Ailesi hem aktif komünist, hem de Komünist Parti üyeleriydi.Zijn vader was overtuigd communist en lid van de Amerikaanse Communistische Partij.
Tarımla uğraşılmaktadır, ve meyvecilikle de aktif olarak rol oynar.Hier werd en wordt de landbouw beoefend, met de nadruk op de fruitteelt.
Yarışmaya katılım aktif olan tüm EBU üyelerine açıktır.Deelname aan festivals georganiseerd door de EBU is alleen open voor actieve leden.
Derin inspiryumda aktiftir.Hij begon een drukke bouwactiviteit.
Zimbabve toprak reformu sırasında aktif görev almıştır.De stad had een actieve positie tijdens de reformatie.
AGM-65C, yarı-aktif lazer güdümüne sahip olup Amerikan Deniz Piyadeleri (US Marines) için geliştirilmiştir.De AGM-65C had een lasergeleide variant voor het United States Marine Corps moeten worden.
Aktif taşımaLassen Inductielassen
Renkleri kırmızı siyah olan kulüp, 2014-2015 sezonundan beri aktif değildir.De kleur van VHC Twello is sinds het seizoen 2014-2015 zwart.
Prima Donna, 80'lerde aktif olan Britanyalı müzik grubu.Prima Donna was een Britse band uit begin jaren 80.
Kendi tayyaresini tasarlayıp üretti, aktif bir pilot idi.Wel was hij een hartstochtelijk piloot en bezat hij zijn eigen vliegtuig.
Silvia Pinal politik olarak da hayli aktif biridir.José Justo Milla was ook politiek actief.
90'lı yaşlarda olmasına rağmen aktif bir cinsel hayatı var.Hoewel hij al 150 jaar oud is gedraagt hij zich kinderlijk.
Örneğin kırmızı kan hücreleri (eritrosit) olgunlaşırken çekirdeklerinin aktifliği gittikçe azalır.Als het aantal rode bloedcellen is verminderd, zoals bij bloedarmoede, neemt de bezinkingssnelheid toe.
Sıçan kangurusugiller gece aktifdir ve seyrek ağaçlı alanlarda ve fazla sıkı olmayan ormanlarda yaşarlar.A. derbianus is 's nachts actief en leeft in holle bomen.
Sweet Dreams, 80'lerde aktif olan Britanyalı müzik grubu.Sweet Dreams was een Britse popgroep uit de jaren 80.
Sustrat ve inhibitör enzimin aktif bölgesi için yarışır.Het substraat en de inhibitor zijn in "competitie" om het actieve centrum van het enzym.
Aktif hız kontrolü, klasik hız kontrolünün (cruise control) geliştirilmiş bir fonksiyonudur.Een nieuwere vorm van snelheidscontrole is de trajectcontrole.
Japonya sinemasının ilk yıllarında aktif bir Japon film stüdyosu idi.Het was de eerste Japanse film die met groots vertoon in Amerikaanse bioscopen werd vertoond.
1970 yıllarda aktif olarak müzik kariyerini sürdürmüştür.In deze jaren zeventig blijft ze ook muzikaal actief.
Hava iyice karardıktan sonra ortaya çıkarlar, şafağa kadar aktiftirler.Finist verschijnt en samen praten ze tot zonsopgang.
2004 yılından beri aktif olarak çalışmakta ve hala geliştirilmektedir.Deze bestaat al sinds 1999 en wordt nog steeds geüpdatet.
Ancak aktif değildir.Het is niet meer actief.
Colossal Order oyunları aktif modlama toplulukları ile tanınır.Ankeveen staat bekend om het actieve verenigingsleven.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Het zorgt ervoor dat je instinctief kan handelen.
1986 yılında kurulan grup yirmi yıldan fazla süre içinde aktif halde olmuştur.Het bureau was meer dan twintig jaar lang actief.
1952 yılında aktif politikadan ayrıldı.In 1995 verliet hij de actieve politiek.
Halen aktif olarak oynanmaktadır.Wel bleef ze actief optreden.
2016'da aktif müzik kariyerini bitirdi.In 2016 beëindigde hij zijn actieve loopbaan.
Siyasi yaşamda aktif rol aldı.Hij bleef politiek actief.
Şafak ve günbatımında en aktiftir.Alle acties vinden plaats tussen zonsopgang en zonsondergang.
2008'de aktif futbol kariyerine son vermiştir.Hij beëindigde zijn actieve voetbalcarrière in 2008.
Orada hala aktif.Daar is hij nog altijd actief.
EBU, yarışmadaki tüm elli altı aktif üyeye katılım daveti düzenlemiştir.EBU ogłosi zaproszenie do udziału w konkursie do wszystkich pięćdziesięciu sześciu aktywnych członków.
David'in hâlâ aktif olan kafası Shaw'ı Mühendis'in hayatta olduğunu ve onun için geldiği hakkında uyarır.Wciąż sprawna głowa Davida, ostrzega Shaw, że Inżynier przeżył i zmierza ku niej.
Uzak Doğu'yu ziyaret ederek Uluslararası Tibet Bağımsızlık Hareketi'nin en aktif destekçilerinden biri oldu.Po wizycie na Dalekim Wschodzie została aktywną członkinią Międzynarodowego Ruchu Niepodległości Tybetu.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.Przetrwanie Cesarstwa na Wschodzie zapewniło cesarzowi czynny udział w sprawach kościelnych.
Radyo Aktif.Radio Aktywne. .
Aktif bir şekilde twitter kullanmaktadır.Jest także bardzo aktywny na Twitterze.
1920'den ölümüne kadar aktif bir müzisyendi.Był aktywnym muzykiem od 1960 aż do śmierci.
Talk Talk, 1981 ile 1991 yılları arasında aktif olan Britanyalı müzik grubudur.Talk Talk – brytyjska grupa muzyczna, aktywna od 1981 do 1991 roku.
Her ikisi de Florida Cumhuriyetçi Partisi'nin aktif üyeleridir.Oboje jej rodzice należą do Republican Party of Florida.
Grup 1987 yılına kadar aktif kaldı.Grupa działa do 1987 roku.
Aktif kariyerinden emekli olduktan sonra şimdi Aarthus GF'in spor direktörüdür.Po zakończeniu kariery został dyrektorem sportowym zespołu Aarhus GF.
Daha sonra tekrar aktif porno çekimlerine devam etti.Później ponownie powrócił do solowych nagrań.
1981 yılında aktif siyasetten çekildi.W 1981 wycofał się z polityki.
Müzenin finansmanını sağlayabilmek için aktif bir kampanya başlatıldı.W celu sfinansowania podjętych działań muzeum przeprowadziło kampanię fundraisingową.
Saptanabilir sinyal için aktif olan 50.000 nörona ihtiyaç vardır50 tys. aktywnych neuronów aby ich sygnał był mierzalny.
Toprak altında yaşarlar, geceleri aktiftirler.Prowadzą naziemny tryb życia, są aktywne nocą.
Ross Adası'ndaki Erebus Dağı, Dünya'nın güneye en yakın aktif yanardağıdır.Mount Erebus na Wyspie Rossa jest najdalej wysuniętym na południe czynnym wulkanem.
Aslında aktif bir volkan Nemrut.W rzeczywistości jest to nieczynny wulkan.
Grup 1980lerde aktif olmuştur.Grupa działała w latach 80.
2015 yılından beri aktif olarak Tiyatro Lir çatısı altında oyunlar oynuyor.Od 2015 na dachu Teatru Studio znajduje się pasieka.
Onlardan ise inançlarında aktif olanların sayısı 150'den fazla değildi.Ogółem liczyły one nie więcej niż 150 osób.
Aktif kömür verilir.Możliwe jest podane węgla aktywowanego.
2011'de aktif hizmetine devam etmektedir.W 1999 był nadal w aktywnej służbie.
Çölün öldürücü sıcaklığından dolayı, sadece gece aktif olan bir hayvandır.Podobnie jak większość zwierząt pustynnych jest aktywna tylko nocą.
Ekim ve Mart arasında aktif değillerdir.Dorosłe aktywne są od marca do października.
Semptomlar genelde gebelikten sonra ortadan kalktığı için; aktif tedavi çoğu zaman doğum sonrasına ertelenir.Objawy zwykle ustępują po ciąży, dlatego często aktywne leczenie rozpoczyna się dopiero po porodzie.
Aynı zamanda Dünya 'nın en yüksek aktif volkanlarından biridir.Jest to równocześnie najwyższy aktywny wulkan w całej Europie.
1992-1994 yıllarında Gürcistan Azerbaycanlılarının "Qayrat" Halk-Demokratik Hareketi'nin aktif üyesi oldu.Od 1992 do 1994 był aktywistą Ludowo-Demokratycznego Ruchu Azerów w Gruzji „Gejrat”.