alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Pleblerin yurtseverliği onları herhangi bir yenilik isteğinden alıkoydu.Колонисты-землевладельцы выразили своё недовольство новыми требованиями.
Stewie'nin anlamadığı bir sebepten ötürü Janet'ı düşünmekten kendisini alıkoyamaz.Он не думал, что Джанет намеренно пропустит это.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.ففعلتُ، فما مضى لي نصف شهر حتى حَذِقْتُهُ، فكنت أكتب له إليهم، وإذا كتبوا إليه قرأتُ له».
Sizi yoldan alıkor."ما لكم وللفِرار؟!»
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.قال: " من وافدك؟ " قالت: عدي بن حاتم.
3 Aralık 2008 gecesi Jestina Mukoko Harare’nin kuzey kesminde bulunan evinden kaçırılarak alıkoyuldu.في 3 كانون الأول (ديسمبر) 2008، اختطفت جستينا ليلاً من منزلها الواقع شمالي هراري.
Sık sık başını derde sokmaktan da alıkoyamıyor kendini.عادة ما يشرب ليبقي مشاكله بعيداً.
Bu durum onu kısmen çalışmalarından alıkoydu.A paralisia parcial o afastou totalmente de suas atividades.
Felsefe de bundan etkilenmekten kendini alıkoyamıyordu.A filosofia não pode nos consolar.
Bir tekneye alıkondu.É esmagada por um navio.
Bu yüzden Sara'yı alıkoyar ve onun zihnine ulaşmaya çalışır.Para isso, tenta ganhar a confiança dela, o que lhe dará aval de penetrar a sua mente.
1994 yılında ağabeyi Yahya Alikılıç'ı kaybetti.Por volta de 2008, seu irmão, Evan Decker cometeu suicídio.
Güçleri ve hızları nedeniyle, mavi balinaları yakalamak, alıkoymak ya da öldürmek kolay bir iş değildir.As baleias-azuis não são fáceis de capturar, matar e estocar.
Adam kaçırma ve alıkoyma suçlarını da kapsar.Também está envolvida nos sequestros e assaltos.
Partide o kadar çok komikti ki, kendimi gülmekten alıkoyamadım.Ele foi tão engraçado na festa que simplesmente não pude conter o riso.
Adam kaçırma ve alıkoyma suçlarını da kapsar.Veroordeelt alle gijzelnemingen en ontvoeringen.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.Hij komt voor in Hoe overleef ik(zonder) dromen?.
Sık sık başını derde sokmaktan da alıkoyamıyor kendini.Hij kan echter vaak te veel van zichzelf vragen.
Bunun üzerine Cem Sultan'ın naaşı uzun süre alıkonmuştur.Hier werden de Qing lange tijd tegengehouden.
Temayüller gereği gemi alıkonulup, mürettebatı da esir alınamazdı.Het voertuig kon ook op afstand bestuurd worden, zodat het bemanningslid niet in gevaar werd gebracht.
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.De drooglegging lijkt niets aan dat tafereel te veranderen.
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.W tle napis: „Kto za kogo, a ja za swojego przyjaciela!” (ros.
Eşi Irma Eckler ise Gestapo tarafından alıkonmuş ve 1938'de Fuhlsbüttel adında bir hapishaneye atılmıştır.Irma Eckler została zatrzymana przez Gestapo w 1938 roku i przetrzymywana w więzieniu Fuhlsbüttel.
İnsanı devrime giden yoldan alıkoyar.Zdecydowanie odrzuca drogę rewolucji społecznej.
Temayüller gereği gemi alıkonulup, mürettebatı da esir alınamazdı.Wpierw należało jednak naprawić statek, na co załoga nie miała pieniędzy.
Hess, savaşın sonuna kadar Britanya tarafından alıkondu.Fort pozostał w rękach brytyjskich do końca wojny.
Stewie'nin anlamadığı bir sebepten ötürü Janet'ı düşünmekten kendisini alıkoyamaz.Steve är själv inte medveten om detta eftersom han inte kan förstå vad Toshi säger.
Adam kaçırma ve alıkoyma suçlarını da kapsar.Utryckningar och gripanden täcks också.
Kraliyet ailesi, Prens Pavle dahil, yurt dışına kaçar ve Britanya tarafından Kenya'da alıkoyar.Королівська сім'я, у тому числі князь Павал, втекли за кордон і були інтерновані Британією у Кенію.
Sık sık başını derde sokmaktan da alıkoyamıyor kendini.Щоправда, це не заважає їй часто з нього знущатись.
2013 yılında, Wala Alik isimli albümünü çıkardı.Він видав альбом Wala Alik у 2013 році.
Bir tekneye alıkondu.Їх підібрав човен.
Hastalığı herneyse, bu onu 128 baharında Afrika'yı ziyaret etmekten alıkoyamadı.Zdravotní stav přesto císaři nezabránil uskutečnit zamýšlenou návštěvu Afriky, k níž došlo na jaře 128.
Faramir, yüzüğü alıkoymaktan vazgeçti Frodo'nun gitmesine izin verdi.Faramir vábení prstenu odolal a nechal Froda odejít.
Alıkoyma politikası Aralık 1975'e kadar sürdü ve bu süre içinde 1.981 kişi gözaltına alındı.Internace trvaly až do prosince 1975, kdy bylo 1 981 lidí internovaných.
İspanya limanlarındaki İngiliz gemilerine alıkoyuldu.Uprchlice zadrželi ještě v anglickém přístavu.
Ama Annúminas’ın Asası’nı, onu hak edene kadar alıkoydu.Aragorn odmítl Žezlo Annúmiasu, dokud nedospěje k právu držet je.
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.David îi răspunde: „Ce am eu cu voi, fiii Țeruiei, și pentru ce vă arătați astăzi protivnicii mei?
A. Alikhanian 30 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı.Korczak a condus orfelinatul timp de 30 de ani.
Hess, savaşın sonuna kadar Britanya tarafından alıkondu.ASNOM a fost guvernul țării până la sfârșitul războiului.
Bir tekneye alıkondu.Egy hajót süllyesztett el.
Güçleri ve hızları nedeniyle, mavi balinaları yakalamak, alıkoymak ya da öldürmek kolay bir iş değildir.Hatalmas mérete, ereje és sebessége miatt a kék bálnának nincs, vagy alig van természetes ellensége.
Sizi işinizden alıkoymak istemem.Munkái nem maradtak ránk.
Schindler bu malların satışında aracılık etmiş ve çalıntı malları alıkoymuştur.Divariin voi myydä löytämänsä ylimääräiset tavarat.
Beni çalışmaktan alıkoyma.Älä estä minua tekemästä työtä.
Örneğin bir hükümet bir kişiyi yargılama olmaksızın alıkoyabilir.Δεν μπορεί να καταδικασθεί κάποιος παρά μόνο από δικαστήριο.
Aliki'nin şimdiki yerleşiminin bulunduğu yerde Korint Körfezi kıyılarında bulunuyordu.Βρισκόταν στις ακτές του Κορινθιακού κόλπου στην θέση του σημερινού οικισμού Αλυκή.
Sizi işinizden alıkoymak istemem.Man må ikke sjuske med sit arbejde.
Ulu doğanlar, doğal yaşam ortamlarından şahincilik için zorla alıkonulurlar.De hvide mennesker håber at bryde naturens tyranni en gang for alle.
Temayüller gereği gemi alıkonulup, mürettebatı da esir alınamazdı.Skibet skulle dog ikke direkte beskydes og besætningen måtte ikke komme i fare.
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.En av gjerningsmennene uttalte: «Hva annet kunne jeg ha gjort?
Örneğin bir hükümet bir kişiyi yargılama olmaksızın alıkoyabilir.Dette innebærer at regjeringa ikke kan kastes uten at en ny innsettes.
Alikot dizileri üzerinde Katalan-Dickson varsayımı n > 1 için herhangi bir Taxicab(5, 2, n) var mıdır?Finnes det noen Taxicab(5, 2, n) for n > 1 {\displaystyle n>1} ?
Bir tekneye alıkondu.De satte seg i båten.
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.Ved slik sitering skal intet endres i sitatet.
Bazı batı askeri kuvvetleri cinsel azınlık üyelerini askerlik hizmetinden alıkoyan bazı yasalar çıkarttılar.Mayoritas kesatuan militer Barat telah menghapus kebijakan yang mengucilkan anggota minoritas seksual.
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.Lalu berkatalah Balak kepada Bileam: "Apakah yang kaulakukan kepadaku ini?
Halkımıza sorularını sorarak bilgi toplamalarından alıkonulmalıdırlar."Dalam mempertahankan hak-hak Melayu, kita mengarahkan suara kita kepada mereka yang mempertanyakannya."
Bryan Cogman tarafından senaryolaştırıldı ve Alik Sakharov tarafından çekildi.Episode tersebut ditulis oleh Bryan Cogman, dan disutradarai oleh Alik Sakharov.
Not olarak, hiçbir şey onu uzunlamasına değiştirmekten alıkoyamaz.Tak ada yang mampu mengubah itu ketika kondisi tubuhnya mencegah ia mencapai cita-citanya.
İlgili Sayfalar