Familyanın çoğu türleri hava kararınca aktif olurlar.La mayoría de las especies del género son activas durante el día.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Identificar los genes en cada cromosoma es una área de investigación activa.
Koyu yazım aktif futbol hayatı devam eden oyuncuları gösterir.En negrita los jugadores que continúan en activo.
Daima yalnız yaşarlar ve gece aktif olurlar.Por el día permanece inmóvil y por la noche gana actividad.
Aktif personel sayısı 5400'dür.Su código postal es de 145400.
Aktif dünya 9 numarasıdır.Año IX Volumen 9.
1909 yılından bu yana Adalet Bakanlığı'nda aktif oldu.Cuenta con personería jurídica desde 1909.
Antik (aktif olmayan) kıyı platformları geçmişteki deniz ve göl seviyesi ilgili kanıtlar sunmaktadır.Antiguas plataformas conformadas por las olas aportan pruebas de los niveles marinos y de lagos en el pasado.
Aktif hız kontrolü, klasik hız kontrolünün (cruise control) geliştirilmiş bir fonksiyonudur.La opcíon Active Cruise Control (Control Activo de Crucero) funciona como control de velocidad adaptativo.
Çünkü perboratlar ancak55 °C'nin üstünde aktif hale geçerler.Se mueve hacia adelante 65 grados y es operado por el dedo índice.
Gece aktif olurlar ve avını pusu kurarak yakalamayı tercih ederler.Prefieren cazar durante el día y saltan sobre su presa, de ahí su apodo común.
Yavuz Sultan Selim’in maiyetinde itibarlı bir konuma geldi ve Osmanlı siyasetinde aktif bir rol oynadı.En la capital bizantina Smiltsena siguió desempeñando un papel activo en la política.
Kısa süre sonra, III. Napolyon'un Prusya'ya savaş ilan etmesi sonucu aktif görevle tanıştı.Brocard pronto estuvo en el servicio activo, cuando Napoleón III declaró la guerra a Prusia.
Not: Kalın yazılı takım ve oyuncular turnuvada aktif durumdadır.Nota: Los técnicos debutantes en este torneo están en cursiva.
Aktif shutter 3D sistemi günümüzde 3D Xpand olarak da adlandırılan 3D teknolojisidir.De hecho actualmente existe un certamen llamado 3D Fashion Day.
Daha aktif olman gerekiyor.Dovete diventare più attivi.
Bu sosyal beceriksizlik "aktif ama garip" olarak adlandırılmıştır.Questo disagio sociale è stato definito "attivo ma strano".
Aktif ancak tedavi edilmemiş tüberkülozu olan bir kişi yılda 10-15 insana hastalık bulaştırabilir.Una persona con tubercolosi attiva, ma non trattata può infettare 10-15 persone all'anno.
Peter Sciretta tarafından kurulmuş olup, 23 Ağustos 2005'ten beri aktiftir.È stato fondato da Peter Sciretta il 23 agosto 2005.
1860 - 1864 Yahudiler Polonya millî hareketine katılıp Ocak Ayaklanması'nda aktif rol aldılar.1860–1864 gli ebrei prendono parte al movimento nazionale polacco, seguito dalla Rivolta di Gennaio.
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.La sopravvivenza dell'Impero in Oriente assicurò all'Imperatore un ruolo attivo negli affari della Chiesa.
Askeri muhafazakar kuruluşlarda, özellikle Stahlhelm ve Schlieffen Topluluğu'nda çok aktif oldu.Divenne molto attivo nelle organizzazioni militariste, in particolare la Stahlhelm e la Società Schlieffen.
Bu üç maddenin herhangi biri aktif bir şekilde değer katmak için işlenmemiştir, israf olur.Ciascuna di queste tre voci che non sia ancora elaborata per produrre valore è uno spreco.
İlk aktif hizmet fırsatı kısa bir süre sonra eline geçti.La sua prima occasione di servizio attivo giunse poco dopo.
2004 yılında Lahor'un yalnız 10.000 aktif travesti olduğu bildirildi.Nel 2004, la sola città di Lahore contava almeno 10.000 travestiti.
Aşkenazlar, Azerbaycan politikasında aktif rol aldılar.Gli ebrei aschenaziti erano particolarmente attivi nella politica azerbaigiana.
(PPA, Eşit zamanlı), Aktif/Etken: CiceroneAbl. cenanteAbl. nuntius litteras Quinti attulit.Suonata Quinta. (senza indicazione). (senza indicazione). (senza indicazione). (senza indicazione).
1 Ocak 1993 tarihinde RTVBiH Avrupa Yayın Birliği aktif bir üyesi olarak kabul edildi.Il 1º gennaio 1993, HRT fu ammessa a pieno titolo come membro dell'Unione europea di radiodiffusione.
Bugün, vakıf Meksika’da 18 ayrı vilayette yer almaktadır ve 7.000’nin üzerinde aktif gönüllüye sahiptir.Oggi la fondazione è presente in diciotto diversi stati in Messico e ha più di settemila volontari attivi.
2014 yılı Mayıs ayında TuneIn'den hizmet alan aylık aktif 50 milyon kullanıcının bulunduğu açıklanmıştır.Nel maggio del 2014, TuneIn ha annunciato che il suo servizio ha 50 milioni di utenti attivi al mese.
Birleşmeden beri Almanya, NATO ve Avrupa Birliği içinde aktif rol almaktadır.Dopo la riunificazione, la Germania assunse un ruolo attivo nell'Unione europea e nella NATO.
Asama Dağı Honshū'nun en aktif yanardağıdır.Il monte Asama è il vulcano più attivo su Honshū.
Delegeler ne kadar ve hangi alanlarda aktif olacakları açısında da daha fazla seçeneğe sahiptir.I delegati hanno ulteriori scelte da come essi sono attivi e in quale area.
Şu sıralar bu konu aktif bir araştırma konusudur.Questo è tuttora materia di ricerca attiva.
Yarışmaya katılım aktif olan tüm EBU üyelerine açıktır.La partecipazione al concorso è principalmente aperta a tutte le emittenti membri attivi dell'UER.
Aktif kömür verilir.Si può inoltre somministrare carbone attivato.
2006 itibarı ile orduda aktif personel sayısı 1.037 milyondur.Nel 2006, l'esercito contava 1.037.000 persone in servizio attivo.
Ancak 1989'da aktif siyasete dönmüştür.Nella primavera del 1989 venne di nuovo permessa l'attività politica.
Grup 1987 yılına kadar aktif kaldı.Rimane nel gruppo fino al 1987.
Halkanın ortasında, küçük bir aktif çekirdek var.Nel mezzo vi è un piccolo picco centrale.
2007'den beri artık aktif olarak korunmuyor.Non è più attiva dal 2007.
Bu nedenle aktif üye sayısı değişkenlik göstermekteydi.Il numero dei partecipanti fu quindi variabile.
Ada boz tilkisi yalnız başına ava çıkar, ve genelde gündüz aktif olur.I becco d'ibis si alimentano durante il giorno, generalmente da soli.
Yüzeyde dokuz aktif volkan gözlemlemeyi başaran Voyager 1'in ardından Voyager 2, bunların sekizini gözlemledi.La Voyager 1 fotografò 9 vulcani attivi, 8 la Voyager 2.
Beyaz yanlı musurlar son derece aktif yaratıklardır.I focenoidi sono creature molto attive.
Aktif yetenekler tıklanarak aktifleştirilen yeteneklerdir.Trasfigurare è un'abilità attivata.
İo, 400 aktif yanardağı ve jeolojik yapısı ile Güneş Sistemin en aktif nesnesidir.Con oltre 300 vulcani attivi, Io è l'oggetto geologicamente più attivo del sistema solare.
I. Dünya Savaşı'nda aktif hizmet gördü ve Unteroffizier rütbesine ulaştı.Successivamente prestò servizio attivo durante la prima guerra mondiale e raggiunse il grado di Unteroffizier.
1905 Rus Devrimi, 1905 Moskova Ayaklanması, Moskova ve Sankt-Peterburg Sovyetlerinde aktif rolü oynamıştır.Il PSR svolse un ruolo attivo nella rivoluzione russa del 1905 e nei soviet di Mosca e San Pietroburgo.
Sosyal hayatta aktif rol alır.È molto attiva nel sociale.
Bazıları gece diğerleri gündüz aktifdir.Molte specie sono notturne, alcune sono attive anche di giorno.
Volkan, Şili'nin en aktif volkanlarından biridir.Il Mutnovsky è uno dei vulcani più attivi della Kamčatka.
Lejyon, 5. yüzyılda bile Suriye'de aktif olarak görev yapmıştır.La legione era ancora in servizio in Siria agli inizi del V secolo.
1956 yılından beri aktif Avrupa Yayın Birliği üyesidir.Dal 1950 è membro dell'Unione europea di radiodiffusione.
Videoları oynattıkça, Güneş’in aktif bölgelerindeki oluşumları gözlemleyebiliriz.Mentre il video va avanti, possiamo osservare un certo numero di strutture del Sole attivo.
Mesleği fıçı imalatıdır, İngiliz Çartist hareketinde gençken aktif olmuştur.Incide il brano Ora ci sei tu, molto apprezzato dal pubblico giovanile.
Aktif kullanıcıların sayısı 2013'ten bu yana belirgin bir şekilde artmıştır.A partire dal 2013 il numero di monete è ampiamente aumentato.
1926'ya kadar bu görevi aktif olarak sürdürdü.Ha mantenuto questa carica fino al 1926.
Koronal döngüler solar yüzeylerin hem aktif hem de sessiz bölgelerini popule ederler.Gli anelli coronali si ritrovano sia nelle regioni attive, che in quelle quiete della superficie solare.
Şafak ve günbatımında en aktiftir.È attivo prevalentemente all'alba e al tramonto.