alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu, seni seyretmekten alıkoymayacak!إنه لن يمنعك من مشاهدته مرّة أخرى
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Als je je deze vraag echt stelt, kan je je alleen maar ongemakkelijk voelen.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Dacă vă puneţi cu adevărat această întrebare, nu puteţi să nu simţiţi un disconfort.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Ha felteszik maguknak ezt a kérdést, kényelmetlenül fogják érezni magukat.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.여러분이 진심으로 이 질문을 하면 여러분은 마음이 불편할 겁니다.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Pokud si ji opravdu položíte, neubráníte se nepříjemnému pocitu.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Se fizerem esta pergunta a vocês mesmos, não podem deixar de se sentir pouco à vontade.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Se vi ponete onestamente questa domanda, non potrete fare a meno di sentirvi a disagio.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Si de verdad se hacen esta pregunta, no pueden evitar sentirse incómodos.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Wenn Sie sich diese Frage wirklich stellen, können Sie nicht anders, als sich unwohl zu fühlen.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Ако действително си зададете този въпрос, ще се почувствате неудобно.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.Если вы в самом деле зададите себе этот вопрос, то почувствуете некоторую неловкость.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.אם אתם באמת שואלים את עצמכם את השאלה הזאת, אתם לא יכולים שלא להרגיש לא בנוח.
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.إذا سألت نفسك بصدق هذا السؤال، فليس بوسعك إلا أن تشعر بالضيق
Bu soruyu kendinize cidden sorarsanız, kendinizi rahatsız hissetmekten alıkoyamazsınız.考えるなら きっと居心地悪く感じるはずです 私は感じます
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:하지만 이 작품이 저를 붙잡은 데에는 3가지 이유가 있습니다.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Acest tablou m-a atras din trei motive.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Bức tranh này khiến tôi phải dừng chân vì 3 lí do:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Ce tableau m'a fait m'arrêter pour trois raisons.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Den här målningen fick mig att stanna av tre anledningar:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Dette maleri fik mig til at stoppe op af tre grunde:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Dieses Gemälde hat mich aus drei Gründen wie angewurzelt stehen bleiben lassen:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Dit schilderij deed me om drie redenen de pas inhouden.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:E festmény előtt három okból álltam meg:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Esta pintura fez-me parar completamente por três razões:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Este cuadro me hizo parar en seco por tres razones:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Lukisan ini membuat saya menghentikan langkah karena tiga alasan:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Mi sono fermata davanti a questo quadro per tre motivi.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Tato malba mě přiměla se zastavit ze třech důvodů:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Zatrzymałam się przed tym obrazem z trzech powodów:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Αυτός ο πίνακας με έκανε να σταματήσω για 3 λόγους:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Этот портрет привлёк моё внимание по трём причинам.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:Я наведу три причини, чому я звернула увагу на цю картину.
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:ציור זה גרם לי לעצור משלוש סיבות:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:أوقفتني هذه اللوحة لثلاث اسباب:
Bu tablo beni üç sebepten devam etmekten alıkoydu:まず一つ目は 笑みをたたえた口元と
Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler.Nem tudok nem rá gondolni."
Bütün gece. Onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum" dediler."Todo el día, toda la noche, no dejo de pensar en él o ella."
Bu videoda, James 2011 yılında Libya'da alıkoyuluşu hakkında konuşuyor - çok cesur bir haberciydi.На этом видео Джеймс говорит о том, как был взят в плен в Ливии в 2011 году — он был таким смелым журналистом.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.아이들이 그것을 이용하지 못하도록 막을 수는 없습니다. 단지 그것을 지하로 숨어들도록 몰아갈 수 있을 뿐입니다.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Não podemos impedir que os nossos filhos a usem. Só podemos torná-la clandestina.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Nedokážeme zabránit našim dětem, aby ji používaly, můžeme ji pouze vytlačit mimo zákon.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Nem tilthatjuk meg gyermekeinknek, hogy használják azokat, csak illegalitásba szoríthatjuk őket.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Nie powstrzymamy działalności dzieci, możemy ją tylko zepchnąć do podziemia.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Non possiamo impedire ai nostri figli di farne uso; possiamo solo deviarlo sottoterra.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.No podemos evitar que nuestros hijos la usen; sólo podemos volverla clandestina.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Nu putem să-i oprim pe copiii noștri să-l folosească; putem doar să-i condamnăm să trăiască în secret.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Vi kan inte hindra våra barn från att använda den, - vi kan bara tvinga den att gå under jorden.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.We kunnen onze kinderen niet beletten het te gebruiken. We kunnen het enkel illegaal maken.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Wir können unsere Kinder nicht von der Nutzung abhalten, wir können sie nur in den Untergrund zwingen.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Мы не можем запретить нашим детям их использовать; мы можем только загнать это в подполье.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.Не можем да спрем децата си да го използват. Можем само да ги накараме да го правят скришом.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.איננו יכולים למנוע מילדינו להשתמש בה; ביכולתנו רק לגרום לכך לרדת למחתרת.
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.ولا يمكننا منع اطفالنا من استخدامها وان قمنا بذلك سوف يستخدمونها من وراء ظهورنا
Çocuklarımızı onu kullanmaktan alıkoyamayız; onu sadece yeraltına itebiliriz.できるのは、それをアンダーグラウンドの活動にすることだけです 我々は、子どもたちを再び受け身にすることはできません
(Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0)(Creative Commons Atribuição-CompartilhaIgual 3.0)
(Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0)(Licencia Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0).
Çünkü yeni bir şirketi işten alıkoyan şey nakdin tükenmesidir.Bo to właśnie z powodu braku pieniędzy startup'y wypadają z gry.
Çünkü yeni bir şirketi işten alıkoyan şey nakdin tükenmesidir.스타트업은 대부분 돈이 바닥나서 실패하게 되니까요
Çünkü yeni bir şirketi işten alıkoyan şey nakdin tükenmesidir.Porque es esto lo que quiebra a las startup. Quedarse sin dinero.
İlgili Sayfalar