Mary Alman aksanlarının çekici olduğunu düşünüyor.Mary thinks that German accents are sexy.
Ben akşam yemeğiyle birlikte genellikle yeşil çay içerim.I usually drink green tea with dinner.
Tom genellikle her pazartesi akşamı beni arar.Tom usually calls me every Monday evening.
Tom akşam yemeği sırasında sessiz kaldı.Tom kept silent during dinner.
Tom o kadar yorgundu ki akşam yemeği yemeden uykuya daldı.Tom was so tired that he fell to sleep without eating dinner.
Akşam yemeğinden sonra, bir banyo yapıp uyumaya gitmeyi planlıyorum.After dinner, I plan to take a bath and go to sleep.
Akşam yemeğinde konuşacağız.We'll talk at dinner.
Akşam yemeğinden sonra konuşabiliriz.We can talk after dinner.
Bu gece akşam yemeğinde konuşacağız.We'll talk at dinner tonight.
Tom bu gece akşam yemeğinde konuşuyor olacak.Tom will be speaking at the dinner tonight.
Akşam yemeği için kalın.Stay for supper.
Lütfen akşam yemeği için kal.Please stay for dinner.
Bu akşam burada kalacaksın.You'll stay here tonight.
Akşam yemeğine kalıyor musun?Are you staying for dinner?
Dün akşam ne yaptığımızı sana söyleyemem.I can't tell you what we did yesterday evening.
Lütfen akşam yemeği hazır olduğunda bana bildir.Please let me know when dinner's ready.
Akşam yemeği için evde olmayacağım.I won't be home for dinner.
Akşam yemeği için geç kalmamaya çalış.Try not to be late for supper.
Lütfen bana akşam yemeğinin ne zaman hazır olduğunu söyle.Please tell me when dinner's ready.
Tom bana Mary'nin kendisi için akşam yemeği pişirdiğini söyledi.Tom told me Mary cooked dinner for him.
Tom'a onu sonra bu akşamüstü arayacağımı söyle.Tell Tom I'll call later this afternoon.
Tom bana geçen akşam sanırım senin bilmen gereken bir şey söyledi.Tom told me something the other night that I think you should know.
Sadece akşam yemeği için oturuyoruz.We're just sitting down for dinner.
Tom akşamımızı mahvetmeye mi çalışıyor?Is Tom trying to ruin our evening?
Öğle ve akşam yemeklerini saat kaçta yersin?At what time do you eat lunch and supper?
Ben dün akşam soğuk algınlığına yakalandım gibi görünüyor.It's seems I've caught cold yesterday evening.
O bütün akşam ağzını açmadı.He didn't open his mouth all evening.
Akşam partisinde güzel bir esmerle tanıştı.He met a pretty brunette at the evening party.
Biz her akşam parkta yürüyüşe çıkarız.We take a walk across the park every evening.
Ben bu akşam için yemeği hazırladım.I prepared the meal for this evening.
Biz yemek odasında akşam yemeği yeriz.We eat dinner in the dining room.
İnsanlar Fransa'da sekiz otuz civarında akşam yemeği yerler.People have supper around eight-thirty in France.
Akşam yemeği basit bir yemektir.Supper is a simple meal.
Bu akşam yeni bir bara gidiyoruz. Sen de bizimle gelmek ister misin?We're going to a new bar tonight. Do you want to come along?
Her akşam saat 8'de.It's on every evening at 8.
Pazartesi akşamları saat 9'da.It's on on Monday evenings at 9.
Kızlar bu akşam geç kalacaklar.The girls are going to be late this evening.
Gilles geldiğinde o, akşam yemeğini hazırlıyordu.She was preparing the dinner when Gilles arrived.
O bu akşam oradaysa daha iyi olur.It would be better if he's there this evening.
O, oraya akşam 6'da gider.He goes there at 6 p.m.
Her akşam saat 9'da eve gelmenin normal olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's normal to come home every evening at 9 o'clock?
Hay aksi! Cüzdanımı bulamıyorum.Damn! I can't find my wallet.
Akşam yemeği için bir restorana gidiyoruz.We're going to a restaurant for dinner.
Biz akşamleyin genellikle evdeyiz.We're usually at home in the evening.
Biz akşam yemeğine davet ediliyoruz.We're invited to dinner.
Her cuma akşam yemeği için balık yeriz.We have fish for dinner every Friday.
Neredeyse her akşam birlikte TV izleriz.We watch TV together almost every evening.
Biz akşam yemeğimizi yemedik.We haven't had our dinner.
Biz akşam yemeğini henüz bitirdik.We just finished dinner.
Buralarda çoğu insan genellikle günün en büyük yemeğini akşamleyin yer.Most people around here usually eat their biggest meal of the day in the evening.
Büyük bir akşam yemeği yedik ve doğruca yatmaya gittik.We ate a big dinner and then went right to bed.
Benim aksanım muhtemelen garip.My accent is probably strange.
Grubumuz her pazartesi akşamı kilisemizin bodrumunda buluşur.Our group meets in the basement of our church every Monday evening.
Tom kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.Tom asked Mary to go out to have dinner with him.
Seni akşam yemeğine götürebilir miyim?Can I take you to dinner?
Bizimle akşam yemeği yiyebilir misin?Can you have dinner with us?
Bu gece akşam yemeği yiyebilir miyiz?Can we have dinner tonight?
Akşam yemeği için uğrayabilir miyiz?Can we come over for dinner?
Tom'u bu gece akşam yemeğine davet edebilir miyim?Can I invite Tom to dinner tonight?
O bana aksanımdan hoşlandığını söyledi.He told me that he liked my accent.