Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Eu mă exprim mai bine în scris, spre deosebire de Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.제가 Fredrik보다는 글을 잘쓰기 때문 아닐까요
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Ich drücke mich, im Gegensatz zu Fredrik, in Schreiben nett aus.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Ich drücke mich in Schreiben nett aus, im Gegensatz zu Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Ik druk mijzelf goed uit in schrijven, in tegenstelling tot Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Ilmaisen itseni kirjallisesti hyvin, päinvastoin kuin Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Jag uttrycker mig bra i skrift, till skillnad från till exempel Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Jag uttrycker mig bra i skrift, till skillnad från till exempel Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Jeg er god til at udtrykke mig skriftligt, i modsætning til Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Me expreso bien por escrito, a diferencia de Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Mi esprimo meglio a scrivere di quanto faccia Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Tôi bày tỏ bản thân mình cũng bằng văn bản, như trái ngược với Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Tôi tự trả lời theo ý mình, đối lập với Fredrik.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.W przeciwieństwie do Fredrika lepiej pisałem.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Zjistil jsem, že jsem dobrý ve psaní, narozdíl od Fredrika.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.- За разлика от Фредрик, аз се изразявам доста добре пишейки.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.Я выражаю себя хорошо в письменной форме, в отличие от Фредрика.
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.,אני מתנסח היטב בכתב .בניגוד לפרדריק ,לכו תזדיינו בתחת
Fredrik'in aksine ben kendimi yazılı olarak daha iyi ifade edebiliyorum.「オカマ野郎め」 苦情に対して 暴言ですね?
Genel kanının aksine bu görev Mars'ın Dünya'ya en uzak olduğu zamanda başlatılmalı.このタイプのミッションは、火星と地球の距離が最大になったとき、 火星連結の間に発射されたのでしょう。 それを行うことによって、地球の惰性を利用し
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.A szemben egy rácsos szerkezetté válik, és ennek következtében ez átlátszó az átlátszatlan helyett.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Dans votre œil, il se transforme en grille, et ainsi devient transparent, et non opaque.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Di mata Anda, bentuknya menjadi seperti kisi-kisi sehingga, kolagen menjadi tembus pandang, tembus cahaya.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.En el ojo, adopta una forma de grilla por eso, se hace transparente, en vez de opaco.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Im Auge wird es zu zu einem Gitternetz und deshalb wird es transparent, also das Gegenteil von blickdicht.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.In je ogen wordt het een raster, en daarom wordt het transparant in plaats van ondoorzichtig.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.În ochi, structura seamănă cu un grilaj și e transparentă, nu opacă.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.눈에서, 콜라겐은 격자 형태가 되고, 그래서 불투명한 것의 반대로, 투명해집니다.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nel vostro occhio, prende la forma di una griglia, e quindi diventa trasparente, al contrario di opaco.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nos nossos olhos, torna-se numa espécie de grelha, e consequentemente, torna-se transparente, em vez de opaca.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Trong mắt bạn, nó sắp xếp thành dạng mạng lưới, và nhờ đó, nó trở nên trong suốt, chứ không phải mờ đục.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Ve vašem oku se uskupí do mřížky, a proto se stane průsvitným v opaku k neprůhlednosti.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.V očesu se razvrsti v obliki mreže in zato postane prozorna namesto neprozorna.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Vo vašom oku, je vo forme mriežky a preto sa stáva priesvitným.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Στο μάτι μας, έχει τη μορφή πλέγματος και έτσι, γίνεται διάφανο, αντί για θολό.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.В окото ви, тя се превръща в мрежово формирование, и следователно, става прозрачно, за разлика от непрозрачно.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.У Вашому оці він перетворюється на решітку, і тому стає прозорим, напротивагу непрозорому.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.בתוך העין, הוא הופך למבנה של רשת, ולכן, הוא הופך לשקוף, בניגוד לאטום.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.داخل عينك حيث تصبح بنيته شبكية وعليه يصبح شفافاً عوضاً عن ماهيته المبهمة
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.そこでは格子状になっていて 透明になるのです 完璧に整った構造で 神秘を感ぜずには
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.A differenza di Gregor amava molto la musica e sapeva suonare il violino affascinante.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Berbeda dengan Gregor dia mencintai musik sangat banyak dan tahu cara bermain biola menawan.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Contrairement à Gregor qu'elle aimait beaucoup la musique et je savais comment jouer du violon charmant.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Ellentétben a Gregor ő szerette a zenét, és nagyon tudta, hogyan kell játszani a hegedűn bájos.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Em contraste com Gregor ela amava muito de música e sabia tocar o violino encantadoramente.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.En contraste con Gregor le gustaba mucho la música y sabía tocar el violín encantadora.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Im Gegensatz zu Gregor, den sie liebte die Musik sehr und wusste, wie man die Geige spielen charmant.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.I modsætning til Gregor hun elskede musik meget, og forstod at spille violin charmerende.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.I motsats till Gregor hon älskade musik väldigt mycket och visste hur man spela fiol charmigt.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.In tegenstelling tot Gregor ze hield heel veel muziek en wist hoe de viool te spelen charmant.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.그레고르와는 달리 그녀는 매우 음악을 사랑하고 바이올린을 연주하는 방법을 알고 매력.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Na rozdiel od Gregor milovala hudbu moc, a vedel, ako hrať na husle roztomilo.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Na rozdíl od Gregor milovala hudbu moc, a věděl, jak hrát na housle roztomile.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Ngược lại với Gregor, cô rất yêu âm nhạc rất nhiều và biết làm thế nào để chơi các violin quyến rũ.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Spre deosebire de Gregor a iubit muzica foarte mult si a stiut cum sa cante la vioara fermecătoare.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Toisin kuin Gregor hän rakasti musiikkia hyvin paljon ja osasi soittaa viulua viehättävästi.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.V nasprotju z Gregor je ljubil glasbo zelo veliko in je vedel, kako se igra violino očarljivo.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.W przeciwieństwie do Gregor kochała muzykę bardzo i wiedzieli, jak grać na skrzypcach uroczo.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.Σε αντίθεση με Gregor αγαπούσε πολύ τη μουσική και ήξερε πώς να παίξει το βιολί γοητευτικά.
Gregor için aksine o çok müziğin sevilen ve keman çalmayı biliyordu büyüleyici.В отличие от Грегора она любила музыку очень много, и знал, как играть на скрипке очаровательно.