoholic and non-alcoholic varieties exist.
Chögyam Trungpa alkol bağımlılığı yüzünden ölmüştür.Haničincová died as a result of alcohol.
Kaan Sevda’ya Mete’nin alkolik olduğunu söyler.Sprout learns that Mrs. Miller, too, has a drinking problem.
Alkolizm, 1983'te Finlandiya Bankasının genel müdürlüğü görevinden alınmasının da sebebiydi.His alcoholism was the cause of his dismissal as Governor of the Bank of Finland in 1983.
Her ne kadar inkar etse bile bir alkolik.By all accounts, he was an alcoholic.
Alkolik içki müptelası olmuştu ve veremden müztarıptı.The driver was tested for blood alcohol and found to have none present.
Alkolmetre sarhol birinde kesinlikle yanılmıyor.There is no alkalinity downstream of Huling Branch.
Orijinal hareket fazlasıyla uyuşturucu ve alkol kullanımı içerir.The only problem that is more prevalent in male athletes is drug and alcohol use.
Sonradan yapılan açıklamalar neticesinde alkol problemi çektiği belirtildi.It is later revealed that alcohol was a factor in the accident.
Sodyum borhidrürler aldehit ve ketonlarla indirgenerek alkolleri verir.Sodium borohydride reduces aldehydes and ketones to give the related alcohols.
Alkenlere sülfürik asittin katılması alkol elde etmek için kullanılan bir yöntemdir.Cinemas must have a liquor license to serve alcohol.
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.In the actual case, the craving for alcohol did not render the use of alcohol involuntary.
Bunun için ekşi süt mamülü kefir ve kımız bir miktar alkol ihtiva ederler.Here we eat pork, drink alcohol and show our face.
Hoegaarden Rosée 2007 yılında piyasaya sürüldü. %3,0 alkol oranına sahiptir.Ichiro was caught stealing only twice in 2006, for a 96% success rate.
Babası da bir alkoliktir.His grandfather also appears to be an inventor.
Fruktoz, diğer bütün doğal şekerlerden ve şeker alkollerinden daha yüksek bir çözünürlüğe sahiptir.Fructose has higher water solubility than other sugars, as well as other sugar alcohols.
Ardından çabaları sonuç vermiş ve uyuşturucu ve alkolü bırakmıştır.He listened to his doctor's warnings and gave up alcohol and drugs.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Alcohol and drug abuse became major problems.
Normal alkol alımının üzerinde, uzun süre boyunca yüksek oranlarda alkol alımı gerçekleşir.It has been a very popular side dish with alcohol for many generations.
Zeaksantin doğadaki en yaygın karotenoid alkollerden biridir.Zeaxanthin is one of the most common carotenoid alcohols found in nature.
Cockta, Slovenya kökenli bir gazlı alkolsüz içecektir.Cockta is a soft drink from Slovenia.
Maya şekeri yiyor ve onu karbon dioksit ve alkole dönüştürüyor.Yeast is eating sugar and turning it into carbon dioxide and alcohol.
Kendisi etil alkol devriminin babası.He's the father of the ethanol revolution.
Etil alkolle veya normal benzinle çalışmalılar.They'd run ethanol or ordinary gasoline.
Yani Brezilya'nın etil alkol mucizesi maalesef yeterli değil.So, Brazil's ethanol miracle, I'm really afraid, is not enough.
Birisi bana alkol gibi sert bir şeyle beslendiğini söyledi.Someone told me they were fed something stronger.
- Evet, ev yapımı alkolle.- Home-brewed alcohol.
Gün içinde tercih edilen iecek alkoldü.Alcohol was the daytime beverage of choice.
Alkol kullanmak, öyle görünüyor ki, evliliğiniz için kötü.Drinking alcohol, it seems, is bad for your marriage.
Alkol bazı tip olabilir.It could be some type of alcohol.
Dikkat, bu bir aldehit, ve bu da bir alkol.Notice, this is an aldehyde, and it's an alcohol.
Bu olabilir organizmaların diğer türleri alkol veya etanol üretmek.In other types of organisms it might produce alcohol or ethanol.