alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!懶 惰 為 耶 和 華 行 事 的 、 必 受 咒 詛 . 禁 止 刀 劍 不 經 血 的 、 必 受 咒 詛
Lanet olsun RABbin işini savsaklayana! Kılıcını kan dökmekten alıkoyana lanet olsun!懶惰 為 耶和華 行事 的 、 必 受 咒詛 . 禁止 刀劍不經血 的 、 必 受 咒詛
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Da sagde Manoa til HERRENs Engel: "Vi vilde gerne holde dig tilbage og tillave dig et Gedekid!"
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Da sa Manoah til Herrens engel: Kan vi ikke få dig til å bli en stund her, sa vi kan lage til et kje for dig!
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Então Manoá disse ao anjo do Senhor: Deixa que te detenhamos, para que te preparemos um cabrito.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Entonces Manoa dijo al ángel de Jehovah: --Permítenos detenerte y preparar para ti un cabrito del rebaño
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.In Manoah reče angelu GOSPODOVEMU: Prosim, rada bi te pomudila, da ti pripraviva kozliča.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Ja Maanoah sanoi Herran enkelille: "Salli meidän pidättää sinua valmistaaksemme sinulle vohlan".
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.마노아가 여호와의 사자에게 말씀하되 구하옵나니 당신은 우리에게 머물러서 우리가 당신을 위하여 염소 새끼 하나를 준비하게 하소서
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoach disse all'angelo del Signore: «Permettici di trattenerti e di prepararti un capretto!»
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoach dit à l`ange de l`Éternel: Permets-nous de te retenir, et de t`apprêter un chevreau.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoah a zis Îngerului Domnului: ,,Îngăduieşte-mi să Te opresc, şi să-Ţi pregătesc un ied``.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Manoah sprach zu dem Engel des HERRN: Laß dich doch halten; wir wollen dir ein Ziegenböcklein zurichten.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Tedy řekl Manue andělu Hospodinovu: Medle, nechť tě pozdržíme, a připravímeť kozlíka.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Tedy rzekł Manue do Anioła Pańskiego: Daj się proszę zatrzymać, a nagotujemy przed cię koźlątko z stada.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.И сказал Маной Ангелу Господню: позволь удержать тебя, пока мы изготовим для тебя козленка.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.Тогава Маное каза на ангела Господен: Моля, нека те задържим, за да ти сготвим яре.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.ויאמר מנוח אל מלאך יהוה נעצרה נא אותך ונעשה לפניך גדי עזים׃
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.فقال منوح لملاك الرب دعنا نعوقك ونعمل لك جدي معزى.
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.瑪 挪 亞 對 耶 和 華 的 使 者 說 、 求 你 容 我 們 款 留 你 、 好 為 你 豫 備 一 隻 山 羊 羔
Manoah, ‹‹Seni alıkoymak, onuruna bir oğlak kesmek istiyoruz›› dedi.瑪 挪亞對 耶和華 的 使者 說 、 求 你 容 我 們 款留 你 、 好為 你 豫備 一 隻 山 羊羔
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,I řekl jim král Egyptský: Proč ty Mojžíši a Arone, odtrhujete lid od prací jejich? Jděte k robotám svým.
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,애굽왕이 그들에게 이르되 모세와 아론아 너희가 어찌하여 백성으로 역사를 쉬게 하느냐 가서 너희의 역사나 하라
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,"Wie denken jullie dat je bent", riep Farao, "om het volk met praatjes van het werk te houden?"
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,ויאמר אלהם מלך מצרים למה משה ואהרן תפריעו את העם ממעשיו לכו לסבלתיכם׃
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,فقال لهما ملك مصر لماذا يا موسى وهرون تبطلان الشعب من اعماله. اذهبا الى اثقالكما.
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,埃 及 王 對 他 們 說 、 摩 西 亞 倫 你 們 為 甚 麼 叫 百 姓 曠 工 呢 . 你 們 去 擔 你 們 的 擔 子 罷
Mısır Firavunu, ‹‹Ey Musa ve Harun, niçin halkı işinden alıkoyuyorsunuz? Siz de işinizin başına dönün›› dedi,埃及 王對他 們說 、 摩西 亞倫 你 們為甚麼 叫 百姓 曠工 呢 . 你 們去擔 你 們 的 擔子罷
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Eu não quero que ele esteja no MoMA, seja propriedade do MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Ich will sie nicht im MoMA haben und im Besitz der MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Ik wil niet dat hij in MoMA staat en eigendom is van MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.모마에 있으면서 모마가 소유하는 것은 싫습니다.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Nem akarom a MoMA-ba vinni, vagy lefoglalni a MoMA számára.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Non voglio che prenda posto al MoMA e che sia di proprietà del MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.No quiero que sea del MoMA y esté en el MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Tôi không muốn nó đựơc trưng bày tại MoMA và sở hữu bởi MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Δεν θέλω να βρίσκεται στο ΜοΜΑ και να ανήκει στο ΜοΜΑ.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Я не хочу размещать его в MoMA или приобретать его для MoMA.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.Я не хочу, щоб він перебував у МСМ і належав музею.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.אני לא רוצה שהוא יהיה ב- MoMA, וובבעלות ה- המוזיאון לאמנות מודרנית.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.أنا لا أريد أن يكون في متحف الفن الحديث ويمتلكها متحف الفن الحديث.
MoMA'da olmasını ve MoMA tarafından alıkoyulmasını istemiyorum.実物は MoMAに置くのではなく 飛んでいてほしいのです
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.그래서 그녀는 20년 동안 일을 했고, 다시는 납치되지 않을 것입니다.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Ainsi cette femme marcha pendant 20 ans, pour ne pas être enlevée de nouveau.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.A proto tato žena strávila 20 let chozením -- aby nebyla znovu unesena.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Așadar femeia aceea a mers timp de douăzeci de ani pentru a nu fi răpită din nou.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Diese Frau lief 20 Jahre lang davon, damit sie nicht noch einmal entführt wurde.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Die vrouw liep 20 jaar lang, om niet opnieuw gekidnapt te worden.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Jadi perempuan itu berjalan terus selama 20 tahun, agar ia tidak lagi diculik.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Las mujeres caminaron durante 20 años para no volver a ser secuestradas.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Người phụ nữ đó đã đi trong 20 năm, để đảm bảo mình sẽ không bị bắt cóc một lần nữa.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Por isso aquela mulher caminhou durante 20 anos, para não ser raptada outra vez.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Quella donna ha camminato per 20 anni, per non venire di nuovo rapita.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Ta kobieta szła przez 20 lat by znów nie zostać porwaną.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Takže táto žena 20 rokov kráčala, aby nebola znovu unesená.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Tehát ez a nő 20 évig gyalogolt, hogy ne rabolják el újra.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Ετσι αυτή η γυναίκα περπατούσε για 20 χρόνια, για να μην την απαγαγάγουν και πάλι.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Така тези жена ходила 20 години, за да не бъде отвлечена отново.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Чтобы избежать порабощения, эта женщина бродяжничала в течение 20 лет.
O kadın 20 yıl boyunca yürüdü, tekrar kaçırılmasın, alıkonulmasın diye.Щоб уникнути поневолення, ця жінка бродяжила протягом 20 років.
İlgili Sayfalar