Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Má v sebe mikróby, ktoré sa obvykle spájajú s našou pokožkou, ústami a slinami.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Olyan mikrobákat tartalmaz, amelyek a bőrünkhöz, szánkhoz, nyálunkhoz köthetőek.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Possui micróbios que estão naturalmente associados com a nossa pele e com a nossa boca, a nossa saliva.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Zawiera mikroorganizmy, które powszechnie występują na naszej skórze i w naszych ustach, ślinie.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Ze draagt microben die vaak worden geassocieerd met onze huid, onze mond, ons speeksel.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Έχει μικρόβια που σχετίζονται συχνά με το δέρμα μας και το στόμα μας, το σάλιο μας.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.В нем находятся микроорганизмы, которые присущи нащей коже или рту или слюне.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Воно містить в собі мікроби, що притаманні нашій шкірі, роту та слині.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.Има микроби в него, които са често свързвани с нашата кожа, уста и плюнка.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.יש לו חיידקים עליו המקושרים לרוב לעור שלנו ולפה שלנו, לרוק שלנו.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.توجد فيه ميكروبات تربط عادة بجلدنا وبفمنا، لعابنا.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.それに唾液によく見られる 微生物がいたのです 人間は常に
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.A to je ten klíč k hádance: za vším je touha po moci.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.A toto je kľúčové: je to o moci.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Avain on se, että siinä on kyse vallasta.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Ecco la chiave: è una questione di potere.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.E essa é a chave: é sobre poder.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.En dat is de sleutel: het gaat over macht.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Et là est la clé : il s'agit du pouvoir.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Ez a kulcs: az egész a hatalomról szól.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.핵심은 결국 힘이죠.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Og det er nøglen: det handler om magt.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Şi aceasta este cheia: totul se rezumă la putere.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Und das ist der Schlüssel: Es geht um Macht.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Và đó là điểm mấu chốt, chính là quyền lực
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Y esa es la clave: se trata de poder.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.Και αυτό είναι το κλειδί: έχει να κάνει με την εξουσία.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.И това е ключът: става дума за власт.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.И это ключ: всё дело в силе.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.І ключ тут ось в чому: це стосується влади.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.כאן טמון המפתח: מדובר בכוח
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.وهذا هو المفتاح: الأمر يتعلق بالسلطة.
Ve anahtar şu: bu güçle alakalı.人々を故意に精神的に傷つけ
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Ce qui est intéressant est qu'il ne s'agissait pas juste d'optimiser les politiques existantes,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Điều thật sự thú vị, đây không chỉ
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Dit ging niet alleen over het optimaliseren van bestaande beleidsmaatregelen,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.이것이 흥미로운 이유는 이러한 시도가 단지 기존 정책을 최적화했을 뿐 아니라
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.Und das Interessante ist, dass es nicht um die
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.ומה שבאמת מעניין הוא שזה לא נגע רק למיטוב המדיניות הקיימת,
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.والمثير في الحقيقة أن الأمر لم يتعلق فقط بإصلاح السياسات الموجودة،
Ve asıl ilginç olan bu durum sadece var olan politikaları iyileştirmekle alakalı değil.教育の根幹となる思想や パラダイムまでもが PISAのデータで変化したのです
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.De là même, la solution devient claire, parce qu'il ne s'agit par conséquent pas de changer la nature humaine.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.E nella stessa forma, la soluzione diventa chiara, perché non si tratta, quindi, di cambiare la natura umana.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.동일한 논리에서 해법은 명확합니다. 왜냐하면 이건 인간의 본성을 바꾸는 문제가 아니기 때문입니다.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.Och på samma sätt, blev lösningen tydligare för det här handlar inte om att förändra den mänskliga naturen
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.Si cu acelasi indiciu, solutia devine clara, pentru ca asta nu este, deci, despre schimbarea naturii umane.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.Tym samym, rozwiązanie staje się jasne, ponieważ to nie chodzi zatem o zmianę natury ludzkiej.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.Und gleichzeitig wird die Lösung klar, weil diese nicht erfordert, die menschliche Natur zu ändern.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.V ten istý okamih sa stáva zrejmým aj riešenie, pretože to nespočíva v zmenení ľudskej povahy.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.И по същия начин, решението става ясно, защото то не е, следователно, за промяна на човешката природа.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.ואז בבת-אחת מתבהרת הדרך לפיתרון, מאחר וזה לא קשור בשינוי טבע האדם.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.وفى نفس الجزء، الحل أصبح واضح، لأن هذا ليس واضح، من ناحية، عن تغيير الطبيعة الإنسانية.
Ve aynı sebepten dolayı, çözüm açıktır, çünkü bu, insan doğasını değiştirmekle alakalı değildir.なぜならこれは 人の性質を 変えることではないからです 可能性を抑えこもうというのではありません
Ve bir nöronun farklı bölümlerinden bahsettik Size bir nöronun ne olduğuyla alakalı genel bir bilgi verdimMówiliśmy o różnych częściach komórki nerwowej oraz ogólnie o tym, jaka jest rola neuronów w organizmie.
Ve bu benimle alakalı.1994年、私は少しのものをバックパックに詰め
Ve bu benimle alakalı.Care este despre mine.
Ve bu benimle alakalı.E questo ha a che fare con me.
Ve bu benimle alakalı.Et cela a un rapport avec moi même.
Ve bu benimle alakalı.제 실제 경험입니다
Ve bu benimle alakalı.Ma to wiele do czynienia ze mną.