Alacakaranlık karanlıkla birleşti.The twilight merged into darkness.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Gelecek hafta iki gün izin alacağım.I am going to take two days off next week.
Gelecek yıl Fransızca eğitimi alacağım.I am taking French next year.
Eğer başarısız olmazsam, Yeni Yıldan önce ehliyetimi alacağım.If I don't fail, I will get my driving license before New Year.
Tren saat on buçukta hareket eder, bu yüzden saat onda seni alacağım.The train leaves at half past ten, so I'll call for you at ten.
Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.It seems like it will take me a while to get accustomed to life here.
Bu salon iki bin kişiyi alacak.This hall will hold two thousand people.
Pekala, ben sadece tost ve kahve alacağım.Well, I'll only take toast and coffee.
Eğer önce frenleri tamir ederlerse arabayı alacağım.I'll only buy the car if they fix the brakes first.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
"Bu ucuz. Ben on yarda alacağım," diye kız cevap verdi."That's cheap. I'll take ten yards," the girl answered.
Bir kahve ve bir kruvasan alacağım.I'll have a coffee and a croissant.
İste ve alacaksın.Ask and you shall receive.
O arabayı satın alacak mısın?Are you going to buy that car?
Onun doğum günü için ona ne alacağımı bilmiyorum.I don't know what to buy him for his birthday.
Güzel bir araba alacağımı düşünüyorum.I think I would buy a nice car.
Dan için bir kravat aldım, Elena için bir şal alacağım.I bought a tie for Dan and I'll buy a scarf for Elena.
Biz her biri için bir araba alacağız.We'll buy one car for each.
Karl'ın ölümünün öcünü kim alacak?Who will avenge the death of Karl?
Bir yıl sonra bir zam alacağına sana söz veriyorum.I promise you that you'll get a raise after a year.
O elbiseyi bir şekilde alacağım.I will buy that dress somehow.
Ben bunu alacağım: Rengini beğeniyorum.I'll take this: I like the colour.
Ben biyoloji ve İspanyolca eğitimi alacağım.I'm going to study biology and Spanish.
Partiye gidersem, birkaç şişe şarap alacağım.If I go to the party, I'll take some bottles of wine.
Pencereyi aç ve temiz hava alacaksın.Open the window and you'll have fresh air.
Ona bir kalem alacağım.I'll buy him a pencil.
O İngilizce konuşan birini işe alacak.He will hire someone who speaks English.
Frenleri tamir ederlerse, arabayı satın alacağım.I will only buy the car if they repair the brakes first.
Roger şafaktan alacakaranlığa kadar çalışır.Roger works from dawn to dusk.
Arabayı yangın musluğunun önünde park edersen bir bilet alacaksın.You'll get a ticket if you park the car in front of a fire hydrant.
Sözlük mü alacaksın?Are you going to buy a dictionary?
Sözlük mü satın alacaksınız?Are you going to buy a dictionary?
Hem bunu hem de onu alacağım.I will take both this one and that one.
Bir biftek alacağım.I'll take a steak.
Yarın sabah 7.00'de beni alacak mısın?Are you picking me up at 7 tomorrow morning?
O garaj iki otomobil alacak yere sahip.That garage has room for two automobiles.
Mary diplomasını haziranda alacak.Mary will get her degree in June.
Tom üniversite derecesiyle daha iyi bir iş alacak.Tom will get a better job with a college degree.
Yumurtalarımı sadece altı pişmiş olarak alacağım.I'll have my eggs sunny side up.
Mary yeni perdeleri için saten malzeme alacak.Mary will buy satin material for her new drapes.
Paranın ona mutluluk satın alacağına inanıyor musun?Do you think money will buy her happiness?
Yarın bir cep telefonu alacağım.I'm going to buy a cell phone tomorrow.
Yarın bir cep telefonu satın alacağım.I'm going to buy a mobile phone tomorrow!
Kardeşimi okuldan alacağım.I am going to pick up my brother from school.
Bir duş alacağım.I'm going to take a shower.
Yeni askerler kısa sürede savaşta kaybedenlerin yerini alacaklardı.New soldiers would soon take the place of those lost in battle.
Yemek alacak bir yer yoktu.There was no place to buy food.
Kızım yeni mobilya satın alacak.My daughter is going to buy new furniture.
Yiyeceği alacak olan sen misin?Is it you who'll buy the food?
Bir kalem ödünç alacağım.I will borrow a pen.
Hangisini alacağımıza karar vermeyi zor buluyoruz.We're finding it difficult deciding on which one to buy.
O, onu hangi kitabı satın alacağı konusunda yönlendirdi.She advised him on which book to buy.
Yeni bir bisiklet alacak.He is going to buy a new bicycle.
İşimden sonra seni iş yerinden alacağım.After my work, I will pick you up from your workplace.
Önce bankaya gideceğim ve sonra bilet alacağım.First I'll go to the bank, and then I'll buy the tickets.
Görünüşe göre, biz iki ay içerisinde bir artış alacağız.Apparently, we'll be getting a raise within two months.
Bir ev almaya gücüm yeter yetmez, alacağım.As soon as I can afford to buy a house, I will.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Biraz zaman alacak ama sonunda yeniden yapabileceğiz.It'll take some time, but eventually we'll be able to rebuild.