alev ile cümle
alev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Ðầu và tóc người trong như lông chiên trắng, như tuyết; mắt như ngọn lửa;
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.e a sua cabeça e cabelos eram brancos como lã branca, como a neve; e os seus olhos como chama de fogo;
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Glava pa njegova in lasje beli kakor bela volna, kakor sneg, in oči njegove kakor plamen ognja,
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Hans huvud och hår var vitt såsom vit ull, såsom snö, och hans ögon voro såsom eldslågor.
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Hlava pak jeho a vlasové byli bílí, jako bílá vlna, jako sníh, a oči jeho jako plamen ohně.
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.그 머리와 털의 희기가 흰 양털같고 눈 같으며 그의 눈은 불꽃같고
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Men hans Hoved og Hår var hvidt som hvid Uld, som Sne; og hans Øjne som Ildslue;
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.og hans hode og hår var hvitt som hvit ull, som sne, og hans øine som ildslue,
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Rambut-Nya putih seperti bulu domba, seputih kapas. Mata-Nya bernyala-nyala seperti api
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Sein Haupt aber und sein Haar war weiß wie weiße Wolle, wie der Schnee, und seine Augen wie eine Feuerflamme
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Su cabeza y sus cabellos eran blancos como la lana blanca, como la nieve, y sus ojos eran como llama de fuego
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Zijn haar was zo wit als wol, zelfs zo wit als sneeuw en Zijn ogen schitterden als vuur.
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.глава Его и волосы белы, как белая волна, как снег; и очи Его, как пламень огненный;
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Голова ж Його і волоссє білі, як вовна біла, як снїг; а очі Його як поломінь огняна;
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.Но имам това против тебе, че си оставил първата си любов.
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.וראשו ושערו לבנים כצמר צחר כשלג ועיניו כלבת אש׃
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.واما راسه وشعره فابيضان كالصوف الابيض كالثلج وعيناه كلهيب نار
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.他 的 頭 與 髮 皆 白 、 如 白 羊 毛 、 如 雪 . 眼 目 如 同 火 焰
Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki.他 的 頭與髮 皆白 、 如 白 羊毛 、 如 雪 . 眼目 如同 火焰
Bedenimin alev aldığını hissettim.Cítila jsem jak se mé tělo zapálilo.
Bedenimin alev aldığını hissettim.És az egész testem lángra lobbant.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Ik voelde mijn lichaam branden.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Mein Körper fing Feuer.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Mi-am simţit corpul luând foc.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Sentí como se encendía... mi cuerpo, estaba ardiendo. Hubiera deseado que me atravesara.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Ένιωσα το κορμί μου να πιάνει φωτιά.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Усетих как тялото ми пламва.
Bedenimin alev aldığını hissettim.Я, я почувствовала, как мое тело вспыхнуло. Я загорелась.
Bejan Matur 1968'de Alevi-Kürt bir ailenin kızı olarak Maraş'ta dünyaya geldi.Una madre en la tumba de su hijo.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!"Aku datang untuk menimbulkan kebakaran di bumi ini. Alangkah baiknya kalau apinya sudah menyala
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!ért jöttem, hogy e világra tüzet bocsássak: és mit akarok, ha [az] immár meggerjedett?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Eu am venit să arunc un foc pe pămînt. Şi ce vreau decît să fie aprins chiar acum!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!He venido a echar fuego en la tierra. ¡Y cómo quisiera que ya estuviese encendido
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ich bin gekommen, daß ich ein Feuer anzünde auf Erden; was wollte ich lieber, denn es brennete schon!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ild er jeg kommen at kaste på Jorden, og hvor vilde jeg, at den var optændt allerede!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ild er jeg kommet for å kaste på jorden; og hvor gjerne jeg vilde den alt var tendt!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Jag har kommit för att tända en eld på jorden; och huru gärna ville jag icke att den redan brunne!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Je suis venu jeter un feu sur la terre, et qu`ai-je à désirer, s`il est déjà allumé?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!내가 불을 땅에 던지러 왔노니 이 불이 이미 붙었으면 내가 무엇을 원하리요
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Oheň přišel jsem pustiti na zemi, a co chci, jestliže již hoří?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Oheň som prišiel hodiť na zem, a čo chcem, ak už je zapálený?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Prišel sem, da vržem ogenj na zemljo, in kaj hočem, če že gori.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Przyszedłem, abym ogieó puścił na ziemię, i czegoż chcę, jeźli już gore?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Sono venuto a portare il fuoco sulla terra; e come vorrei che fosse gia acceso
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ta đã đến quăng lửa xuống đất ; nếu cháy lên rồi , ta còn ước_ao chi nữa !
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ta đã đến quăng lửa xuống đất; nếu cháy lên rồi, ta còn ước ao chi nữa!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Tulta minä olen tullut heittämään maan päälle; ja kuinka minä tahtoisinkaan, että se jo olisi syttynyt!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Vim lançar fogo � terra; e que mais quero, se já está aceso?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Πυρ ηλθον να βαλω εις την γην, και τι θελω, εαν ηδη ανηφθη;
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огонь прийшов я кинути на землю; і чого хочу? тільки щоб запалав уже.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огонь пришел Я низвести на землю, и как желал бы, чтобы он уже возгорелся!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огън дойдох да хвърля на земята; и какво повече да искам, ако се е вече запалил?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!להפיל אש על הארץ באתי ומה חפץ אני כי כבר בערה׃
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!جئت لألقي نارا على الارض. فماذا اريد لو اضطرمت.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!我 來 要 把 火 丟 在 地 上 . 倘 若 已 經 覂 起 來 、 不 也 是 我 所 願 意 的 麼
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!我 來 要 把 火丟 在 地上 . 倘若 已 經覂 起來 、 不 也 是 我 所 願意 的 麼
Bilmiyorum bunu duydunuz mu. Daha moda olmadı ve alev almadı, ama belki bugün bir hareket başlatabiliriz.Neviem, či ste už o ňom počuli, ešte nie je príliš rozšírený, ale možno práve dnes to všetko začneme.
Bir anda alev aldı ve döndü, ve şuna benzedi.Ca s'est enflammé, et ça a tourné, et ça ressemblait à ça.
Bir anda alev aldı ve döndü, ve şuna benzedi.De boel ontvlamde en toen hij zich omdraaide, zag hij er zo uit:
Bir anda alev aldı ve döndü, ve şuna benzedi.Egyszer csak fellángolt, és mire megfordult, addigra így nézett ki.