Ana içeriğe geç
Sözlük

akrabalar ile cümle

akrabalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Sonrasinda ailesini ve akrabalarini buraya yerleştirmiş.I dessa brukade greven och hans familj sitta.
En yakın akrabaları, kardeş familyaları denilebilecek makigillerdir.Bröderna Djup kan närmast beskrivas som bondkomiker.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Холмс сказав оточуючим, що вона поїхала до родичів у Каліфорнії.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Виховувався у родичів.
Akrabalarını ve tanıdıklarını buraya yerleştirmiştir.До нього стали приєднуватися його друзі і знайомі.
Her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da.Однак в усіх розкладах позначений.
Ancak bu bile onu diğer akrabalarına kıyasla devasa yapar.Також агресивний він і по відношенню до інших самців.
Ölümünün ardından akrabaları imparatorluğu paylaştılar.Після смерті свого батька, брати поділили князівство між собою.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.У людей, чиї родичі хворіли на рак легень, ризик захворювання збільшується в 2,4 рази.
1885'te babasının ölümünden sonra ailesi, annesinin akrabaları ile birlikte Atina'ya yerleşti.Після смерті батька 1885 року родина оселилась в Афінах, у батьків матері.
Bunun gibi şeyler benim evimdekilerimi ve onların akrabalarını aşacaktır.Ці діти можуть проживати як в даній родині, так і за її межами.
Bazı akrabaları tutuklandı.Учасники були заарештовані.
Bu sefer akrabaları onun mirasını büyük olabileceğini söyleyerek onları teselli etmeye çalışır.Така звістка обнадіяла батьків, що їх син займеться чимсь прикладним.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Співбесіда з учнями і їх батьками.
Eiffel soyadı ise, Alman kökenli akrabaları tarafından 18'inci yüzyılın başlarında alınmıştı.Příjmení Eiffel získal po německých předcích z počátku 18. století.
Bu arada Boniface'in Montferrat'tan akrabaları da Epir üzerinde hak iddia ediyorlardı.Mezitím si příbuzní Bonifáce z Montferratu z Itálie začali dělat nároky rovněž na Epirský despotát.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Byl poté vychován u příbuzných.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Práce mé a mých žáků.
Bazı akrabaları tutuklandı.Někteří účastníci byli zadrženi.
En yakın akrabaları örümcek maymunugillerdir (Atelidae).K vzácným druhům patří také ostřice příbuzná.
En yakın akrabaları Tzeltalcadır.Posledním rodem jsou Jalisové.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.U osob příbuzných nemocnému s karcinomem plic je riziko 2,4 krát vyšší.
Akrabaları Salih'in kaybolduğunu ilan ettiler.Organizátoři výprav si Zenovi stěžovali, že nepochodili.
Uzak bir akrabalarının kızıyla nişanlıdır.Je vzdálenou příbuznou svého manžela.
Ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı.Já, bratr, my všichni.
Bu yiyecek daha çok özel günlerde olmakla beraber pişirilerek akrabalara komşulara sunulmaktadır.Tento systém znamená, že místo jednoho člověka připravuje nyní jídlo více kuchařů.
Farklı yerlerde olanlar temmuz ve ağustos aylarında köye gelerek akrabalarını ziyaret ederler.V měsíci červnu do obce přijeli četníci a určili, které rodiny se musí v červenci a srpnu vystěhovat.
Akrabaları gibi böcekçildirler.Jsou stejně jako rodiče dravé.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.A fost înconjurată de prieteni și rude în momentul acela.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Unii încearcă să se refugieze la rude sau prieteni.
Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve en yakın akrabaları vombatlardır.Ruda cea mai apropiată a familiei Phascolarctidae este vombatul, care formează familia Vombatidae.
Akrabaları halen Kayseri’de yaşamaktadır.Toată lumea știe că el se află la Capri.
En yakın akrabaları Seminolelerdir.Unii dintre prietenii săi cei mai apropiați erau artiști.
“ O beni sevmedi, küçüklüğümde hep akrabalarıma kaçtım” der.O să-l iubesc mereu; pur și simplu am fost prea tineri."
Tüm akrabalarım bu şehirde yaşıyor.Toate rudele mele trăiesc în acest oraș.
1886'da yedi yaşındayken annesi öldü ve akrabalarının yaşadığı Stockholm'e geri döndü.1886-ban meghalt édesanyja, ezután visszatért Svédországba, ahol a rokonainál lakott Stockholmban.
Ayrıca kurbanların aileleri ve akrabalarına taziyelerini iletti.A könyv ezenfelül útmutatást ad az életben maradt rokonok és hozzátartozók számára is.
Eş dost ve akrabalar ziyaret edilir.Rokonai, barátai látogatták.
Akrabaları halen Kayseri’de yaşamaktadır.Utódaik máig Jamaicán élnek.
Modern kasımpatılar yabani akrabalarından çok daha göz alıcı.A mai foltos hiéna többet vadászik, mint a kihalt rokonai.
Cücelere gelince, birazı diğer saftaydı, fakat Morialı Durin'in akrabaları Sauron'un karşısında yer aldı."A törpök közül kevés akadt mindkét oldalon, ám a Moriai Durin nemzetségéből harcoltak néhányan Sauron ellen.
Akrabaları ve kendi kasabasından kişilerle çalışmayı tercih ediyordu.A barátaiért és a családjáért bármit megtenne.
Akrabaları arasında en iri olanıdır.Akár legközelebbi hozzátartozói között is.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Orvostanhallgatók és orvosok számára.
Ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı.A bátyám és én gondoskodunk most a törzsről.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Ezután a rokonai nevelték fel.
Bu arada Boniface'in Montferrat'tan akrabaları da Epir üzerinde hak iddia ediyorlardı.Ezek között volt Boniface de Montferrat is, aki Svábiába utazott Fülöp nevű unokatestvéréhez.
Kuş akrabaları gibi böcekçildir.Rokonaihoz hasonlóan tarka madár.
Aslanın en yakın akrabaları, panthera cinsinin diğer türleri olan kaplan, kar leoparı, jaguar ve parstır.Leijonan lähimmät sukulaiset ovat muut Panthera-suvun lajit tiikeri, jaguaari ja leopardi.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Henkilökuntaa ja oppilaita.
Çin'e varıldıktan sonra, Temeraire ailesiyle ve akrabalarıyla tanışır.Chang käy säännöllisesti Kiinassa tapaamassa perhettään ja ystäviään.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Herra de Norpois käy päivällisellä hänen vanhempiensa luona.
Suçluların %50'sinden fazlası kurbanların akrabaları, aile dostları ya da tanıdıklarıdır.Yli 80 prosenttia kävijöistä tulee ystävien tai perheen kanssa.
Bardas Fokas ve akrabaları yakalanıp, izleyen yedi yıl kalacakları Prote'ye sürgün edildiler.Ο Φωκάς και οι συγγενείς του συνελήφθησαν και εξορίστηκαν στην Χίο, όπου πέρασαν τα επόμενα επτά χρόνια.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Σε συγγενείς ατόμων με καρκίνο των πνευμόνων, ο κίνδυνος αυξάνεται 2,4 φορές.
Yakın akrabalarına ressam ve belgesel yönetmeni Eeli Aalto ve büyücü Simo Aalto dahildir.Οι στενοί συγγενείς της περιλαμβάνουν τον ζωγράφο και τον ντοκιμαντέρ Eeli Aalto και τον μάγο Simo Aalto.
Akrabalarını ve tanıdıklarını buraya yerleştirmiştir.Τον έτρεμαν τόσο οι φίλοι και γνωστοί του όσο και οι κρατούμενοι.
Bu kişiler, yaşlı akrabalarının Yahudi geleneklerini icra ettiğini belirtmektedir.Ντρεπόμουν από την εξωτερική αντίληψη της εβραϊκής πρακτικής των γονιών μου.
Eş dost ve akrabalar ziyaret edilir.Her får de besøg af familie og venner.
Bazı akrabaları tutuklandı.En række medlemmer bliver anholdt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod