"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Mai, fiamma luminosa, può essere negato a me la tua cara, immagini di vita, la simpatia vicino.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Niciodată, flacără puternică, poate fi refuzat să-mi Ta draga, imagistica viaţă, simpatie aproape.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nie, helle Flamme, kann mir Deine Liebe, Leben Bildgebung, in der Nähe Sympathie verweigert werden.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nigdy, jasnym płomieniem, można odmówić mi Twoje drogi, obrazowanie życia, blisko sympatii.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nikdy, môže byť jasným plameňom byť odmietnutý sa mi tvoj milý, život zobrazovanie, blízko sympatie.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nikdy, může být jasným plamenem být odepřen se mi tvůj milý, život zobrazování, blízko sympatie.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nikoli, lahko svetel plamen, je zanikal, da me tvoje dragi, življenje slikanje, blizu sočutje.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nooit, heldere vlam, kunnen worden geweigerd mij Uw lieve, het leven beeldvorming, in de buurt sympathie.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nunca, brillante llama, se le puede negar a mí tu cariño, de imágenes la vida, la estrecha simpatía.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Nunca, chama brilhante, pode ser negado a mim teu querido, imagem da vida, a simpatia perto.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Soha, fényes lánggal, lehet tagadni, hogy nekem te drága, az élet képalkotás, közeli együttérzést.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Ποτέ, φωτεινή φλόγα, μπορεί να μην επιτραπεί σε μένα σου αγαπητέ, απεικόνισης της ζωής, κοντά συμπάθεια.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Никога не ярък пламък, може да се отрече, да ме Твоята скъпи, изображения на живот, в близост съчувствие.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Никогда, яркое пламя, может быть отказано мне Твои дорогие, жизнь изображений, близких сочувствие.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Ніколи, яскраве полум'я, може бути відмовлено мені Твої дорогі, життя зображень, близьких співчуття.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."לעולם, להבה בהירה, שניתן לדחות לי Thy יקר, הדמיה חיים, אהדה קרוב.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."أبدا ، شعلة متوهجة ، قد نفى لي خاصتك العزيز ، والتصوير الحياة ، وتعاطف وثيق.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla.しかし私の希望はeverの縮約形など明るい上向きの撮影は何?
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyorDus ik open het raam en kijk naar buiten. Er komen vlammen langs het gebouw omhoog.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor그래서 창을 열고 내다보니 호텔 한편에서 불이 타올라오는것이 보였습니다.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor Otelde yangın çıkmıştıEntão abro a janela, e olho lá para fora, vejo chamas a subir pela parede do hotel.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor Otelde yangın çıkmıştıOtwieram więc okno, wyglądam na dwór, a ścianę naszego hotelu pokrywają płomienie, hotel się pali.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor Otelde yangın çıkmıştıΑνοίγω το παράθυρο, κοιτάω έξω, και φλόγες βγαίνουν από το ξενοδοχείο, και το ξενοδοχείο έχει αρπάξει φωτιά.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor Otelde yangın çıkmıştıОтворих прозореца и погледнах навън - от страната на хотела излизаха пламъци, той гореше.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyorThế là tôi mở cửa sổ, nhìn ra ngoài, và tôi thấy lửa ở một bên của khách sạn.
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyorאז אני פותח את החלון, ומסתכל החוצה, ואני רואה להבות שבאות מהצד של המלון שלנו,
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyorففتحت النافذة و نظرت خارجا، و إذ بي أجد نارا مشتعلة تصعد على جانب الفندق،
Pencereyi açıp dışarı bakınca gördüm ki otelin yanından alevler yükseliyor炎がホテルの脇からたちこめていて 火事がおきていました
RABbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.여호와의 사자가 떨기나무 불꽃 가운데서 그에게 나타나시니라 그가 보니 떨기나무에 불이 붙었으나 사라지지 아니하는지라
RABbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.וירא מלאך יהוה אליו בלבת אש מתוך הסנה וירא והנה הסנה בער באש והסנה איננו אכל׃
RABbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.وظهر له ملاك الرب بلهيب نار من وسط عليّقة. فنظر واذ العليقة تتوقّد بالنار والعليقة لم تكن تحترق.
RABbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.耶 和 華 的 使 者 從 荊 棘 裡 火 焰 中 向 摩 西 顯 現 . 摩 西 觀 看 、 不 料 、 荊 棘 被 火 燒 著 、 卻 沒 有 燒 燬
RABbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor.耶和華 的 使者 從荊 棘裡 火焰 中 向 摩西 顯現 . 摩西 觀 看 、 不料 、 荊棘 被 火燒 著 、 卻沒 有 燒燬
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.(17:14) Возгремел на небесах Господь, и Всевышний дал глас Свой, град и угли огненные.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Av glansen framför honom veko molnen undan; hagel föll, och eldsglöd for ned.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Az elõtte lévõ fényességbõl felhõin jégesõ tört át és eleven szén.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Davanti al suo fulgore si dissipavano le nubi con grandine e carboni ardenti
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.De wolken verdwenen toen Zijn glans naderde. Het regende hagel en vurige kolen.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Domnul a tunat în ceruri, Cel Prea Înalt a făcut să -I răsune glasul, cu grindină şi cărbuni de foc.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Frem av glansen foran ham fór hans skyer frem, hagl og gloende kull.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.HERREN tordnede fra Himlen, den Højeste lod høre sin Røst, Hagl og Ildgløder.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Hohteesta, joka kävi hänen edellänsä, purkautuivat pilvet rakeiksi ja palaviksi hiiliksi.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Jehovah tronó en los cielos; el Altísimo dio su voz: granizo y carbones de fuego
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.여호와께서 하늘에서 뇌성을 발하시고 지존하신 자가 음성을 내시며 우박과 숯불이 내리도다
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Lalu TUHAN mengguntur dari angkasa; Yang Mahatinggi memperdengarkan suara-Nya
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Na nebesih je grmel GOSPOD in Najvišji je dal slišati svoj glas – toča in žerjavica ognjena.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Od blasku przed nim rozeszły się obłoki jego, grad i węgle ogniste.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Od blesku před ním oblakové jeho rozehnáni jsou, krupobití i uhlí řeřavé.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Od blesku pred ním rozišly sa jeho oblaky, kamenec a žeravé uhlie.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.O Senhor trovejou a sua voz; e havia saraiva e brasas de fogo.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Und der HERR donnerte im Himmel, und der Höchste ließ seinen Donner aus mit Hagel und Blitzen.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.Και εβροντησεν εν ουρανοις ο Κυριος, και ο Υψιστος εδωκε την φωνην αυτου χαλαζα και ανθρακες πυρος.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.И гръмна Господ от небето, Всевишният даде гласа Си, Град и огнени въглища.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.וירעם בשמים יהוה ועליון יתן קלו ברד וגחלי אש׃
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.ارعد الرب من السموات والعلي اعطى صوته بردا وجمر نار.
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.耶 和 華 也 在 天 上 打 雷 . 至 高 者 發 出 聲 音 、 便 有 冰 雹 火 炭
RAB göklerden gürledi, Duyurdu sesini Yüceler Yücesi, Dolu ve alevli korlarla.耶和華 也 在 天上 打雷 . 至 高者 發出 聲音 、 便有 冰雹 火炭
Romalı savunma birlikleri taşınabilir alev topları ile hendekten çıkmaya çalışanları hedef alıyordu.Các tiểu đội quân La Mã tay cầm súng phun lửa sẵn sàng thiêu cháy bất cứ kẻ nào cố trèo lên từ con hào.
Romalı savunma birlikleri taşınabilir alev topları ile hendekten çıkmaya çalışanları hedef alıyordu.Escuadras de defensores romanos llevaban lanzadores portátiles y rociaban a cualquiera que saliera del foso.
Romalı savunma birlikleri taşınabilir alev topları ile hendekten çıkmaya çalışanları hedef alıyordu.Esquadrões de defensores romanos transportavam lança-chamas que atingiam quem quer que tentasse sair do fosso.