alışkı ile cümle
alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Защото съм свикнала да се занимавам с въпроси и отговори.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.כי אני רגילה לשאלות-ותשובות.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.لأنني إعتدت على إستخدام الأسئلة والأجوبة .
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.ジェームズが昨日言ったように
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.A jako chemici nejsme zvyklí na hluboké otázky každý den.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Als chemicus ben je niet gewend om elke dag diepgaande vragen tegen te komen.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Como químicos no estamos acostumbrados a preguntas profundas cotidianas.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Dan sebagai kimiawan, kami tidak biasa menghadapi pertanyaan mendasar setiap hari.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.E como um químico, nós não estamos habituados a questões profundas todos os dias.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.E, da chimico, non mi trovo ogni giorno davanti a domande profonde.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Et, pour les chimistes, ce n'est pas tous les jours qu'on se charge d'une question pareille.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.În calitate de chimişti, nu suntem obișnuiți să punem întrebări profunde în fiecare zi.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Jako chemicy, nie stykamy się na co dzień z poważnymi pytaniami.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Kémikusként nem szoktunk naponta mélyenszántó kérdesekkel foglalkozni.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.화학자로서, 우리는 일상적으로 심오한 질문에 익숙하지 않습니다
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Und als Chemiker sind wir mit tiefgründigen Fragen nicht jeden Tag konfrontiert.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Với tư cách là nhà hóa học, hàng ngày chúng tôi không quen với những câu hỏi như thế.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Και σαν χημικοί, δεν είμαστε συνηθισμένοι στις πολύπλοκες ερωτήσεις.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Будучи хіміками, ми не звикли наштовхуватись на такі запитання щодня.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.И като химици, ние не сме свикнали на задълбочени въпроси всеки ден.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.Как химики, мы не привыкли к глубоким вопросам каждый день.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.וככימאים, אנו לא נתקלים כל יום בשאלות מעמיקות.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.وكـ كيميائى، فنحن غير معتادين على مثل تلك الأسئلة العميقة كل يوم.
Ve biz kimyagerler, derin soruları her gün sormaya alışkın değiliz.深遠な問いには慣れていません この問題を考えてみて
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.A saját képzeletünk tájai pedig ismerősek számunkra, ez a lelki világunk.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Conhecemos as paisagens da nossa própria imaginação, as nossas paisagens interiores.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Dobre poznáme končiny našej vlastnej predstavivosti, naše vnútro.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Důvěrně poznáme krajinu vlastní představivosti, naše nitro.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.E abbiamo familiarità con i paesaggi della nostra immaginazione, i nostri 'paesaggi interiori'.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Et nous sommes habitués aux paysages de notre imagination, à nos paysages intérieurs.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.그리고 우리는 자신만의 상상속의 풍경과 자신의 내면의 본성에 친숙합니다.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Og vi kender vores egen fantasis landskaber, vores indskaber.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Tunnemme hyvin omat mielikuvitusmaisemamme, sisäiset maisemamme.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Und die Landschaften unserer Phantasie sind uns vertraut.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Vi känner till vår fantasis landskap, våra inskap.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.We zijn vertrouwd met de landschappen van onze eigen verbeelding, onze innerlijke landschappen.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Y estamos familiarizados con los paisajes de nuestra propia imaginación, nuestro paisaje interior.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Και είμαστε εξοικειωμένοι με τα τοπία της φαντασίας μας τα εσώτερα τοπία.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Запознати сме с пейзажите на собственото ни въображение, нашите вътрешни пейзажи.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.Ми знайомі із горизонтами нашої уяви, нашого внутрішнього світу.
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.ראיה באמצעות המוח מכונה לעיתים קרובות - דמיון. אנחנו מכירים את הנופים של הדמיון שלנו -
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.ونحن نألف المناظر الخاصة بخيالنا
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.どんな人だって想像はしますから
Yani, bu hikayeyi de diğeri kadar gülünç bulurdum. Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Ajattelisin kyllä, että se on aivan yhtä naurettavaa.
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç".É muito interessante o furor que Richard cria, quando o faz.
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç".이처럼 우리는 종교적인 사상에 도전하지 않는 것에 익숙해 있습니다. 그래서 리처드가 이에 도전했을 때 얼마나 센세이션을 일으키는지 지켜보는 건
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç"."כך שאנו רגילים שלא לפקפק ברעיונות דתיים
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç".כך שאנו רגילים שלא לקרוא תיגר על רעיונות דתיים
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç".لذا، تعودنا على عدم تحدي الافكار الدينية.. ومن المثير جدا أن نرى الضجة التي يسببها ريتشرد..
"Yani, dini fikirleri tartışmamaya alışkınız; ve Richard bunu yaptığı zaman öfke uyandırması çok ilginç".リチャードがそれをする時 どれだけの狂乱を引き起こすか 興味深いですね」 このリチャードというのは彼でなく私のことですが
Yehova'dan alışkın olduğumuz gibi, ısrarla kendisinden başka ilah olmadığını vurguluyordu.다른 어떤 신도 용납하지 않는 질투 많은 야훼와 같은 신의 모습과 아주 유사하죠.
Yehova'dan alışkın olduğumuz gibi, ısrarla kendisinden başka ilah olmadığını vurguluyordu.מהתגלמויותיו הקודמות בתור יהוה - מתעקש בקנאה שאין אלים אחרים מלבדו.
Yehova'dan alışkın olduğumuz gibi, ısrarla kendisinden başka ilah olmadığını vurguluyordu.من تجليه السابق كالرب -- مصراً بغيرةٍ على أنه لا توجد آلهة أخرى.
Yehova'dan alışkın olduğumuz gibi, ısrarla kendisinden başka ilah olmadığını vurguluyordu.嫉妬深く自分のみが唯一絶対神と主張します ラクダや山 砂漠の井戸
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Avea un zâmbet larg pe față, ceea ce era neobișnuit atunci pentru că știrile de obicei îl deprimau.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Er sah sehr glücklich aus, was damals ziemlich ungewöhnlich war, da ihn die Nachrichten meistens deprimierten.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Han log stort, vilket var ovanligt då, eftersom nyheterna oftast gjorde honom deprimerad.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Hij had een grote glimlach op zijn gezicht. Dat was ongewoon omdat het nieuws hem meestal depressief maakte.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.아버지는 크게 웃고 계셨는데 그 당시로는 이상했습니다. 왜냐하면 대부분의 뉴스는 아버지를 실망시켰으니까요.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Mal na tvári veľký úsmev, čo bolo vtedy nezvyčajné, lebo správy ho väčšinou deprimovali.