alışkı ile cümle

alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Dat gebeurt vaker als je niet gewend bent om een sterke bril te dragen.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Det händer ofta om man inte är van vid starka glasögon.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Det kan ske, hvis man ikke er vant til at bære stærke briller.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Itu bisa terjadi jika kau tidak membawa gelas dengan kuat.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Puede suceder, si no acostumbras a usar lentes de aumento.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Λογικό είναι αν δεν φορούσε τα γυαλιά της...
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Може, ако не си е свалила очилата преди това.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.Това може да се случи, ако не се използват за осъществяване на силни очила.
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.זה קורה הרבה כשאתה .לא מרכיב משקפיים חזקים
O genelde büyük gözlük takmaya alışkın olmadığında olur.ذلك يحدث غالبا عندما لا تكون ترتدي نظارات سميكة
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.De har vant sig vid deras ansikten, de tycker de är speciella.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Elas habituaram-se aos seus rostos; acham-se especiais.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Ils se sont habitués à leur visage ; ils les trouvent spéciaux.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.아이들은 자기 얼굴에 익숙하게 성장합니다. 아이들은 스스로가 특별하다고 생각하죠.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Przyzwyczaili się do ich wyglądu; uważają, że są wyjątkowe.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.S-au obișnuit cu fețele lor; îi cred speciali.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Se han acostumbrado a su rostro y piensan que son especiales.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Sie haben sich an ihre Gesichter gewöhnt, sie halten sie für etwas Besonderes.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Sono abituati al loro viso; pensano che sono speciali.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Trẻ lớn lên và quen dần với khuôn mặt của mình; chúng nghĩ chúng rất đặc biệt.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Ze zijn gewend geraakt aan hun gezicht; ze denken dat ze speciaal zijn.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Zvykli si již na jejich obličej; myslí si, že jsou jedineční.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Діти звикають до свого обличчя і вважають його особливим.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Они привыкли к их лицу и считают их особенными.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.Те са свикнали с вида на лицата им и ги възприемат като специални.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.הם התרגלו לפרצופים שלהם. הם חושבים שהם מיוחדים.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.سيكبرون متعودين على وجوههم ، يظنون انهم مميزون.
Onlar, yüzlerine alışkın büyümüşler ve özel olduklarını düşünüyorlar.事実 両親が病変の
Patron çok kolay deliriyor. Senin ona alışkın olduğunu sanıyordum.Les colères du patron, tu dois les connaître par cœur, pourtant !
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Ale do tej historii jestem przyzwyczajona.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Chỉ là tôi đã quá quen với câu chuyện đó.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Csak már annyira megszoktam ezt a történetet.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Doar că sunt atât de obișnuită cu această istorie.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.È solo che a questa storia sono abituata.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Ik ben alleen maar zo gewend aan dat verhaal.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Jenom jsem na ten příběh už zvyklá.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Je suis juste habituée à cette histoire là.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.전 이야기에 익숙해서 그런지 모르겠지만 말이에요.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Nur an diese Geschichte habe ich mich schon so gewöhnt.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Saya hanya terbiasa dengan kisah itu.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Simplesmente estou habituada a essa história.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Sólo que estoy tan acostumbrada a esa historia.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Απλά είμαι συνηθισμένη σε αυτή την ιστορία.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Просто к этому рассказу я настолько привыкла.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Просто съм толкова свикнала с тази история.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.Просто це для мене звична історія.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.אני פשוט רגילה לסיפור הזה.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.أنا فقط قد تعودت على تلك القصة.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.(笑)
Sebebi de x'e göre türev almaya alışkın olmanız. -"o, x sinus x to tylko stała", bo jesteście tak przyzwyczajeni, do liczenia pochodnej po x.
Sebebi de x'e göre türev almaya alışkın olmanız. -Perché siete così abituati a prendere la derivata rispetto a x.
Sebebi de x'e göre türev almaya alışkın olmanız. -Por que tu estas acostumbrado a hablar de derivadas con respecto a x.
Senin ona alışkın olduğunu sanıyordum. Biliyorum.Naprawdê uwa¿asz, ¿e mogê?
Senin ona alışkın olduğunu sanıyordum.Думаю, это ты его разозлила.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Chiar de sunt obisnuita sa fac prezentari.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Como estoy acostumbrada a hacer entrevistas... me sentí identificada con lo que James decía ayer.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Ik ben gewend aan het doen van 'vragen en antwoorden'.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.왜냐면 전 묻고 답하는 것엔 이골이 났거든요.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Ponieważ stawiałem sobie pytanie i sam udzielałem sobie odpowiedzi.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Ведь я привыкла вести беседу в стиле вопрос-ответ.

İlgili Sayfalar