Bir tiyatro sporu gösterisinin en temel özelliği seyircinin aktif katılımının sağlanmasıdır.Najbardziej interesował go taki rodzaj, który umożliwia aktywny udział publiczności.
Daha sonra Ben, kelepçeyi aktif eder ve Doktor'u bilinmeyen bir noktaya yollar.Następnie dociera do kwater strażników i przebiera się w mundur, by przejść niepostrzeżenie.
Eminem aynı zamanda aktif bir rap yapımcısıdır da.Jest on jednocześnie detektorem, jak i generatorem impulsów elektrycznych.
1919 yılında yeniden aktif göreve döndü.Od 1939 ponownie w służbie czynnej.
Dr. Haass, çeşitli üniversite ve kurumlarda aktif olarak çalışmaktadır.Wyróżniony tytułami doctora honoris causa licznych instytucji akademickich i uniwersytetów.
Sosyal olarak aktiflerdir.Jest aktywny społecznie.
Grup günümüzde de aktiftir ve konserlerine devam etmektedir.Grupa pozostaje aktywna i koncertuje do dziś.
Davies aktif kariyerini 2004'te sonlandırmıştır.Sullivan zakończył swoją karierę w 2004.
Şirket, günümüzde aktif değildir.Grupa jest obecnie nieaktywna.
Aktif oyunculuk ve televizyon kariyerinde 50'yılı aşkın hizmet vermiştir.Radosna Jesień Życia Jest to program aktywizacji osób powyżej 50 roku życia.
Gençliğinde Komsomol'un aktif bir üyesiydi.W młodości był członkiem popularnego boysbandu.
Bu durum kesilecek fosfodiester bağını enzimin aktif bölgesine yaklaştırıp orada kesilmesini sağlar.To zbliża, podlegające cięciu, wiązania fosfodiestrowe do miejsca aktywnego enzymu.
Tanrı'nın karakteri bütünüyle aktiftir.Prawdopodobnie postać Boga miała być namalowana w pełnym kształcie.
Lenin'in kardeşleri devrimci faaliyetlerde aktif olarak yer aldı.Akielewicz brał czynny udział w ruchu rewolucyjnym.
Aralık 1944'den 16 Ocak 1945'e kadar aktif oldu.Funkcjonował do połowy grudnia 1944, a w formie szczątkowej – do 16 stycznia 1945.
Kısa zaman içinde Kürt öğrenci birliğinin aktif üyelerinden biri oldu.W krótkim czasie stał się aktywnym członkiem Zrzeszenia studentów kurdyjskich.
Dünya çapında yaklaşık 80 milyon kişide aktif enfeksiyon bulunmaktadır.Globalt sett är kring 80 miljoner människor infekterade aktivt.
Kariyerinin büyük kısmında, Peterson haftada 20 kişiyi görerek aktif bir klinik tecrübe edindi.Under merparten av sin karriär var Peterson aktiv inom klinisk praktik, såg 20 personer i veckan.
Aktif ancak tedavi edilmemiş tüberkülozu olan bir kişi yılda 10-15 insana hastalık bulaştırabilir.En person med aktiv obehandlad tuberkulos kan smitta 10–15 andra personer om året.
Bu sıkıca bağlı moleküller genelde aktif merkezde bulunur ve katalizle ilişkilidir.Dessa hårt bundna molekyler återfinns just oftast i det aktiva centrumet och deltar i katalysen.
1984 yılına kadarda İsveç'te politikada aktifti.Fram till 1984 var han även politiskt aktiv i Sverige.
Musavi ve karısı, İran devriminin başarısında aktif bir rol oynamaktadır.Mousavi och hans fru hade en aktiv roll i den islamiska revolutionen.
"Güvenlik gücünün 2,500 aktif asker ve 19-35 yaş arasında 800 yedek kuvvetten oluşturulması planlanmştır."I planen föreskrivs att styrkan ska bestå av 2.500 aktiva soldater och 800 reservister i åldern 19-35 år.
Yaşamı boyunca kadınlar ve barış eylemlerinde aktif olmuştur.Hon har hela livet varit aktivt engagerad i kvinnorätts- och fredssrörelserna.
Etkin bir çekirdeğe sahip bir galaksiye aktif galaksi denir.En galax som hyser en AGN, en värdgalax, kallas aktiv galax.
Mayıs 2013'e gelindiğinde, Outlook.com'un 400 milyon aktif kullanıcısı vardı.En månad efter lanseringen, i maj 2013, uppgav Microsoft att Outlook.com hade 400 miljoner aktiva konton.
Aktif tektonik yükselme nedeniyle, Logan Dağının yüksekliği hala yükseliyor.På grund av sin aktiva tektoniska landhöjning så växer berget fortfarande.
Erta Ale Etiyopya'daki en aktif yanardağdır.Erta Ale är den mest aktiva vulkanen i Etiopien.
Sağlık evi vardır ama aktif değildir.Jag har en sjukdom men jag är inte sjuk.
Aralık 2015'te Vine, 200 milyon aktif kullanıcıya sahipti.Enligt deras hemsida hade de i november 2009 50 miljoner dagliga aktiva användare.
Bolşevik basında aktif rol aldı.Pawneespejarnas insatser prisades givetvis i pressen.
10 tane aktif istasyonu var, ve 2 tane daha istasyon şu anda inşaat edilmektedir.Ytterligare fyra reaktorer är färdiga och två är under arbete.
Halen aktif olarak kullanılan caminin kapasitesi 2000 kişidir.Hallen har en kapacitet för 2 000 personer.
Jakop, 2003 yılında aktif olarak müzik yaşamına başlamıştır.Žižić startade sin musikkarriär år 2003.
Şu sıralar bu konu aktif bir araştırma konusudur.De är för närvarande föremål för intensiv forskning.
Aktif uçuşta ak karınlı deniz kartalı geniş kanat çırpış ile kısa süzülme periyotları arasında gider gelir.I aktiva flykt alternerar den vitbukiga havsörnen mellan kraftfulla djupa vingslag och glidflykt.
Mayıs 1968 grevlerine aktif olarak katıldı.I maj 1919 upphörde stridshandlingarna.
Davies aktif kariyerini 2004'te sonlandırmıştır.Galkina avslutade sin aktiva karriär 2004.
Çünkü o bu savaşta aktif rol almamıştı.I själva verket gjorde han mycket för att undvika att delta i detta krig.
Grup 1999 yılından beri aktiftir.Gruppen har varit inaktiv sedan år 2000.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.När rörelsen var som starkast hade den flera hundra aktiva medlemmar.
Belçika millî takımında aktif futbol oynamaktadır.Han spelar även för det belgiska fotbollslandslaget.
Aktif şekilde koruma özelliğine sahiptirler.Aktivt objektivskydd.
Bu, Türkiye'deki aktif ve sönmüş yanardağların listesidir.Detta är en lista över aktiva och utdöda vulkaner i Honduras.
Belirli üreme mevsimleri yoktur, yıl boyunca aktif olabilirler.För arten finns inga särskilda parningstider och individerna kan para sig hela året.
Gündüz gezer, sabahları daha aktiftir.Kväll är motsatsen till morgon.
Aktif dünya 9 numarasıdır.Universums ärkeufo 9.
Ve Amerika'dan daha çok Avrupa'da aktiflik gösterirdi.Den har rönt större uppskattning i USA än i Europa.
Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a müdahalesi sırasında Afgan direnişine aktif olarak katıldı.Hon har engagerat sig för afghanerna under Sovjetunionens invasion, genom Afghan Relief.
Napolyon Savaşları'nda da aktif olarak görev aldı.Han fick heller ingen aktiv tjänst under Napoleonkrigen.
Aktif Ruapehu, Ngauruhoe ve Tongariro volkanik dağları parkın merkezinde yer almaktadır.De vulkaniska bergen Ruapehu, Ngauruhoe och Tongariro ligger mitt i parken.
Genellikle geceleri aktiftirler.De är vanligen aktiva på natten.
W Çevresel Uyarılar ( Amerika'da kullanılmaktadır.-Artık aktif değil.)Incidenten inträffade i trakterna kring två militärflygplatser (numera används de inte längre).
Özellikle gece aktif olanlarda ama diğerlerinde'de gözler iri olur.På grund av att dessa djur är aktiva på natten har de särskilt stora öron och ögon.
Grup, sekiz yıl aktif olduktan sonra dağıldı.Bandet splittrades åtta år senare.
2008 Ağustos'unda, Facebook'un aylık 100 milyon aktif kullanıcısı vardı.I oktober 2013 hade Telegram 100.000 dagligt aktiva användare.
Daha sonra aktif siyasette yer almadı.Han deltog därefter inte vidare i politiken.
2015 yılında aktif futbol hayatını sonlandırdı.2015 var fotbollsverksamheten vilande.
1926'ya kadar bu görevi aktif olarak sürdürdü.Han verkade aktivt i den befattningen till 1926.
1976'da aktif spor kariyerini bitirdi.Han avslutade sin spelarkarriär 1976.