alışkı ile cümle
alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.34
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Na njegovem obrazu je bil širok nasmeh, kar je bilo za tisti čas nenavadno, saj so ga novice po navadi potrle.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Na tváři měl široký úsměv, což bylo tehdy neobvyklé, protože ho zprávy většinou deprimovaly.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Ông ấy nở một nụ cười rất lớn, điều này rất bất thường vì tin tức thường làm ông ấy buồn rầu hơn.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Széles mosoly terült szét az arcán, ami ritka volt akkoriban, mert a hírek többnyire nyomasztották őt.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Tidak seperti biasa, ada senyuman di wajahnya karena kebanyakan berita yang ada membuatnya murung.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Uśmiechał się szeroko, co było niezwykłe, ponieważ wiadomości przeważnie go przygnębiały.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Είχε ένα τεράστιο χαμόγελο, πράγμα περίεργο για την εποχή, γιατί συνήθως τα νέα του έφερναν κατάθλιψη.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.Его лицо светилось радостью, хотя в последнее время новости лишь огорчали его.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.На його обличчі сяяла посмішка, що здивувало мене, оскільки зазвичай новини його пригнічували.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.На лицето му грееше голяма усмивка, нещо необичайно тогава, защото новините обикновено го депресираха.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.חיוך גדול האיר את פניו והדבר היה יוצא דופן בתקופה ההיא, מכיוון שבדרך כלל החדשות גרמו לו לדכדוך.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.كانت هناك ابتسامه كبيره تعتلي محياه .. والتي كانت نادره في ذلك الوقت .. لأن الأخبار كانت تحبطه بالعاده
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.普段は暗いニュースに 落ち込んでばかりいましたから 「タリバンが撤退したぞ!」 父は叫びました
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.A munkámat legtöbbször sötétben végzem, hozzászoktam már.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Ich verbringe einen Großteil meiner Arbeitszeit im Dunklen, ich bin daran gewöhnt.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Ik werk het grootste deel van mijn tijd in het donker, ik ben het gewend.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Jeg bruger det meste af min tid med at arbejde i mørke; jeg er vant til det.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Je passe le plus clair de mon temps à travailler dans le noir, je suis habituée.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.전 어둠 속에서 주로 연구해와서 익숙하답니다.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Majoritatea timpului de lucru mi l-am petrecut pe întuneric; sunt obișnuită.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Passei a maior parte do tempo a trabalhar no escuro; estou habituada.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Passo la maggior parte del tempo al buio. Sono abituata.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Saya menghabiskan kebanyakan waktu saya bekerja di kegelapan. Saya sudah terbiasa.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Spędzam większość czasu pracując w ciemnościach; jestem do tego przyzwyczajona.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Tôi dành hầu hết thời gian làm việc trong bóng tối; Tôi quen với điều đó rồi.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Trabajo la mayor parte del tiempo en la oscuridad; estoy acostumbrada.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Trávím většinu svého času prací ve tmě; jsem na to zvyklá.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Väčšinu svojho pracovného času strávim v tme - som na to zvyknutá.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Прекарвам повечето време работейки на тъмно, така че съм свикнала с това.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Я працюю переважно у темряві і тому звикла до цього.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.Я провела большую часть жизни, работая в темноте. Я привыкла к этому.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.ביליתי מרבית זמני בעבודה בחושך; אני רגילה לזה.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.لقد قضيت كل عمري اعمل في الظلام .. لذا انا معتادة على ذلك
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.大丈夫です