alaycı ile cümle
alaycı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Hän katseli meitä halveksiva silmä kun me astui pois umpivaunut.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Hon såg oss med en hånfull blick som vi klev ur Brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Hun iagttog os med en sarkastisk øje, da vi trådte fra Brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.그녀는 우리 같은 냉소적 눈으로 우리를 지켜 말 한 필이 끄는 사륜 마차에서 물러났다.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Nézte nekünk egy gúnyos szemmel, mint mi lépett ki a Brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Ona nas je gledal z zajedljivi oči, kot smo stopil iz Brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Patrzyła na nas z ironicznym okiem jak wysiadł z brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Pozerala sa, ako nám s cynickým okom, ako sme vystúpil z koča.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Sie sah uns mit einem sardonischen Auge, wie wir trat aus dem Brougham.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Ze keek ons met een sardonische ogen als we teruggetreden als lid van de coupe.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Μας παρακολουθούσαν με ένα σαρδόνιο μάτι όπως εμείς ενισχυθεί από το άμαξας.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Вона спостерігала за нами з сардонічною очей, як ми вийшов з карети.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Она наблюдала за нами с сардонической глаз, как мы вышел из кареты.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.Тя ни гледа с очите, както ние язвителен активизира от лек затворен файтон.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.היא הביטה בנו במבט לגלגני כפי שאנו יצא מן המרכבה.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.شاهدت لنا عين ونحن تهكمي كثفت من بروم.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.ブルームから辞任した。 "ミスターシャーロックホームズが、私は信じて?"と彼女は言った。
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Hablamos de él en términos irónicos, entre comillas:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Hovoríme o ňom ironicky s malými úvodzovkami:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz: "İlerleme"Falamos dele em termos irónicos entre aspas: "progresso".
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz: "İlerleme"Говорим за него с ирония и малки кавички около него: "прогрес".
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Irónikusan beszélünk róla, gondolatjelek között:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:우리는 이것에 대해 따옴표를 붙인 아이러니한 용어로 말하는 겁니다.
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Ne parliamo in termini ironici usando le virgolette:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:On en parle de façon ironique avec des guillemets :
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Rozmawiamy o tym z ironią w cudzysłowie:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Vorbim despre el în termeni ironici şi-l punem între ghilimele:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:We spreken er ironisch over als tussen aanhalingstekens.
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Wir reden ironisch davon, mit kleinen Anführungszeichen darum:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Μιλάμε γι'αυτήν με ειρωνικούς όρους και βάζουμε εισαγωγικά:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Мы говорим о нём с иронией, с издёвкой:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:אנחנו מדברים עליה באירוניה ועם מרכאות:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:نتحدث عنه في لهجة سخرية مع قليل من التعجب حوله :
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:「進歩」です
Ondan ikircikli bir şekilde bahsediyoruz. Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Mluvíme o pokroku dvouznačnými slovy, ironicky, a často s uvozovkami:
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Ciertamente él se burlará de los que se burlan, pero a los humildes concederá gracia
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Cînd are a face cu cei batjocoritori, Îşi bate joc de ei, dar celor smeriţi le dă har.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Dei beffardi egli si fa beffe e agli umili concede la grazia
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Ele escarnece dos escarnecedores, mas dá graça aos humildes.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Er wird der Spötter spotten; aber den Elenden wird er Gnade geben.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Har han att skaffa med bespottare, så bespottar också han; men de ödmjuka giver han nåd.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Il se moque des moqueurs, Mais il fait grâce aux humbles;
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.kik csúfolók, õ megcsúfolja [azokat;] a szelídeknek pedig ád kedvességet.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.진실로 그는 거만한 자를 비웃으시며 겸손한 자에게 은혜를 베푸시나니
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Over for Spottere bruger han Spot, men ydmyge giver han Nåde.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Pilkkaajille hänkin on pilkallinen, mutta nöyrille hän antaa armon.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Poněvadž posměvačům on se posmívá, pokorným pak dává milost.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Ponieważ on szydzi z pośmiewców, ale pokornym łaskę daje.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Posmievačom sa posmieva a pokorným dáva milosť.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Quả thật Ngài nhạo báng kẻ hay nhạo báng; Nhưng Ngài ban ơn cho người khiêm nhường.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Quả_thật Ngài nhạo_báng kẻ hay nhạo_báng ; Nhưng_Ngài ban_ơn cho người khiêm_nhường .
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Res, zasmehovalce on zasmehuje, krotkim pa daje milost.Modri podedujejo slavo, neumneže pa razglasi sramota.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Spotterne spotter han, men de ydmyke gir han nåde.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Terwijl Hij spotters bespot, is Hij genadig voor de zachtmoedigen.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.TUHAN membenci orang yang tinggi hati, tetapi memberkati orang yang rendah hati
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Βεβαιως αυτος αντιταττεται εις τους υπερηφανους εις δε τους ταπεινους διδει χαριν.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Если над кощунниками Он посмевается, то смиренным дает благодать.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.Наистина Той се присмива на присмивачите. А на смирените дава благодат.
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.אם ללצים הוא יליץ ולעניים יתן חן׃
RAB alaycılarla alay eder, Ama alçakgönüllülere lütfeder.كما انه يستهزئ بالمستهزئين هكذا يعطي نعمة للمتواضعين.
İlgili Sayfalar