1926'da Manns Brown Ale 1043 orijinal graviteye ve %4,00 civarinda alkol oranına sahipti.1926 hade Manns brown ale en ursprunglig styrka på 1.043 och en alkoholhalt på cirka fyra procent.
Alkol içeriği %45'tır.Alkoholhalten är 45 %.
Babası da bir alkoliktir.Hans pappa är alkoholist.
Düşük bir alkol oranına ve 1037 civarında orijinal graviteye sahiptiler.Dessa öl hade en ursprunglig styrka på cirka 1.037.
Egzersiz, kilo kaybı ve alkol alımının azaltılması da tansiyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.Träning, viktminskning och minskat intag av alkohol bidrar också till att sänka blodtrycket.
Eddie'nin Babası: Kitabın antagonisti, Eddie'nin alkolik ve ilgisiz babası.Eddies pappa är ensamstående och alkoholist.
Her ne kadar inkar etse bile bir alkolik.Du måste erkänna, att Du är alkoholist.
Kasabada Alkol satışı ve ithalatı yasaktır.Det är förbjudet att sälja alkohol i countyt.
Bütanol 4 karbonlu bir alkoldür.1,4-Butandiol är en tvåvärd alkohol av butan.
Aynı zamanda alkollü içecekler içeren bir karıştırıcı olarak da kullanılır.De används också i trolldrycker som en slev.
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Han hålls med horor och dricker ständigt.
Alkol konsantrasyonunu ifade etmek için Standart derece de kullanılabilir.Termometern kan även vara graderad för att direkt ange alkoholhalten.
Sarhoşluk, fazla miktarda alkollü içecek tüketiminden kaynaklanan durum.Man har nämligen hittat mumier som svält upp på grund av för mycket fyllning.
Uyuşturucu kaçakçılığı 1933 yılında ABD'deki alkol yasağı sona erdiğinde başladı.Denna verksamhet upphörde, då Finland 1919 införde förbudslagen mot alkohol.
Asla alkollü içecekler içmez.Intressant är att de aldrig har observerats dricka vatten.
1992 yılında alkol sorunları nedeniyle gruptan ayrıldı.1999 avled han i sviterna av alkoholproblem.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Just nu är han alkoholfri.
Anethol alkolde çözünür, ama su oranı arttıkça çökelir.Anetol är lösligt i alkohol men kristalliseras när alkoholhalten blir för låg.
Önceden çalıştığı iş yerlerinden yalan haber, aşırı alkol tüketimi gibi sebeplerden dolayı atılmıştır.N= Neglect Har Du någonsin försummat några av Dina plikter pp. g.a. alkohol eller drogbruk?
Kımızda çok az miktarda alkol bulunmaktadır ve çok içilince sarhoş edebilmektedir.Eftersom drycken har en så hög alkoholhalt är det lätt att bli berusad av drycken.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
Zeaksantin doğadaki en yaygın karotenoid alkollerden biridir.Zeaxantin är ett xantofyll och en av de vanligast förekommande karotenoida alkoholerna i naturen.
Kısmen alkolizm nedeniyle kaynaklanan sorunlardan rahatsız olan ağabeyi Henry 1 Ağustos 1831'de öldü.Brodern Henry avled av tuberkulos i augusti 1831.
Café Daha çok kahve ve alkollü içecekler servis eder.Kaffedrickarna är fler än de som nyttjar alkohol.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Dessutom missbrukade han alkohol och andra droger.
Alkoliklerde ruhi bozukluklara da rastlanır.Snedtrippar går även att uppleva av alkohol.
Mild ale, hafif bir acılığa ve düşük bir alkol oranına sahip yumuşak içimli biralardır.Svagdricka är en jäst maltdryck med låg alkoholhalt.
Ebeveynleri ayrıldıktan sonra babası alkolik oldu ve sonucunda 1991 yılında kalp krizinden öldü.Hans alkoholiserade far, som ursprungligen kom från Storbritannien, avled i en hjärtinfarkt 1967.
Bu süreç sonucunda oluşan alkol aslında biradır.Det man har tillverkat då är i princip ett starkt öl.
Alkolün su içerisinde çözünmesi olayını örnek olarak verebiliriz.Drickande av alkohol är ett exempel.
Daha sonra aracı süren kişinin alkollü olduğu ortaya çıktı ve hapse atıldı.Stewarden visade sig vara alkoholist och lämnades kvar i land.
İsmine rağmen genellikle alkol içermezler.Hon dricker även ofta mycket alkohol.
Likör %16,5 alkol içerir.Likören innehåller 35 volymprocent alkohol.
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Under flygning får alkoholförtäring inte äga rum.
Bill alkol bağımlısı olur ve zorbalaşır.Ganpat börjar dricka och blir alkoholberoende.
Amerikan tarzı pale ale biralar ortalama %5,00 alkol oranına sahiptir.Internationellt är en alkoholhalt kring 4,5 volymprocent vanlig för exempelvis pilsner.
Çocukken, alkolik olan babasından şiddet görmüştür.Redan som barn visade hon motvilja mot alkoholdrycker i allmänhet.
Babası, daha sonraları alkol bağımlısı oldu.Senare skulle hon bli svårt alkoholiserad.
38% oranında alkol içermektedir.Alkoholhalten är på 38 procent.
Barq's, bir Amerikan alkolsüz içeceğidir.Barq's- це американський безалкогольний напій.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Ризик для алкоголіків зростає у 100 разів.
Filmde Donnie sigara içiyor, alkol alıyor ve evlilik öncesi seksi yaşıyor.У фільмі Донні курить сигарети, п'є алкоголь і займається сексом.
Mojito (İspanyolca, Mohito olarak okunur) geleneksel bir Küba alkollü kokteylidir.Мохі́то (ісп. mojito) — традиційний кубинський алкогольний коктейль.
Şirketin ana ürünleri alkolsüz içeceklerdir.Основний бізнес компанії — безалкогольні напої.
Egzersiz, kilo kaybı ve alkol alımının azaltılması da tansiyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.Фізична активність, втрата зайвої ваги та зменшене вживання алкоголю також допомагають знизити кров'яний тиск.
Alkolden hiç hoşlanmaz.Особливо не полюбляє випивак.
Hatta alkol bile kullanmazdı.Не вживав алкоголь.
Asla alkollü içecekler içmez.Не вживав алкогольних напоїв.
Aaron Stark (Brían F. O'Byrne) — İyileşen bir alkolik, Mark'ın en yakın arkadaşı ve destekçisi.Брайан Ф. О'Бірн — Аарон Старк, алкоголік, що одужує, він АА спонсор Марка Бенфорда і його близький друг.
Sarhoş olmayan her 999 kişiden 50 kişi de alkolmetre yanılıyor ve sarhoşluk gösteriyor.Для 50 з 999 водіїв, індикаторна трубка хибно показує, що вони п'яні.
Punk; alkol, sigara, uyuşturucu kullanmaz.Правила дуже чіткі: no drugs, no alcohol, no cigarettes!
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.В останні роки життя зловживав алкоголем .
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Також самотній і має проблеми з алкоголем.
Yüksek alkollü bir içkidir.Пі́ско — міцний алкогольний напій.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Куріння є фактором ризику, хоча вживання алкоголю не є таким фактором.
Bu durum onu daha fazla alkole yöneltti.Особливо зростало пияцтво.
Bir demecinde, 12 yaşlarındayken alkol ve uyuşturucu bağımlılığından dolayı 26 ay tedavi gördüğünü açıkladı.До 16 років він перепробував всі можливі види алкоголю і наркотиків.
Alkolde çözünür.Виробництво напоїв.
Fakat Jack babasının ameliyattan önce alkollü olduğunu bilmektedir.Батько Джека став алкоголіком.
Alkolmetre sarhol birinde kesinlikle yanılmıyor.Амілодекстрин практично не розщеплюється в кишечнику.