alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
200 kadar sipahi seferden alıkonularak suhteler üzerine gönderildi.Sekitar 200 keluarga besar kesultanan berhasil digalang oleh mereka.
ITTF 6 kıt'alık federasyon tanır.ITTF công nhận 6 liên đoàn châu lục.
Hastalığı herneyse, bu onu 128 baharında Afrika'yı ziyaret etmekten alıkoyamadı.病気の後、1881年に再び訪れたローマで没した。
Bunun için nusukların şahı olan namaz bütün kötülüklerden alıkoyar.中国側の呼称は棗宜会戦。
Trenle gelen 50 subay alıkonulur.50系電車が撤退。
Başkonsolos ile birlikte 49 kişinin alıkonduğu bildirildi.郷田会も41人が逮捕された。
A. Alikhanian 30 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı.レルビエは、25年にわたって校長を務めた。
İçerik Creative Commons lisansı (Attribution- Share Alike) tarafından yönetilmektedir.同書はCreative Commons Attribution-ShareAlikeライセンスのもと許諾されている。
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.いま誰が寡人(わたし)を責めようか」と言い泣き続けた。
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.点字の大きさは文字サイズ変更でも変わることはない。
Sizi işinizden alıkoymak istemem.不見其臣不理其政。
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.1997年,他在非法拘禁、胁迫和伤害的罪名上被判有罪,并给予两年缓刑。
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.他说:“汝言孰信?必是汝等设计诱我。
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.若 (A, l) 是一個標記,則稱 A 重合於 l 或 l 重合於 A(此一關係具對稱性),且寫作 A I l。
Aslında, resmi açıdan o makamda bulunmadan makamın güçlerini (bir promagistra olarak) alıkoyarlardı.但項少龍對他們真摯的付出也曾因對方認為應以國家利益為重而遭背叛。
ITTF 6 kıt'alık federasyon tanır.他们同联盟6号对接。
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.בשנת 1997 הוא הורשע בעבירות של כליאת שווא, כפייה ופגיעה גופנית, ונידון לשנתיים מאסר על תנאי.
A. Alikhanian 30 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı.קורצ'אק ניהל את המוסד במשך 30 שנה.
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.לאחר מכן, תפיסות אלו ימנעו ממנו להשתנות.
Sizi işinizden alıkoymak istemem.אני לא רוצה שתהיה תקוע עם החיים שלך.
Adam kaçırma ve alıkoyma suçlarını da kapsar.Жалбата е за отвличане и незаконно задържане.
Alıkul Osmonov, Kırgızistan'ın Panfilov kentindeki Kappl-Arık'ta, Bişkek'in yaklaşık 75 km batısında doğdu.Осмонов е роден в Каплал-Арик в област Панфилов, Киргизстан, на около 75 км западно от Бишкек.
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.През 1997 г. отново е осъден – условно на 2 години затвор, за незаконно задържане, насилие и телесни повреди.
Hess, savaşın sonuna kadar Britanya tarafından alıkondu.G-кулата е унищожена от британците към края на войната.
Alıkoyma politikası Aralık 1975'e kadar sürdü ve bu süre içinde 1.981 kişi gözaltına alındı.Internácie trvali až do decembra 1975 kedy bolo 1 981 ľudí internovaných.
İspanya limanlarındaki İngiliz gemilerine alıkoyuldu.Dovoz do krajiny dovolil iba na anglických lodiach.
Temmuz 1938 ile Nisan 1945 arasında yaklaşık 240000 kişi Nazi rejimi tarafından alıkonulmuştur.Do oktobra 1943 so v Sobiboru zaplinili približno 250.000 Judov in drugih.
Kraliyet ailesi, Prens Pavle dahil, yurt dışına kaçar ve Britanya tarafından Kenya'da alıkoyar.Knez Pavel je odšel je v tujino, kjer so ga Britanci internirali v Južni Afriki.
Beş yüz sekban da av hizmeti için alıkonuldu.Dar 5200 ha miškų rezervuoti privatizavimui.
Sizi işinizden alıkoymak istemem.Mina teid tegevuses ei hoia.
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.Küll aga ei ole varasuhet võimalik tagantjärele muuta.
A. Alikhanian 30 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı.Korczak juhtis orbudekodu üle 30 aasta.
Şantaj, alıkoyma, işkence, cinayet hazırlığı suçlamalarıyla 1994-1997 yılları arasında tutuklu kaldı.Teda on süüdistatud seotuses genotsiidi, piinamiste ja mõrvadega 1980. ja 1990. aastatel.
2011'de, Foley Libya'da da alıkoyulmuştu.В 2011 году Фоули также был взят в плен в Ливии.
Aliki (ALSA desteği ile)Aliki (עם תמיכה ב־ALSA)
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Ám ez nem tántorította el őket.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Asta nu i-a oprit pe Masters și Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Ca ne stoppa pas Masters et Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Das hat Masters und Johnson aber nicht abgeschreckt.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Det hindrade inte Masters och Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Dette holdte ikke Masters og Johnson tilbage.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Điều này đã không làm Masters and Johnson phải dừng chân.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Dit ontmoedigde Masters en Johnson niet.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Hal ini tidak menghentikan Masters dan Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Isso não deteve Masters e Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.lo cual no detuvo a Masters y Johnson.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.To ale Mastersa a Johnsona nezastavilo.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.To nezastavilo Masterse and Johnsona.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Αλλά αυτό δεν εμπόδισε τους Μάστερς και Τζόνσον.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Но Мастерса и Джонсона это не остановило.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.Това не спряло Мастърс и Джонсън.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.זה לא מה שיעצור את מאסטר וג'ונסון.
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.ولكن هذا لم يثبط عزيمة ماسترز وجونسون
Ama bu Masters ve Johnson'ı yollarından alıkoymadı.彼らは「人工性交マシン」を開発しました
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.Aber das wird uns nicht davon abhalten, trotzdem zu versuchen es herauszufinden.
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.Dar asta oricum nu ne va opri să-l deslușim.
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.Dat belet ons niet om er onderzoek naar te doen.
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.하지만 그게 우리가 알아내려는 걸 가로막지는 못할 겁니다.
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.Mais que cela nous empêche d'essayer de le comprendre.
Ama bu yine de birşeyleri çözmek için denemeler yapmaktan alıkoymuyor bizi.Mimo wszystko będziemy próbowali go zrozumieć.
İlgili Sayfalar