alev ile cümle
alev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.In de hele wereld staan die bibliotheken in lichterlaaie.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.그리고 전 세계에 걸쳐 지식의 창고들이 불길에 휩싸여 있습니다.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Şi în întreaga lume, bibliotecile sunt în flăcări.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Und überall auf der Welt gehen Bibliotheken in Flammen auf.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Và trên khắp thế giới, thư viện bị đốt cháy.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Właśnie na całym świecie płoną biblioteki.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Y hay bibliotecas en llamas por todo el mundo.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Και σε όλο τον κόσμο καίγονται βιβλιοθήκες.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.И по целия свят, библиотеки са пламнали.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.І в усьому світі, багато бібліотек зникають
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.По всему миру горят библиотеки.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.וברחבי העולם, ספריות עולות באש.
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.وعبر عالمنا .. للاسف المكاتب تشتعلُ ناراً
Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.私はマウのように航海の方法を
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›A povedia všetky národy; Prečo tak učinil Hospodin tejto zemi? Čo znamená páľa tohoto veľkého hnevu?
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›da, vsi narodi poreko: Zakaj je GOSPOD tako storil tej deželi? kaj pomeni žar te jeze velike?
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›I stało się, gdy napisał Mojżesz słowa zakonu tego w księgi, i dokończył ich,
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›ja, alla folk skola då säga: »Varför har Herren gjort så mot detta land? Varför brinner hans vrede så starkt?»
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›열방 사람들도 말하기를 여호와께서 어찌하여 이 땅에 이같이 행하셨느뇨 이같이 크고 열렬하게 노하심은 무슨 뜻이뇨 하면
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›sim, todas as nações dirão: Por que fez o Senhor assim com esta terra? Que significa o furor de tamanha ira?
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›'Waarom heeft de HERE hun dit aangedaan?' zullen de volken zich afvragen. 'Waarom was Hij zo toornig?'
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›Всичките, народи ще кажат: Защо направи Господ така на тая земя? Що значи яростта на тоя голям гняв?
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›И скажут все народы: за что Господь так поступил с сею землею? какая великая ярость гнева Его!
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›ואמרו כל הגוים על מה עשה יהוה ככה לארץ הזאת מה חרי האף הגדול הזה׃
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›ويقول جميع الامم لماذا فعل الرب هكذا بهذه الارض. لماذا حمو هذا الغضب العظيم.
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›所 看 見 的 人 、 連 萬 國 人 、 都 必 問 說 、 耶 和 華 為 何 向 此 地 這 樣 行 呢 . 這 樣 大 發 烈 怒 是 甚 麼 意 思 呢
Bütün uluslar, ‹RAB bu ülkeye neden bunu yaptı?› diye soracaklar, ‹Bu büyük öfke neden alevlendi?›所 看見 的 人 、 連萬國人 、 都 必 問說 、 耶和華 為何 向此 地 這樣 行 呢 . 這樣 大 發烈 怒 是 甚 麼 意思 呢
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Ale vida Elihu, že nebylo žádné odpovědi v ústech těch tří mužů, zažhl se v hněvě svém.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Ale widząc Elihu, że nie było odpowiedzi w ustach onych trzech mężów, rozpalił się w gniewie swoim.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.A vidiac Elíhu, že niet odpovedi v ústach tých troch mužov, rozpálil sa jeho hnev.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Da nu Elihu så at det ikke var noget svar i de tre menns munn, da optendtes hans vrede.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Darum, da er sah, daß keine Antwort war im Munde der drei Männer, ward er zornig.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Dar, văzînd că nu mai era niciun răspuns în gura acestor trei oameni, Elihu s'a aprins de mînie.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.De mikor látta Elihu, hogy nincs felelet a három férfiú szájában, akkor gerjede föl az õ haragja.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.In ko je videl Elihu, da ni bilo odgovora v ustih tistih treh mož, tedaj se mu razvname jeza.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.세 사람의 입에 대답이 없음을 보고 노를 발하니라
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Maar toen hij zag dat zij geen antwoord meer wisten te geven, nam hij met een boos gezicht het woord
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Mais, voyant qu`il n`y avait plus de réponse dans la bouche de ces trois hommes, Élihu s`enflamma de colère.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.men da han så, at de tre Mænd intet havde at svare, blussede hans Vrede op;
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Men då nu Elihu såg att de tre männen icke mer hade något att svara, upptändes hans vrede.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Mutta kun Elihu näki, ettei noilla kolmella miehellä enää ollut sanaa suussa vastaukseksi, vihastui hän.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Pero al ver Elihú que no había respuesta en la boca de aquellos tres hombres, se encendió en ira
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Quando, pois, Eliú viu que não havia resposta na boca daqueles três homens, acendeu-se-lhe a ira.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Setelah melihat bahwa ketiga orang itu tidak dapat menjawab, ia menjadi marah
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Οτε δε ο Ελιου ειδεν, οτι δεν ητο αποκρισις εν τω στοματι των τριων ανδρων, εξηφθη ο θυμος αυτου.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Когда же Елиуй увидел, что нет ответа в устах тех трех мужей, тогда воспылал гнев его.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.Но когато Елиу видя, че нямаше отговор в устата на тия трима мъже, гневът му пламна.
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.וירא אליהוא כי אין מענה בפי שלשת האנשים ויחר אפו׃
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.فلما رأى اليهو انه لا جواب في افواه الرجال الثلاثة حمي غضبه
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.以 利 戶 見 這 三 個 人 口 中 無 話 回 答 、 就 怒 氣 發 作
Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi. ‹‹Tanrıyı››.以利 戶見這 三 個 人口 中 無話 回答 、 就 怒 氣發作
Çayır alev mi aldı yoksa?어디 불이라도 남?
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Hvis du bliver for ophidset, begynder sminken at løbe ...
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Jak się zrobi za gorąco, rozpuści się pani makijaż.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Meikkinne menee pilalle, jos kiihdytte liikaa.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Om du blir för upphetsad börjar sminket rinna.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Se se entusiasmar demasiado, a maquilhagem sai, minha senhora.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Se si agita troppo, potrebbe caderle il trucco, signora.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Si se calienta demasiado, se le deshará el maquillaje, señora.
Çok alevlenirseniz, makyajınız akar hanımefendi.Μην ανάβετε τόσο πολύ, θα σας λιώσει το μακιγιάζ.