alışık ile cümle

alışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha gav hendes hånd et klodset lidt ryste, som om hun var ikke vant til den slags ting enten.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha gav henne handen en klumpig liten skaka, som om hon inte var van att den här sortens saker heller.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha je dala roko neroden malo pretresemo, kot da bi bila ona ni vajen tovrstne stvari niti.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha jej ruky trochu nemotorný triasť, ako by nebola zvyknutá na tento druh vecí jeden.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha jí ruce trochu nemotorný třást, jako by nebyla zvyklá na tento druh věcí jeden.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Martha memberikan tangannya mengguncang sedikit kikuk, seolah-olah dia tidak terbiasa seperti ini hal baik.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Березня подали руку трохи незграбні трясти, ніби вона не звик до такого роду речі теж.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Марта даде ръката си тромав малко се разклаща, ако тя не е свикнал на този вид или на нещо.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.Марта подала руку немного неуклюжие трясти, как будто она не привык к такого рода вещи тоже.
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.מרתה נתנה ידה לנער קצת מגושם, כאילו היא לא היתה רגילה מסוג זה
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.أعطى مارثا يدها هزة أخرق قليلا ، كما لو أنها لم تكن معتادة على هذا النوع
Martha, o bu tür alışık değilmiş gibi elini beceriksiz biraz sıktı bir şey ya.事のどちらか。それから彼女は笑った。
Ne de olsa alışıksın!Cậu cũng đã quen mặc rồi mà.
Ne de olsa alışıksın!Det er du allerede bekendt med
Ne de olsa alışıksın!Du är redan familjär med det.
Ne de olsa alışıksın!Du bist ja damit schon vertraut.
Ne de olsa alışıksın!Esti deja obisnuit.
Ne de olsa alışıksın!Je bent er al vertrouwd mee.
Ne de olsa alışıksın!Kamu kan sudah terbiasa.
Ne de olsa alışıksın!Powinienieś być przyzwyczajony.
Ne de olsa alışıksın!Si na to zvyknutý, nie?
Ne de olsa alışıksın!Ti sono già familiari.
Ne de olsa alışıksın!Tu en as déjà l'habitude.
Ne de olsa alışıksın!Не си ли свикнал?
Ne de olsa alışıksın!Тебе не привыкать.
O daha buralara alışık değil.Con bé chưa quen với đường phố ở đây mà!
O daha buralara alışık değil.Dia belum mengenal daerah ini.
O daha buralara alışık değil.Elle n'est pas encore vraiment familière avec cet endroit.
O daha buralara alışık değil.Ešte sa neoboznámila s týmto miestom.
O daha buralara alışık değil.Hon är inte van vid det här ställe tän.
O daha buralara alışık değil.Hun er ikke så bekendt med det her sted enddnu
O daha buralara alışık değil.Inca nu cunoaste zona.
O daha buralara alışık değil.낯선길이잖아.
O daha buralara alışık değil.Non è ancora familiare con il posto
O daha buralara alışık değil.Ona jeszcze nie jest rozeznana w tej okolicy..
O daha buralara alışık değil.Sie ist noch nicht mit der Gegend hier vertraut.
O daha buralara alışık değil.Ze is nog niet zo bekend met deze buurt.
O daha buralara alışık değil.Δεν ξέρει καλά το μέρος ακόμα
O daha buralara alışık değil.Она еще не очень знакома с местом.
O daha buralara alışık değil.Тя още не е опознала квартала.
O daha buralara alışık değil.היא עוד לא מכירה כלכך טוב את המקום
O daha buralara alışık değil.إنها لم تعتد بعد على هذا المكان
O daha buralara alışık değil.まぁ・・・それに最近町に 変な人がうろついてるのよ
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Így szokott voltam, hogy a változatlan siker, hogy a nagy lehetőségét, az ő nem vesztette volna be a fejembe.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.그래서 그의 불변에 내가 살 익숙해 성공의 가장 가능성 그의 실패가 내 머리에 진입하지 못하게 하는것했다.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Niin tottunut olin hänen muuttumaton menestys, että hyvin hänen mahdollisesta ei ole ollut enää tulla päähäni.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Tak jsem byl zvyklý na jeho neměnná úspěch, že samotná možnost jeho tím přestal vstoupit do mé hlavy.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.Tak som bol zvyknutý na jeho nemenná úspech, že samotná možnosť jeho tým prestal vstúpiť do mojej hlavy.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.אז היה מורגל אני אל קבועה שלו הצלחה כי עצם האפשרות שלו שלא חדלה להיכנס לתוך הראש שלי.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.حتى كنت معتادا على الثوابت له ان احتمال نجاح جدا له لم تعد بعدم الدخول في رأسي.
Onun değişmez neden oldu alışık başarısı en çok olasılığı onun başarısız kafamın içine girmek için durmuştu.成功するのは非常に可能性が彼の 不合格は、私の頭の中に入力して消滅していた。 これは、ドアの前に四時に近かった
O şimdiye kadar, bir gerekçe olmadan kesinlikle alışık olmadığımız büyümüştü그녀는 지금까지 같이, 칭의없이 확실히 익숙하지 성장했다
O şimdiye kadar, bir gerekçe olmadan kesinlikle alışık olmadığımız büyümüştüSie hatte sich daran gewöhnt, sicher nicht ohne Grund so weit wie die
O şimdiye kadar, bir gerekçe olmadan kesinlikle alışık olmadığımız büyümüştüהיא התרגלה, בוודאי לא בלי הצדקה, עד כמה
O şimdiye kadar, bir gerekçe olmadan kesinlikle alışık olmadığımız büyümüştüكانت قد اعتادوا ، وبالتأكيد ليس من دون مبرر ، بقدر ما
O şimdiye kadar, bir gerekçe olmadan kesinlikle alışık olmadığımız büyümüştüグレに関する事項の議論は、特殊な専門家と同じように機能するように、心配していた
Saha görevine alışık olmayanlara bu yüzden katlanamıyorum!Derfor hader jeg folk, der ikke er vant til det her job.
Saha görevine alışık olmayanlara bu yüzden katlanamıyorum!È per questo che non sopporto quelli che non lavorano in trincea!
Saha görevine alışık olmayanlara bu yüzden katlanamıyorum!É por isto que não suporto tipos sem experiência no trabalho de campo!
Saha görevine alışık olmayanlara bu yüzden katlanamıyorum!Jag hatar folk som inte är vana att jobba så här.

İlgili Sayfalar