Aktif hizmetine devam etmektedir.Продолжал свою активную трудовую деятельность.
16'sı İstanbul'da olmak üzere Türkiye genelinde 26 aktif sinagog bulunmaktadır.В Турции насчитывается 23 действующих синагоги, в том числе 16 — в Стамбуле.
Aktif kuşlardır, üreme dönemi dışında yalnız görülürler.Посев Посев (ходы) делают по очереди, кроме случаев повтора хода.
Ekim ve Mart arasında aktif değillerdir.Активны с марта по декабрь.
King Crimson’ın aktif olmadığı dönemlerde Fripp birçok yan projeye imza attı.Параллельно с работой в King Crimson Фрипп участвует в ряде сторонних проектов.
20.000 aktif personeli bulunmaktadır.На разработке трудится 20 тыс. сотрудников.
Siyasi yaşamda aktif rol aldı.Активно участвовал в политической жизни.
Diğer keseli porsuğumsular kadar gece aktif olmadıkları tahmin edlimektedir.Но, как известно, в новогоднюю ночь распутываются и не такие тугие узлы.
Sosyal hayatta aktif rol alır.Активно участвует в общественной жизни.
Myanmar ve Pakistan diplomatik ve ticari ilişkilerini aktif bir şekilde sürdürüyorlar.В наши дни Индонезия и Намибия стремятся усилить экономические и торговые отношения.
70.000 aktif askeri personeli bulunmaktadır.Проведена мобилизация 170 тысяч военнослужащих.
İşçi hareketlerinde aktif olarak yer aldı.Активно участвовал в рабочем движении.
1976'da aktif spor kariyerini bitirdi.В 1976 году завершил спортивную карьеру.
Genelde alaca karanlıkta aktiftirler.Обычно активны в сумерках.
Filipinler'in en aktif 2. yanardağıdır.Второй по величине банк на Филиппинах.
En son 8.000 yıl önce bu kadar aktifti.Последнее извержение произошло около 8000 лет назад.
Müzenin finansmanını sağlayabilmek için aktif bir kampanya başlatıldı.Развернул активную работу по сбору экспонатов для музея.
Pasedena’ya taşındıktan sonra Gilman sosyal reform hareketlerini organize etmede aktif oldu.После переезда в Пасадену Шарлотта стала активно участвовать в обществ по продвижению социальных реформ.
Lisedeyken tiyatro çalışmalarının aktif bir üyesiydi.В школьные годы был членом театрального кружка.
Daha sonrasında, bu grup da aktif etkinliği bırakmıştır.После этого организация прекратила активную деятельность.
Geceleri daha aktif olurlar ve hemen hemen her şeyi yiyebilen balıklardır.Переходит на хищное питание щуковидный жерех очень рано, уже сеголетки питаются почти исключительно рыбой.
Bu arada Evanescence ile çalarken Dark New Day grubunda da aktif olarak yer aldı.Он продолжал работать с Dark New Day, пока выступал с Evanescence.
Cezayir'de aktif hizmet yaptıktan sonra 1850 yılında yarbay rütbesini kazandı.Служил в Алжире, в 1850 году получает воинское звание подполковника.
Arap dilinin Fas üniversitelerinde ve mahkemelerde yayılmasına aktif olarak katılmıştır.Активно продвигал использование английского языка в работе парламента и судов.
Erta Ale Etiyopya'daki en aktif yanardağdır.Эртале — самый активный из вулканов Эфиопии.
Ancak Jack, nükleer bomba düzeneğini hemen aktif hale getirir.Вскоре на строящуюся станцию пробирается Джек с водородной бомбой.
Günümüzde ilçede aktif bir radyo ve televizyon kanalı bulunmamaktadır.Наблюдать её в радио- и рентгеновском диапазонах ничто не мешает и сегодня.
Grup 1980lerde aktif olmuştur.Действие переносилось в 80-е годы.
İnsanda bulunan yaklaşık 30 bin genin hepsi, aynı anda aktif olarak bulunmayabilir.Но нельзя таскать больше 9 штук одновременно.
Daha sonra yaralanma nedeniyle aktif kadroda görev almıştı.Комиссован по инвалидности после тяжёлого ранения.
Aktif maddesi DEET'dir (N, N-dietil-m-toluamid).Обозначения в уравнении реакции: DMF — N,N-диметилформамид (растворитель).
1999'dan beri aktif olarak siyaset yapmaktadır.С 1999 года полностью посвятил себя политической деятельности.
Baltık ve Karadeniz arasında aktif bir hat kurulmuş oldu.Между Новосёлками и Вачей была построена воздушная телефонная линия.
Ancak bu yıllarda Osmanlı toplum yapısındaki değişiklikler kendilerini oldukça aktif kılmıştır.Но негативное мнение об этих людях изменилось очень быстро.
Adacıklarda bulunan yaklaşık 100 volkandan 35'i günümüzde hâlâ aktiftir.Хребет состоит из вулканов, из них 35 — действующие.
Metropolitlik 1922-1923 yıllarına kadar aktifti.Сами же корабли в 1922—1923 годах разобрали на металл.
Bir yıl sonra ise aktif futbol yaşamını noktaladı.Спустя год он завершил футбольную карьеру.
Aktif büyüme dönemi ilkbahardır.Активный период роста приходится на весенне-летний период.
1990 yılında aktif futbol yaşantısını bırakıp teknik direktörlüğe başlamıştır.В 1990 году потерял должность главы футбольного клуба, продолжает работать физиком.
Adele ise toplum örgütlerinde aktifti.Уэрта был достаточно расположен к организованному рабочему движению.
Bu sosyal beceriksizlik "aktif ama garip" olarak adlandırılmıştır.هذا الارتباك الاجتماعي يطلق عليه اسم "نشط لكن غريب".
Kendi tayyaresini tasarlayıp üretti, aktif bir pilot idi.صمم وبنى طائرته الخاصة وكان طيارا نشط.
Aktif ancak tedavi edilmemiş tüberkülozu olan bir kişi yılda 10-15 insana hastalık bulaştırabilir.بإمكان الشخص المُصاب بالسل الرئوي النشط غير المُعالج أن ينقل العدوى إلى 10-15 شخصًا سنويًا أو أكثر.
Kadınların aktif savaş görevlerinden uzak tutulması ayrımcılık olarak nitelendirilmektedir.ويوصف ابعاد النساء عن المهام الحربي الفعالة بأنه تمييزاً.
Bugün, vakıf Meksika’da 18 ayrı vilayette yer almaktadır ve 7.000’nin üzerinde aktif gönüllüye sahiptir.تتواجد المؤسسّة اليوم في 18 ولاية مختلفة في المكسيك ولديها أكثر من 7000 متطوع نشط.
Aktif tektonik yükselme nedeniyle, Logan Dağının yüksekliği hala yükseliyor.وبسبب الرفع التكتوني النشط، فإن جبل لوجان مازال يرتفع لأعلى.
O da Polonya davasına adanmış Fransa'da Polonia komitelerinde aktif bir üyesi oldu.كما كانت أيضًا عضوًا نشطًا في لجان البولنديين في فرنسا المكرسة للقضية البولندية.
Genellikle bu “aktif tehlike” olarak değil, bir kaza, aciliyet, vaka veya felaket olarak atfedilir.غالبًا ما يشار إلى ذلك على أنه "خطر نشيط" وليس كحادث أو حادث أو حادث أو كارثة.
Aktif bir KDS, bu tür karar önerileri veya çözümleri ortaya çıkarabilir.نظام دعم قرار نشاطا يمكن أن تبرز اقتراحات قرار من هذا القبيل أو حلول.
"Tesalyalı cadılar" olarak bilinen bu kadınlar, MÖ 3. yüzyıldan, 1. yüzyıla kadar aktiflerdi.كنّ يعرفن بـ"ساحرات ثيساليا" وكنّ ناشطات من القرن الثالث حتى القرن الأول قبل الميلاد.
2007'den beri artık aktif olarak korunmuyor.وهو غير نشط منذ مايو 2007.
Öğrenci kenti olan Eskişehir’de gece hayatı,eğitim öğretimin aktif olduğu dönemlerde daha canlıdır.في إسكي شهر مدينة الطلاب تكون أكثر فترات الحياة نشاطاً في الليل.
Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı.قامت السيدات خلال حرب البلقان بدوراُ فعالاً في المجتمعات البشرية.
Aktif D vitamini seviyesi artar.إفراز فيتامين د النشط.
Aktif kömür verilir.كربون نشط.
1950'ler boyunca da aktif olarak siyasete devam etti.وفي سن الخمسينيات استمرت في العمل بنشاط.
Merapi Yanardağı, Endonezya'daki en aktif yanardağdır ve 1548'den beri düzenli olarak patlamaktadır.يعد بركان جبل نيرابي من أنشط البراكين في إندونيسيا وهو ينشط بشكل منتظم ولكن متقطع منذ عام 1548 م.
Birleşmeden beri Almanya, NATO ve Avrupa Birliği içinde aktif rol almaktadır.منذ إعادة توحيد ألمانيا، اضطلعت ألمانيا بدور أكثر نشاطا في الاتحاد الأوروبي والناتو.
Avrupa Birliği aktif bir pozisyon alarak İran ile görüşmelere başlamıştır.يرفض الإيرانيون فتح حوار مباشر مع الولايات المتحدة.
Aktif bir Quaker'dı.كانت أيضا نشطة مع الكويكرز.