Tom Mary'nin aksadığını fark etti.Tom noticed that Mary was limping.
Tom, yarın akşama kadar bu kitabı götürmeli.Tom needs to return this book by tomorrow evening.
Tom akşam yemeği için güveç yaptı.Tom made stew for dinner.
Tom akşam yemeği için spagetti yaptı.Tom made spaghetti for dinner.
Kurslar pazartesi günü akşam saat 5'te başladı.The courses began at 5 p.m. on Monday.
Akşam yemeği için ne yapacağımı merak ediyorum.I wonder what to make for dinner.
Tom akşam yemeğini hazırlıyor.Tom is getting dinner ready.
Bu akşam Mary'nin evinde yemek yiyeceğiz.This evening we are going to dine at Mary's house.
Ben akşam yemeğimi kaybettim.I lost my dinner.
Tom bu akşam akşam yemeğini pişirmek zorunda.Tom has to cook dinner tonight.
Tom bu akşam yatmaya erken gitmek zorunda.Tom has to go to bed early tonight.
Çiçekleri satın aldım çünkü bu akşam büyükannemi ziyaret edeceğim.I buy the flowers because I will pay visit to my grandmother this evening.
Bazı insanlar her akşam televizyon dizilerini izlediler.Some people watched TV serials every evening.
Sınavlar akşam saat 5'te başladı.The exams started at 5 o'clock in the evening.
Seni burada bekleyeceğim. Yarın akşam geri gel.I will wait here for you. Come back tomorrow evening.
Yemek için son kez dışarı çıktığımızda, akşam yemeğini o ödedi.The last time we went out to eat, she paid for the dinner.
O, bu akşam Nelson gibi davranıyor.He is behaving like Nelson this evening.
Süpermarket bu akşam açık mı?Is the supermarket open this evening?
Büyük bir akşam yemeği yedim ve doydum.I ate a large dinner and felt satisfied.
Ben büyük bir akşam yemeği yedim ve açlığım giderildi.I ate a large dinner and my hunger was satisfied.
Annesi akşam yemeğine geç kaldığı için onu azarladı.Her mother scolded her for being late for supper.
Ben size akşam yemeği ısmarlayacağım.I'll treat you to dinner.
Bayan, akşam için herhangi bir uygun oda var mı?Miss, are there any available rooms for tonight?
Akşamleyin ıssız bir plajda tek başıma yürümeyi sevdim.I liked walking alone on the deserted beach in the evening.
Akşam yemeği harikaydı.Dinner was awesome.
O, akşam yemeğinden sonra hemen ev ödevini yapmaya başladı.She began doing her homework immediately after dinner.
Babam akşam yemeğinden sonra gerildi.My father stretched after dinner.
Ben zaten akşam yemeği yedim.I've already eaten dinner.
O, henüz akşam yemeği sipariş etmedi.He didn't order dinner yet.
O üç tane akşam yemeği sipariş etti.She ordered three dinners.
O henüz akşam yemeği sipariş etmedi.She didn't order dinner yet.
Akşam yemeği neredeyse hazır.Dinner is almost ready.
İngiliz aksanını çok özledim.I missed the British accent so much.
Akşam gazetesini okuyamayacak kadar çok uykuluydu.He was too sleepy to read the evening newspaper.
Aksanına dayanarak onun bir Fransız olduğunu söyleyebilirdim.I could tell from his accent that he was a Frenchman.
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
Akşam yemeğini bugün dışarıda yiyelim mi?Shall we eat dinner out today?
O, Esperanto'yu hafif bir Fransız aksanıyla konuşuyor.He speaks Esperanto with a slight French accent.
O kadar aksi huylu olma!Don't be so perverse!
Mary Tom'dan bilgisayarı kapatmasını ve akşam yemeği hazırlamasını istedi.Mary asked Tom to turn off the computer and prepare dinner.
Henüz akşam değil.It's not evening yet.
Daha akşam olmadı.It's not evening yet.
Ben akşam saat on birde onu aradığımda o zaten yatmaya gitmişti.She had already gone to bed when I called her at 11 p.m.
Annem akşam yemeğini pişirmekle meşguldü.My mother was busy cooking dinner.
Biz bu akşam ne yapalım?What shall we do this evening?
Bu akşam ne yapıyoruz?What are we doing this evening?
Annem akşam yemeğini hazırlıyor.My mother is preparing dinner.
Annem akşam yemeğini hazırlamakla meşgul.My mother is busy preparing supper.
Annem akşam yemeği için masayı hazırladı.My mother set the table for dinner.
Yediyi çeyrek geçe akşam yemeğini yerim.I eat dinner at quarter past seven.
Akşam yemeğinden sonra, o genellikle uyur.After dinner, he usually sleeps.
Küçük bir aksilik yaşadım.I had a small mishap.
Akşamları oğluma kitap okurum.In the evening, I read my son a book.
Tom aksiyona yakın olmayı ister.Tom wants to get close to the action.
Yıl boyunca sabah ondan akşam altıya kadar açıktır.It's open year-round from 10 a.m. to 6 p.m.
Ben akşam yemeği yaptım.I made supper.
Onlar bu akşam TV dizileri izlediler.They have watched TV serials this evening.
Çoğu akşam yemeği partisi akşam on birde sona erer.Most dinner parties end about eleven o'clock.
Ne aksamış olabilir?What could go wrong?