alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kız Kaçırma, asıl itibariyle bir insanı kaçırıp alıkoymaktır.L'enlèvement d'épouse est littéralement l'enlèvement d'une personne, un rapt.
Kız Kaçırma, asıl itibariyle bir insanı kaçırıp alıkoymaktır.Porywanie panien młodych jest dosłownie uprowadzeniem.
Kız Kaçırma, asıl itibariyle bir insanı kaçırıp alıkoymaktır.Умыкание невест, либо кража невесты — это в полном смысле слова кража человека, это похищение человека.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Ahogy mondtam, az intézmények nem képesek rá.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.As instituições, como eu disse, estão impedidas de captar isso.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.E le istituzioni, come ho detto, non sono in grado di catturarlo.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Et les institutions, comme nous l'avons dit, ne sont pas en mesure de capturer cela.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Instellingen voorkomen, zoals ik al zei, dat je die kunt grijpen.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Inštitúcie, ako som povedal, ju nemôžu podchytiť.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Institutionen, wie ich schon sagte, sind daran gehindert, das zu erfassen.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Instytucje, jak już powiedziałem, nie mają takiej możliwości.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Karena institusi, seperti yang telah dibahas, tidak akan menangkapnya.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.기관들은 방금 이야기했듯, 이런 것을 끄집어내지 못하게 되어있습니다.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Microsoft のCEO スティーブ バルマーは
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Si institutiile, dupa cum am spus, sunt impiedicate sa o captureze.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Y las intituciones, como ya he dicho, son incapces de aprovechar eso.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Και οι οργανισμοί, όπως είπα, αποκλείονται από τη σύληψη αυτού.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Институциите не могат да го направят.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.Организации, как я уже сказал, по сути своей не могут это сделать.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.ומוסדות, כפי שאמרתי, מנועים מלמצות את זה.
Kurumlar, anlattığım gibi, bu değeri yakalamaktan alıkoyulmuştur.والمؤسسات، كما قلت، ممنوعة من الحصول على ذلك.
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.Dím půlnoční straně: Navrať, a polední: Nezbraňuj. Přiveď zase syny mé zdaleka, a dcery mé od končin země,
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.Ik zal mijn zonen en dochters van de uithoeken van de aarde terugbrengen naar Israël.
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.내가 북방에게 이르기를 놓으라 남방에게 이르기를 구류하지 말라 내 아들들을 원방에서 이끌며 내 딸들을 땅 끝에서 오게 하라
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.Poviem severu: Daj sem! A juhu: Nezadrž! Priveď mojich synov z ďaleka a moje dcéry od konca zeme,
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.Северу скажу: „отдай"; и югу: „не удерживай; веди сыновей Моих издалека и дочерей Моих от концов земли,
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.אמר לצפון תני ולתימן אל תכלאי הביאי בני מרחוק ובנותי מקצה הארץ׃
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.اقول للشمال اعط وللجنوب لا تمنع. أيت ببني من بعيد وببناتي من اقصى الارض.
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.我 要 對 北 方 說 、 交 出 來 . 對 南 方 說 、 不 要 拘 留 . 將 我 的 眾 子 從 遠 方 帶 來 、 將 我 的 眾 女 從 地 極 領 回
‹‹Kuzeye, ‹Ver›, güneye, ‹Alıkoyma; Oğullarımı uzaktan, Kızlarımı dünyanın dört bucağından getir› diyeceğim.我 要 對北方 說 、 交出 來 . 對南方 說 、 不要 拘留 . 將我 的 眾子 從遠 方 帶來 、 將 我 的 眾女從 地 極領回
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.A făcut foarte rău răpindu-l, golindu-l de substanță și corupându-l,
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.Er hatte sich dieses Wort, diesen wunderbaren Gedanken, einfach genommen.
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.이 문제가 충분히 주목받고 있지 못하다고 말했습니다. 그는 그 말을 빼앗아 가서 제대로 사용하지 않았죠. 그 품위를 떨어뜨리고 썩게 하여
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.le fait qu'il se soit approprié ce mot, cette admirable idée.
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.Más que habersela apropiado, la secuestró,
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.On si ho nepřivlastnil, spíš ho unesl a znehodnotil a poškodil ho.
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.שהוא לקח את המילה הזו, את הרעיון היפה הזה. הוא אפילו לא לקח אלא חטף אותו, ביזה אותו והשחית אותו,
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.أنه قد أخذ هذه الكلمة، هذه الفكرة الجميلة أخذها عنوة، اختطفها و لوثها، افسدها
Ladin, bu kelimeyi aldı, bu güzel kavramı aldı ve alıkoyarcasına sahiplendi, itibarını düşürdü ve yozlaştırdı.彼は言葉を乱用したというより 言葉を拉致して 卑しめ 汚染したのだと言えます 本来の意味からは 程遠い意味を持たせ
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Átkozott, a ki az Úrnak dolgát csalárdul cselekszi, és átkozott, a ki fegyverét kiméli a vértõl!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Ðáng rủa thay là kẻ làm việc Ðức Giê-hô-va cách dối dá! Ðáng rủa thay là kẻ từ chối máu nơi gươm mình.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Ðáng rủa thay là kẻ làm_việc Ðức_Giê - hô-va cách dối_dá ! Ðáng rủa thay là kẻ từ_chối máu nơi gươm mình .
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Forbandet være den, der er lad til at gøre HERRENs Værk, forbandet den, som holder sit Sværd fra Blod.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Förbannad vare den som försumligt utför HERRENS verk, förbannad vare den som dröjer att bloda sitt svärd.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Forbannet være den som gjør Herrens gjerning med lathet, og forbannet være den som holder sitt sverd fra blod!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Kirottu olkoon se, joka Herran työn laiskasti tekee, kirottu olkoon se, joka pidättää miekkansa verestä.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!여호와의 일을 태만히 하는 자는 저주를 받을 것이요 자기 칼을 금하여 피를 흘리지 아니하는 자도 저주를 당할 것이로다
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Maldito aquele que fizer a obra do Senhor negligentemente, e maldito aquele que vedar do sangue a sua espada!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!¡Maldito el que haga con negligencia la obra de Jehovah! ¡Maldito el que retraiga su espada de la sangre
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Maledetto chi compie fiaccamente l'opera del Signore, maledetto chi trattiene la spada dal sangue
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Proklet, kdor opravlja delo GOSPODOVO nemarno, in proklet, kdor meč svoj zadržuje od krvi!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Przeklęty, kto zdradliwie czyni sprawę Pańską; przeklęty także, kto hamuje miecz swój ode krwi.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Vervloekt zijn zij die hun zwaard niet in bloed dopen en het werk weigeren, dat de HERE hun heeft gegeven!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Zlořečený ten, kdož dělá dílo Hospodinovo lstivě, a zlořečený ten, kdož zdržuje meč svůj od krve.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Zlorečený ten, kto koná dielo Hospodinovo nedbalo, a zlorečený ten, kto zdržuje svoj meč od krvi.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Επικαταρατος ο ποιων το εργον του Κυριου αμελως και επικαταρατος ο αποσυρων την μαχαιραν αυτου απο αιματος.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Проклет да бъде оня, който върши делото Господно небрежно; И проклет оня, който въздържа ножа си от кръв.
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!Проклят, кто дело Господне делает небрежно, и проклят, кто удерживает меч Его от крови!
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!ארור עשה מלאכת יהוה רמיה וארור מנע חרבו מדם׃
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!ملعون من يعمل عمل الرب برخاء وملعون من يمنع سيفه عن الدم
İlgili Sayfalar