alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü yeni bir şirketi işten alıkoyan şey nakdin tükenmesidir.المال لأن الإفلاس هو ما يسبب إخفاق المؤسسات الناشئة.
Çünkü yeni bir şirketi işten alıkoyan şey nakdin tükenmesidir.自分の商品を将来買いそうな顧客の
Danilo ile Washington'da Kolombiya elçiliğinde tanıştığımızda Kendimi şunu söylemekten alıkoyamadım:Als ich Danilo zum ersten Mal in der kolumbianischen Botschaft in Washington traf, musste ich einfach sagen:
Danilo ile Washington'da Kolombiya elçiliğinde tanıştığımızda Kendimi şunu söylemekten alıkoyamadım:Когда я впервые встретил Данило в посольстве Колумбии в Вашингтоне, я не смог сдержаться и сказал:
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.A tak nechala jeho rúcho ležať vedľa seba, až prišiel jej pán domov.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Ed essa pose accanto a sé la veste di lui finché il padrone venne a casa
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Ela guardou a capa consigo, até que o senhor dele voltou a casa.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Ella puso junto a sí el manto de José hasta que su señor volvió a casa
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Et elle posa le vêtement de Joseph à côté d`elle, jusqu`à ce que son maître rentrât à la maison.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.I zatrzymała jego szatę u siebie, aż przyszedł pan jego do domu swego;
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Ja hän pani vaipan viereensä siksi, kunnes Joosefin isäntä tuli kotiin.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.그 옷을 곁에 두고 자기 주인이 집으로 돌아 오기를 기다려
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Lalu istri Potifar menyimpan jubah itu sampai suaminya pulang
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Megtartá azért az õ ruháját magánál, míg az õ ura haza jöve.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Người bèn để áo của Giô-sép bên mình đợi khi chủ về nhà ,
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Người bèn để áo của Giô-sép bên mình đợi khi chủ về nhà,
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Och hon lät hans mantel ligga kvar hos sig, till dess hans herre kom hem;
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Položi pa obleko njegovo poleg sebe, dokler pride gospodar njegov v hišo svojo.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Så lod hun Kappen blive liggende hos sig, indtil hans Herre kom hjem,
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Så lot hun hans kappe bli liggende hos sig til hans herre kom hjem.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Şi a pus haina lui Iosif lîngă ea pînă s'a întors acasă stăpînul lui.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Tedy schovala roucho jeho u sebe, až přišel pán jeho do domu svého.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Und sie legte sein Kleid neben sich, bis der Herr heimkam,
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Ze hield de mantel bij zich en toen haar man die avond thuiskwam, vertelde zij hem haar verhaal.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.Και απεθεσε το ιματιον αυτου παρ' αυτη, εωσου ηλθεν ο κυριος αυτου εις τον οικον αυτου.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.И оставила одежду его у себя до прихода господина его в дом свой.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.И тя задържа дрехата му при себе си, докато си дойде господарят му в дома си.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.ותנח בגדו אצלה עד בוא אדניו אל ביתו׃
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.فوضعت ثوبه بجانبها حتى جاء سيده الى بيته.
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.婦 人 把 約 瑟 的 衣 裳 放 在 自 己 那 裡 、 等 著 他 主 人 回 家
Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.婦人 把 約瑟 的 衣裳 放在 自己 那 裡 、 等著 他 主人 回家
Gerçekten de, "Bütün gün. Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.실제로, 그들은 "하루 내내, 하룻밤 내내, 그 사람에 대한 생각을 떨쳐버릴 수 없어요"라고 합니다.
Gerçekten de, "Bütün gün. Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.והם ענו: "כל היום. כל הלילה. אני לא יכול/ה להפסיק לחשוב עליו/ה."
Gerçekten de, "Bütün gün. Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.فى الواقع كانوا يقولون :طول النهار و طول الليل ، انا لا أستطيع أبداً أن أتوقف عن التفكير فيه أو فيها
Gerçekten de, "Bütün gün. Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.そして最後の最後にする質問なのですが
Gerçekten de, "Bütün gün. Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.佢地眞係會講「成日。成晚。我無辦法唔去諗佢。」
Geri kalan sayı kefalet ile salınmış veya kaçak iken 139 kişi dava sırasında alıkonuldu.139 étaient en détention dans l'affaire, le reste était soit en liberté sous caution soit en fuite.
Geri kalan sayı kefalet ile salınmış veya kaçak iken 139 kişi dava sırasında alıkonuldu.139 werden vastgehouden tijdens het proces terwijl de rest op borgtocht vrij was of op de vlucht was.
Görev başındaki bir polis memurunu nasıl alıkoyarsınız, o... çocukları!Cum îndrãzniþi sã închideþi un ofiþer de poliþie în misiune? Nenorociþilor!
Görev başındaki bir polis memurunu nasıl alıkoyarsınız, o... çocukları!Ihr wagt es, einen Polizisten im Dienst zu verhaften? Schnappt PARK Il-sun!
Görev başındaki bir polis memurunu nasıl alıkoyarsınız, o... çocukları!Jak śmieliście uwięzić policjanta na służbie! Dranie!
Görev başındaki bir polis memurunu nasıl alıkoyarsınız, o... çocukları!Pourquoi vous arrêtez un policier en service ?
Görev başındaki bir polis memurunu nasıl alıkoyarsınız, o... çocukları!Πως τολμάτε να φυλακίζετε ένα αστυνομικό εν υπηρεσία! Μπάσταρδοι!
Hitler ve kanemicileri bile Felice'yi eski alışkanlıklarından alıkoyamazlar.Ni Hitler ni sus vampiros podían romper las costumbres de Felice.
Hitler ve kanemicileri bile Felice'yi eski alışkanlıklarından alıkoyamazlar.Даже Гитлер и его кровососы не заставили Фелицию бросить свои старые привычки.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Aceasa hipnoza pro-imbatranire este ceea ce ne face sa nu ne agitam in legatura cu asemenea lucruri.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Az öregedéspárti révület megköti a kezünket.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Cette transe en faveur du vieillissement c'est ce qui nous empêche de nous remuer sur ces questions.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.De pro-veroudering trance is wat ons stopt ons druk te maken over deze dingen.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Die pro-Alterungs Trance ist dafür verantwortlich, dass uns diese Dinge heute nicht mehr bewegen.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.El trance del pro-envejecimiento es lo que nos impide alterarnos por estas cosas.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Este transe pró-envelhecimento impede-nos de refletir sobre estas coisas.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Kerasukan akan menjadi tua menghentikan kita menjadi gelisah akan masalah ini.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.이 노화를 받아들이는 트렌스는 노화에 대해 우리가 큰 두려움을 갖지 않도록 도와줍니다.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Pro-starzeniowy trans tłumi emocje.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Questa trance pro-invecchiamento è ciò che ci blocca dall'appassionarci di questi problemi.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Sự mmê muội về lão hóa cản trở chúng ta suy nghĩ về những việc này.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Η ύπνωση πριν τη γήρανση είναι που μας σταματάει από το να κινητοποιηθούμε σχετικά με αυτά τα πράγματα.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Гипноз мыслей о старении стоит на пути пропаганды лечения.
İşte, yaşlanma yanlısı trans bu şeyleri büyütmekten alıkoyan şeydir.Този транс покрай остаряването е онова, което ни спира да не се раздвижим във връзка с тези неща.
İlgili Sayfalar