- Patent Bürosu'nda akrabanız mı var?Откраднали сте ми патента?
- Patent Bürosu'nda akrabanız mı var?Откраднали сте ми патента? - Нещо такова.
Peki akrabalarımın ve emlakçıların baskılarına dayanamayıp evi 1 milyon liraya satın alsam ne olurdu? - -Co będzie jeśli poddam się presji rodziny, pośredników i agentów nieruchomości, i kupię dom za milion dolarów?
Peki akrabalarımın ve emlakçıların baskılarına dayanamayıp evi 1 milyon liraya satın alsam ne olurdu? -および住宅ローン産業に屈して、100万ドルでこの家を買うなら、 どうなりますか?
Prenses bir kez daha, Prens Han'ın akrabası olacak.la princesse deviendra la fille du dernier prince Yi Young.
Prenses bir kez daha, Prens Han'ın akrabası olacak.Η πριγκίπισσα θα είναι συγγενής με το Πρίγκιπα Λι Χαν.
Prenses bir kez daha, Prens Han'ın akrabası olacak.سيرجع نسب الاميرة الى الامير لي هان
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,HERREN sagde til Abram: "Drag ud fra dit Land, fra din Slægt og din Faders Hus til det Land, jeg vil vise dig;
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,Il Signore disse ad Abram: e dalla casa di tuo padre, verso il paese che io ti indicherò
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,여호와께서 아브람에게 이르시되 너는 너의 본토 친척 아비 집을 떠나 내가 네게 지시할 땅으로 가라
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,ויאמר יהוה אל אברם לך לך מארצך וממולדתך ומבית אביך אל הארץ אשר אראך׃
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,وقال الرب لابرام اذهب من ارضك ومن عشيرتك ومن بيت ابيك الى الارض التي اريك.
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,耶 和 華 對 亞 伯 蘭 說 、 你 要 離 開 本 地 、 本 族 、 父 家 、 往 我 所 要 指 示 你 的 地 去
RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,耶和華 對亞 伯 蘭說 、 你 要 離開 本地 、 本族 、 父家 、 往 我 所 要 指示 你 的 地去
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››A Hospodin riekol Jakobovi: Navráť sa do zeme svojich otcov a ku svojej rodine, a budem s tebou.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Da sagde HERREN til Jakob: "Vend tilbage til dine Fædres Land og din Hjemstavn, så vil jeg være med dig!"
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Disse o Senhor, então, a Jacó: Volta para a terra de teus pais e para a tua parentela; e eu serei contigo.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Ðức Giê-hô-va phán cùng Gia-cốp rằng: Hãy trở về xứ của tổ phụ ngươi, chốn bà con ngươi, ta sẽ phù hộ ngươi.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Entonces Jehovah dijo a Jacob: --Vuelve a la tierra de tus padres, a tu parentela, y yo estaré contigo
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Il Signore disse a Giacobbe: «Torna al paese dei tuoi padri, nella tua patria e io sarò con te»
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››In GOSPOD je velel Jakobu: Vrni se v deželo očetov svojih in k sorodovini svoji, in bodem s teboj.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››I řekl mu Hospodin: Navrať se do země otců svých, a k příbuznosti své, a budu s tebou.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Ja Herra sanoi Jaakobille: "Palaja isiesi maahan ja sukusi tykö. Minä olen sinun kanssasi."
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››"여호와께서 야곱에게 이르시되 네 조상의 땅, 네 족속에게로 돌아가라 내가 너와 함께 있으리라 하신지라"
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Monda pedig az Úr Jákóbnak: Térj meg atyáid földére, a te rokonságod közé, és veled lészek.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Och HERREN sade till Jakob: »Vänd tillbaka till dina fäders land och till din släkt; jag skall vara med dig.»
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Og Herren sa til Jakob: Vend tilbake til dine fedres land og ditt eget folk, og jeg vil være med dig.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Tedy rzekł Pan do Jakóba: Wróć się do ziemi ojców twoich, i do rodziny twojej, a będę z tobą.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››Toen sprak de HERE met Jakob en zei: "Ga terug naar uw vaderland en uw familie. Ik zal bij u zijn."
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››А Господ рече на Якова: Върни се в отечеството си и в рода си, и Аз ще бъда с тебе.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››И сказал Господь Иакову: возвратись в землю отцов твоих и на родину твою; и Я буду с тобою.
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››ויאמר יהוה אל יעקב שוב אל ארץ אבותיך ולמולדתך ואהיה עמך׃
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››وقال الرب ليعقوب ارجع الى ارض آبائك والى عشيرتك. فاكون معك
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››耶 和 華 對 雅 各 說 、 你 要 回 你 祖 你 父 之 地 、 到 你 親 族 那 裡 去 、 我 必 與 你 同 在
RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››耶和華 對雅 各 說 、 你 要 回 你 祖 你 父 之 地 、 到 你 親族 那 裡去 、 我 必與 你 同在
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.A Jakob oznámil Rácheli, že je bratom jej otca a že je synom Rebeky a ona bežala a oznámila to svojmu otcovi.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.Iacov a spus Rahelei că este rudă cu tatăl ei, că este fiul Rebecii. Şi ea a dat fuga de a spus tatălui său.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.그에게 자기가 그의 아비의 생질이요 리브가의 아들됨을 고하였더니 라헬이 달려가서 그 아비에게 고하매
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.und sagte ihr an, daß er ihres Vaters Bruder wäre und Rebekkas Sohn. Da lief sie und sagte es ihrem Vater an.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.И сказал Иаков Рахили, что он родственник отцу ее и что он сын Ревеккин. А она побежала и сказала отцу своему.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.И Яков каза на Рахил, че е брат на баща й и, че е син на Ревека; а тя се завтече, та извести на баща си.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.ויגד יעקב לרחל כי אחי אביה הוא וכי בן רבקה הוא ותרץ ותגד לאביה׃
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.واخبر يعقوب راحيل انه اخو ابيها وانه ابن رفقة. فركضت واخبرت اباها.
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.雅 各 告 訴 拉 結 自 己 是 他 父 親 的 外 甥 、 是 利 百 加 的 兒 子 . 拉 結 就 跑 去 告 訴 他 父 親
Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.雅各 告訴 拉結 自己 是 他 父親 的 外甥 、 是 利百加 的 兒子 . 拉結 就 跑去 告訴 他 父親
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?A-t-elle vraiment voulu dire que ces personnes vivent avec les cadavres de leurs proches ?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?¿Está realmente diciendo que estas personas viven con los cuerpos de sus familiares muertos?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?저 여자가 정말로 이들이 죽은 자의 유해와 함께 산다고 하는 건가?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Liệu cô ta thực sự nói rằng những người này sống với xác những người thân của họ?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Opravdu mluví o tom, že tito lidé žijí s těly svých mrtvých příbuzných?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Sagt sie wirklich, dass diese Menschen mit den Körpern ihrer toten Verwandten leben?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Sta davvero dicendo che queste persone vivono con i corpi dei loro parenti morti?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Tényleg azt mondja, hogy ezek az emberek a halott rokonaik testével élnek együtt?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Traiesc ei la un loc cu corpurile celor decedaţi?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Zegt ze nu echt dat deze mensen samenleven met de lijken van hun dode familieleden?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Μας λέει στα αλήθεια ότι αυτοί οι άνθρωποι ζουν με τα σώματα των νεκρών συγγενών τους;
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Вона дійсно має на увазі, що ці люди живуть з тілами мертвих родичів?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?Нима тя наистина казва, че тези хора живеят с телата на мъртвите си близки?
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?"Что?! Она только что сказала, что эти люди живут рядом с телами своих мёртвых родственников?"
Sahiden de bu insanların ölü akrabalarıyla yaşadıklarını mı söylüyor?"האם היא באמת אומרת שאנשים אלה חיים לצד גופות קרוביהם המתים?"