alın ile cümle

alın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Siz Allah'ın verdiği rengi alınız. Allah’ın boyasından daha güzel boya vuran kim olabilir?"We have taken the colouring of God; and whose shade is better than God's?
Alın da görün çarçabuk gelmesini istediğiniz şeyi! [32,12; 40,84-85]How impatient you were to hasten it!
Elbette bunda işaretten anlayanlar için alınacak nice ibretler vardır.Herein are really signs for those who discern.
Elbette aklını çalıştıran kimseler için bunda alınacak nice dersler var!In this are signs for men who understand.
Elbette bunda akıllı kimseler için alınacak dersler vardır. [22,46; 32,26]Verily there are signs in this for men of understanding.
Bunda elbette alınacak çok ibretler var. Gerçekten Biz insanları imtihan etmekteyiz.There were surely signs in this; We will surely put you to the test.
Elbette bunda görebilenler için alınacak bir ders vardır. [3,190]There is surely a lesson in this for men of sight.
Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.Verily there are signs in this; yet many of them do not believe.
Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Elbette bunda alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Verily there is a sign in this, yet many of them do not believe.
Elbette bunda, alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.Verily there is a sign in this, but most of them do not believe.
Elbette bunda alınacak ibret vardı. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Verily there was a sign in this, but most of them did not believe.
Elbette bunda alınacak ibret vardır. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
Elbette bunda alınacak ibret vardır.Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Verily in this was a sign, but most of them do not believe.
İşlerin karşılığı da mutlaka alınacaktır.The Judgement will indeed take place.
İşte, denilir, alın size yalan saydığınız ateş!(And told:) "This is the fire which you denied.
Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri! [16,26]So take heed, O men of sight!
Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın.When you are greeted with a greeting, then greet with one fairer, or repeat the same greeting.
Süreleri bitince ne bir saat geciktirilir ne de öne alınırlar.When their time is come they can neither delay it an hour nor advance it a moment forward.
Sürelerinin sonu geldiği zaman da ne bir saat öne alınırlar, ne de ertelenirler.When that time is come, there will not be a moment's delay nor a moment's haste.
Sizden bazılarının canı daha erken alınır. Daha önce belirlenmiş yaşa ulaşırsınızki kavrayasınız.But some of you die before you reach the appointed term that you may haply understand.
Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın.Then either free them graciously or after taking a ransom, until war shall have come to end.
Ey görüş sahipleri ibret alınız.So take heed, O men of sight!
Kitabı sağından verilen, "Alın kitabımı okuyun," der,He who is given his ledger in his right hand, will say: "Here, read my ledger.
Şakaya alınamaz.And no trifle.
Ne var ki hâlâ onların sonlarından ders alınmıyorHe does not fear the consequence.
Ey inananlar! Savunma tedbirlerinizi alın.O People who Believe!
Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.Be cautious, then advance towards the enemy in small numbers or all together.
Sayılı günlerde Allah'ı anın (tekbir alın).And remember God during certain days numbered.
Ve eğer seferde olur da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehinler (yeter).And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
Eğer yolculukta iseniz ve katip bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter).And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
O 'baskı altına alınıp engellenmişti.'And he was rejected.
Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter.And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
Eğer bir yolculuktaysanız, katip de bulamadınızsa alınan rehin de kafi.And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
Eğer yolculuk halinde olur da yazacak birini bulamazsanız, o takdirde, alınan rehinler yeter.And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir.And if you are upon a journey, and you do not find a writer, then a pledge in hand.
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.Whatever the Messenger gives you, take; whatever he forbids you, give over.
Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın).And remember God during certain days numbered.
Peygamber size ne verdiyse onu alın. Sizeneyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun.Whatever the Messenger gives you, take; whatever he forbids you, give over.
(Ama artık çok geç!). Alın da görün çarçabuk gelmesini istediğiniz şeyi! [32,12; 40,84-85]Now, when already you seek to hasten it!'
Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur'ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Yemin olsun: Biz ders alınsın diye Kur'ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Yemin olsun, Biz, ders alınsın diye Kur'ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık.Now We have made the Koran easy for Remembrance.
Peygamber size ne verirse onu alınız, o sizi neden men ederse onu terk ediniz.Whatever the Messenger gives you, take; whatever he forbids you, give over.
Elçinin size verdiğini alın; ancak onun size vermediğinden uzak durun.Whatever the Messenger gives you, take; whatever he forbids you, give over.
Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır.Verily herein is an admonition for men of understanding.
Allah'ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek şiddetlidir.And Allah is stronger in violence and Stronger in chastising.
Ders alın.O ye endued with insight!
Elbette bunda görecek gözleri olanlar için alınacak ibret vardır. [8,43]Verily herein is a lesson for men of insight.
Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allah, kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamıştır.Verily, Allah has prepared a humiliating torment for the disbelievers.
Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır).And in Musa (Moses) (too, there is a sign).
Elçi size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun.And helping Allah (i.e. helping His religion) and His Messenger (Muhammad SAW).
Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.Verily, Allah has prepared a humiliating torment for the disbelievers.
Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah, kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.Verily, Allah has prepared a humiliating torment for the disbelievers.
Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.And indeed We have given you from Us a Reminder (this Quran).
Elbette bunda görecek gözleri olanlar için alınacak ibret vardır.Verily, in this is a lesson for those who understand. (See Verse 8:44).
Mûsâ'nın olayında da alınacak dersler vardır.And in Musa (Moses) (too, there is a sign).
İlgili Sayfalar