Dün gece akşam yemeği için biftek yediğini duydum.I heard that you ate steak for dinner last night.
Eğer süpermarkete gitmezsem bu akşam yiyecek herhangi bir şey hazırlayamayacağım.If I don't go to the supermarket, I won't be able to prepare anything to eat this evening.
Annemizin yemek artıklarıyla akşam yemeği yapmaktan başka seçeneği yoktu.Our mother had no choice but to make dinner with leftovers.
Her akşam yemeği birlikte yedik.We ate dinner together every night.
Son kez ne zaman evde pişirilmiş akşam yemeği yedin?When was the last time you ate a home-cooked dinner?
Son kez ne zaman ebeveynlerinle akşam yemeği yedin?When was the last time you ate dinner with your parents?
Bu akşam birlikte biraz zaman geçirmek ister misiniz?Would you like to spend some time together this evening?
Gelecek Cuma akşamı uğramak ve benimle ve arkadaşlarımla poker oynamak isteyebilirsiniz.You might want to come over and play poker with me and my friends next Friday evening.
Akşam 10.00'dan sonra beni arayan tek kişi sensin.You're the only person who ever calls me after 10:00 p.m.
Gençliğini boş harcama, aksi durumda daha sonra pişman olursun.Don't waste your youth, otherwise you'll regret it later.
Bütün akşamı onlarla konuşarak harcadık.We spent the whole evening talking to them.
Bu akşam gelemiyeceğine üzüldüm.I'm sorry that you can't come this evening.
Akşam yemeği için ne pişireceğimi merak ediyorum.I'm wondering what to cook for dinner.
Bu mağaza bu akşam saat dokuzda kapatıyor.This store closes at nine in the evening.
Tom'un akşam yemeği için yediği pahalıya malolmadı.What Tom ate for dinner didn't cost much.
Tom akşam vardiyasında çalışıyor.Tom works the evening shift.
Tom her akşam yemekten sonra bir banyo yapar.Tom takes a bath every evening after dinner.
Tom akşam yemeğini kendisi hazırladı.Tom prepared dinner by himself.
Tom'un sadece hafif bir yabancı aksanı var.Tom only has a slight foreign accent.
Tom akşam yemeği yerken çoğunlukla TV izler.Tom often watches TV while eating dinner.
Tom akşam sekizden sonra yemek yememeyi kural edindi.Tom makes it a rule not to eat after 8:00 p.m.
Tom akşam TV izlemeyi sever.Tom likes watching TV in the evening.
Tom Pazar akşamları genellikle evdedir.Tom is usually at home on Sunday evenings.
Tom neredeyse her akşam evdedir.Tom is at home almost every evening.
Tom akşam yemeğinden beri odasında ders çalışıyor.Tom has been studying in his room since dinner.
Tom'un bu akşam yapacak bir sürü ödevi var.Tom has a lot of homework to do this evening.
Tom akşam yemeğinden önce ev ödevini yapmayı bitirdi.Tom finished doing his homework before dinner.
Tom dün gece çok içti ve bu sabah biraz akşamdan kalma.Tom drank a lot last night and is a bit hung over this morning.
Tom akşam yemeği istemiyor.Tom doesn't want dinner.
Tom köpeğini sabah beslemez, sadece akşam.Tom doesn't feed his dog in the morning, only in the evening.
Tom akşam yemeğini pişirdi.Tom cooked dinner.
Tom bu akşam ne yapacağına karar veremiyor.Tom can't decide what to do this evening.
Tom aç olamaz. O az önce akşam yemeği yedi.Tom can't be hungry. He's just eaten dinner.
Tom tam akşam yemeğinden önce geldi.Tom came just before dinner.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom kendi başına akşam yemeği yedi.Tom ate dinner by himself.
Tom yaklaşık bir saat önce akşam yemeği yedi.Tom ate dinner about one hour ago.
Tom akşam yemeğinden önce neredeyse her zaman banyo yapar.Tom almost always takes a bath before dinner.
Tom'a bu akşam evde benimle temasa geçebileceğini söyle.Tell Tom that he can get in touch with me at home this evening.
Tom'un akşam yemeğinin hepsini yemediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom didn't eat all his dinner.
Tom Mary'ye akşam yemeğinden sonra kendisini aramasını söyledi.Tom told Mary to give him a call after dinner.
Tom Mary'nin aksamasıyla alay etmemeli.Tom shouldn't make fun of Mary's limp.
Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for dinner while Mary cooked.
Tom Mary'nin aksanıyla dalga geçti.Tom made fun of Mary's accent.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği yemeye davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom akşam yemeği yemek için Mary'yi eve davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom Mary ve arkadaşlarını akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary and her friends to dinner.
Tom bu akşam Mary'yi karşılayacağını umuyor.Tom hopes that he'll meet Mary this evening.
Tom Mary'ye akşam yemeğini pişirtti.Tom got Mary to cook dinner.
Tom dün akşam Mary'yi aramayı unuttu.Tom forgot to call Mary yesterday evening.
Tom Mary'nin akşam yemeği için ne yemek istediğini bilmiyor.Tom doesn't know what Mary wants to eat for dinner.
Tom, o ve Mary'nin evlendiği günün akşamında öldü.Tom died in the evening of the day he and Mary got married.
Tom Mary'nin aksanına bakarak onun bir yerli olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she wasn't a native speaker.
Tom Mary'nin aksanına göre onun muhtemelen İrlandalı olduğunu söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she was probably from Ireland.
Tom aksanından, Meryem'in muhtemelen İrlandalı olduğunu fark etti.Tom could tell by Mary's accent that she was probably from Ireland.
Tom Mary'ye akşam daha sonra nerede olacağını sordu.Tom asked Mary where she was going to be later in the evening.
Tom Mary'ye Cumartesi akşamı nerede olmayı planladığını sordu.Tom asked Mary where she planned to be on Saturday evening.
Tom Mary'nin onu akşam yemeğinden sonra aramasını söyledi.Tom asked Mary to call him after dinner.