Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaAllí quebró las ráfagas del arco, el escudo, la espada y el arma de guerra. (Selah
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaDaselbst zerbricht er die Pfeile des Bogens, Schild, Schwert und Streit. (Sela.)
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaDer brød han Buens Lyn, skjold og Sværd og Krigsværn. - Sela.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaDi sana Ia menghancurkan semua alat perang, semua panah berkilat, perisai dan pedang
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaE' in Gerusalemme la sua dimora, la sua abitazione, in Sion
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelai Salem vart hans hydda rest och hans boning på Sion.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSela거기서 저가 화살과 방패와 칼과 전쟁을 깨치시도다(셀라)
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaMert hajléka van Sálemben, és lakhelye Sionban.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaOg han reiste sin hytte i Salem og sin bolig på Sion.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaSaalemissa on hänen majansa ja hänen asumuksensa Siionissa.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaTại nơi ấy Ngài đã bẻ gãy tên cung , Cái khiên , thanh gươm , và khí_giới chiến .
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaTại nơi ấy Ngài đã bẻ gãy tên cung, Cái khiên, thanh gươm, và khí giới chiến.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaTamkaj je strl ognjene pšice lokov, ščit in meč in vojsko. (Sela.)
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaV Sáleme povstal jeho stán, a jeho bydlisko bolo položené na Sione.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaV Sálem jest stánek jeho, a obydlé jeho na Sionu.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaW Salemie jest przybytek jego, a mieszkanie jego na Syonie.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaZijn huis staat immers in Jeruzalem en Hij woont op de berg Sion.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaΕκει συνετριψε τα βελη του τοξου, την ασπιδα και την ρομφαιαν και τον πολεμον. Διαψαλμα.
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaТам Той строши лъскавите стрели на лъка. Щита и меча, и битката. (Села),
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaשמה שבר רשפי קשת מגן וחרב ומלחמה סלה׃
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSelaهناك سحق القسي البارقة. المجن والسيف والقتال. سلاه
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSela他 在 那 裡 折 斷 弓 上 的 火 箭 、 並 盾 牌 、 刀 劍 、 和 爭 戰 的 兵 器 。 〔 細 拉
Orada kırdı alevli okları, Kalkanı, kılıcı, savaş silahlarını. _iSela他 在 那裡折斷弓 上 的 火箭 、 並 盾牌 、 刀劍 、 和 爭戰 的 兵器 。 〔 細拉
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,(82:15) Как огонь сжигает лес, и как пламя опаляет горы,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,(83:15) Au feu qui brûle la forêt, A la flamme qui embrase les montagnes!
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Boże mój! uczyńże ich jako koło, i jako źdźbło przed wiatrem.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Ca focul care arde pădurea, şi ca flacăra, care aprinde munţii!
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,como fuego que quema el bosque, como llama que abrasa las montañas
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Como o fogo queima um bosque, e como a chama incedeia as montanhas,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Istenem! Tedd õket olyanokká, a milyen a porfelhõ, [és ]a milyen a polyva a szél elõtt;
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Jumalani, tee heidät lentäviksi lehdiksi, kuiviksi korsiksi tuulen viedä.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Kakor ogenj požiga gozd in kakor plamen, ki popali gore,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,삼림을 사르는 불과 산에 붙는 화염 같이
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Ligesom Ild fortærer Krat og Luen afsvider Bjerge,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Lửa thiêu đốt rừng, Lửa ngọn cháy núi thể nào,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Lửa thiêu_đốt rừng , Lửa ngọn cháy núi thể_nào ,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Min Gud, gjør dem som en støvhvirvel, som agner for vinden!
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Min Gud, låt dem bliva såsom virvlande löv, såsom strå för vinden.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Mio Dio, rendili come turbine, come pula dispersa dal vento
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Môj Bože, daj, aby boli jako smeti krútňavy, jako posekané steblie pred vetrom.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Můj Bože, učiň to, ať jsou jako chumelice, a jako stéblo před větrem.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Seperti api yang membakar hutan, nyala api yang menghanguskan gunung-gunung
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Wie ein Feuer den Wald verbrennt und wie eine Flamme die Berge anzündet:
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Ως το πυρ καιει το δασος, και ως η φλοξ κατακαιει τα ορη,
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,Както огънят изгаря лесовете, И както пламъкът запалва горите.
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,כאש תבער יער וכלהבה תלהט הרים׃
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,كنار تحرق الوعر كلهيب يشعل الجبال
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,火 怎 樣 焚 燒 樹 林 、 火 燄 怎 樣 燒 著 山 嶺
Orman yangını gibi, Dağları tutuşturan alev gibi,火 怎 樣焚燒樹 林 、 火燄 怎 樣燒 著 山嶺
Öyle bir alev ki, Güneş'te gördüklerimizden bin milyonlarca kez daha güçlü.그것은 우리가 일반적으로 태양에서 보는 것에 비해 수백억배나 강력합니다.
Öyle bir alev ki, Güneş'te gördüklerimizden bin milyonlarca kez daha güçlü.Ze zdumieniem odkryliśmy "super-rozbłysk", tysiące milionów razy potężniejszy niż te, które widzimy na Słońcu.
Öyle bir alev ki, Güneş'te gördüklerimizden bin milyonlarca kez daha güçlü.התפרצות שהיא אלפי-מיליוני פעמים יותר חזקה מזו שאנו רואים בשמש.
Öyle bir alev ki, Güneş'te gördüklerimizden bin milyonlarca kez daha güçlü.والذي ألاف ملايين المرات اكثر قوةً من تلك التي نراها في الشمس
Öyle bir alev ki, Güneş'te gördüklerimizden bin milyonlarca kez daha güçlü.何百億倍も強力です 私たちの銀河にある連星系
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Aldrig,, klar låga kan nekas mig din kära, liv bildhantering, nära sympati.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Aldrig, lysende flamme, kan nægtes mig dine kære, livet billedbehandling, tæt sympati.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Ei koskaan, kirkas liekki, voidaan evätä minulle sinun rakas, elämä kuvantaminen, lähellä sympatiaa.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Jamais, flamme brillante, peut être refusé à moi Ta chérie, imagerie vie, étroite sympathie.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."Jangan, nyala yang terang, dapat ditolak bagi saya-Mu terkasih, pencitraan kehidupan, simpati dekat.
"Parlak alev, beni senin sevgili, yaşam görüntüleme, yakın sempati inkar olabilir asla."밝은 불꽃이 나를 아버지의 사랑, 삶의 이미징 가까이 동정심에 거부 수 없습니다 마십시오.