Akrabaları tarafından büyütüldü.Osvojili si ho príbuzní.
Bu dillerin, diğer kardeş ve akraba Kafkas dilleriyle ortaklıkları bulunması bu ihtimâli de güçlendirmektedir.Teórie o možnom príbuzenstve s inými jazykovými rodinami, vrátane uralských jazykov sú sporné.
Ensest (yasaksevi), yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişkidir.Incest alebo krvismilstvo je pohlavný styk medzi blízkymi príbuznými.
Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı.Pýtali sme sa známych rodičov .
Kaza kurşunu Güllü'nün bir akrabasına isabet eder ve böylece kan davası başlar.Pri operácii však príde ku krvácaniu do brušnej dutiny a tak dochádza k cisárskemu rezu.
Bazı ailelerin akrabalık bağları günümüzde de devam etmektedir.Potomkovia rodu tu žijú dodnes.
Kuşların yaşayan en yakın akrabalarıdır.So najbližji živeči sorodniki ptic.
İsmi bilinmeyen bir başka yakın akrabası da Bulgar hükümdarı Telerig ile evlendirilmiştir.Neimenovana ženska sorodnica se je leta 776 poročila z bolgarskim vladarjem Telerigom.
İskoçya Krallığı için eski krallarla yakın uzak akrabalığı olan 13 namzetin bulunduğu bilinmekteydi.Na listi kandidatov za novega škotskega kralja se pojavi 14 daljnih potomcev minulih škotskih kraljev.
Akraba olan iki kurdun çiftleşmesi (ensest) hiç görülmemiştir.V teh dveh zakonih s sorodnicama ni dobil moških potomcev.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Pri sorodnikih oseb s pljučnim rakom je tveganje 2,4-krat večje.
Dilce en yakın akrabaları Pavnilerdir.Jezikovno najbližji sorodniki Slovanov so Balti.
Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.Kljub temu je svojo mlado kraljico in njeno družino osipaval z darili.
1941’de, Gürcülerle evlilik yoluyla akrabalıkları olmayan bütün Almanlar Sibirya ve Kazakistan’a sürüldü.1941 m. visi vokiečių palikuonys, kurie nebuvo susituokę su gruzinais buvo ištremti į Sibirą arba Kazachstaną.
Uzak bir akrabalarının kızıyla nişanlıdır.Vedė vyresniojo brolio žmonos seserį.
Yakın akrabası speed metal ile kıyaslanacak olursa thrash metal'in çok daha agresiftir.Lyginant su susijusiu speed metal ši pakraipa yra žymiai agresyvesnė.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Iki tol jį augino giminaičiai.
Belde sakinlerinin çoğu akrabadır.Dauguma kitų daiktavardžių yra vyriškosios giminės.
Tüm bu İrani halkların dilleri birbiriyle akrabadır ve yüzlerce ortak kelime barındırırlar.Jie susiskaldę į keliasdešimt genčių, kurias vienija bendra kalba.
On bir yaşındayken bu durumu bir akrabasına anlattı, o da annesine.Kai jam buvo 10 metų, jo tėvas subadė motiną.
Lakin annemle olan akrabalık derecelerini ve isimlerini hatırlayamıyorum.Nėra atskirų terminų dėl motinos ar tėvo pusės senelių.
İki Soylu Akraba - Tüm metin İngilizce.Beveik visi gyventojai dvikalbiai (kalba angliškai).
Tüm akrabalarım bu şehirde yaşıyor.Visos mano giminės gyvena šiame mieste.
Sonrasında ise dört akrabasıyla birlikte tutuklandı.Koos temaga peeti kinni veel neli tema kaasosalist.
Biraz daha uzak olan diğer akrabaları Kanada'da konuşulan Tuçon dilleridir).Tolai keel on provintsi levinuim keel (kokku kõneldakse provintsis 16 erinevat Austroneesia keelt).
Babasının da adı Caius olup İmparator Diocletianus'un akrabası soylu bir ailenin mensubuydu.Tema isa nimi oli Caius, kuid teda peetakse keiser Diocletianuse sugulaseks ja püha Susanna onuks.
Sığırcığın en yakın akrabası kara sığırcıktır.Pruunkaru lähim sugulane on jääkaru.
Köyde herkes akrabadır.Külas elavad kõik sugulased koos.
Bilinen kivi ile yakın akrabadır.Ta on hõbenuluga lähedane sugulane.
Akraba evlilikleri olmaktadır.See tähendab, et sugukonnad on omavahel abielus.
Kuzeni Emma Wedgwood da aynı evde kalıyor ve hasta bir akrabaya bakıyordu.Kohal oli samuti Darwinist üheksa kuud vanem nõbu Emma Wedgwood, kes hoidis oma invaliidist tädi.
Bu hipotez akraba seçilimi teorisinin genişletilmiş halidir.Hüpoteesi näol on tegemist sugulusvaliku teooria laiendamisega.
Her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da.Partner tunneb kõiki minu omadusi.
Ancak ustaşalar ölmeye mahkûmların akraba olması halinde birbirini öldürmeye zorladılar.Ohvreid sunniti üksteist sepahaamritega surnuks peksma.
Akrabalık terimleriHelistike sugulus
Bu takımın üyelerinin yaşayan en yakın akrabası su aygırıdır.Perekonna tuntuim esindaja on vesikarikas.
Doğduğu sırada annesi uyuşturucudan tutuklu olduğu için 3 aylıkken bir akrabasının yanına yollandı.1990. aastatel peeti ta vähemalt kolmel korral politsei poolt kinni seoses narkootikumide omamisega.
Hemen hemen herkes birbiriyle hısım akraba.Ma arva, et kah sina kõige oma suguseltsiga nällän olete.
En yakın akrabası Sekanicedir.Tuntumad on tema järeltulijad.
Belde sakinlerinin çoğu akrabadır.Suur osa liike on sukulendid.
Geldikleri yerlerde kalan akrabalarıyla ilişkilerini halen daha sürdürmektedirler.Samuti tulid paljud pereliikmed järele oma siia elama asunud sugulastele.
14 yaşımdayken Tibetten ayrıldım anne ve babamdan akrabalarımdan arkadaşlarımdan ve yurdumdan ayrıldım제가 14살 때 티벳을 탈출함으로, 그들에게서 더욱더 멀어지게 되었습니다. 저희 어머니와 아버지,
14 yaşımdayken Tibetten ayrıldım anne ve babamdan akrabalarımdan arkadaşlarımdan ve yurdumdan ayrıldımКогда мне было 14, я убежал из Тибета и стал еще дальше от родителей, родственников, друзей, родины.
14 yaşımdayken Tibetten ayrıldım anne ve babamdan akrabalarımdan arkadaşlarımdan ve yurdumdan ayrıldımכשאני הייתי בן 14, אני נמלטתי מטיבט והתרחקתי עוד יותר מההורים שלי,
14 yaşımdayken Tibetten ayrıldım anne ve babamdan akrabalarımdan arkadaşlarımdan ve yurdumdan ayrıldımعندما كنت في الرابعة عشر ، هربت من التبت وصرت أبعد عن أمي وأبي،
14 yaşımdayken Tibetten ayrıldım anne ve babamdan akrabalarımdan arkadaşlarımdan ve yurdumdan ayrıldım母や父 親戚や友人 そして祖国から
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.A mansão indicada como lar dele era falsa e escusado será dizer que não há parentes.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Huset på hans adresse var en facade, og der er ingen slægtninge.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Huset på hans adress var en fasad och det finns inga släktingar.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.La mansión que aparecía como su casa era falsa y, por supuesto, no tiene familiares.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.La villa registrata al suo indirizzo era fittizia, e ovviamente non esiste alcun parente.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Η έπαυλη στη διεύθυνσή του ήταν πλαστή και εννοείται ότι δεν υπάρχουν συγγενείς.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Дом, в котором он якобы жил, не существует, и, разумеется, нет никаких родственников.
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.cuando tu madre te hacía lavar los platos cada vez que visitaban a familiares.
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.Quand votre mère vous faisait laver la vaisselle chaque fois que vous rendiez visite à de la famille
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.Когда ваша мать заставляет вас перемывать всю посуду каждый раз, когда вы навещаете родных.
Ailenin seni telefonda akrabalarla konuşmaya zorladığı andır...Quand vos parents vous forcent à parler au téléphone à la famille
Ailenin seni telefonda akrabalarla konuşmaya zorladığı andır...Que tus padres te obliguen a hablar con tus parientes por teléfono.
Ailenin seni telefonda akrabalarla konuşmaya zorladığı andır...Когда ваши родители заставляют вас разговаривать с родственниками по телефону
Aile üyelerimizin, akrabalarımızın ve arkadaşlarımızın dünyayı nasıl gördükleri konusunda rahat değiliz."No nos sentimos cómodas con la manera en que nuestra familia, parientes y amigos ven el mundo".