Aynı zamanda Çakıcı Mehmet Efe'nin akrabasıdır.Також Таббс був спаринг-партнером Мухаммеда Алі.
Uzaktan Winston Churchill'in akrabasıydı.Гостював тут навіть Вінстон Черчилль.
Ladd oyun yazarı Tennessee Williams ve şair Sidney Lanier ile akrabadır.Її родичами були драматург Теннессі Вільямс і поет Сідней Ланье.
Kendisi valinin eşinin bir akrabası olur.Він погодився прийняти дружину заколотника.
Bu sefer akrabaları onun mirasını büyük olabileceğini söyleyerek onları teselli etmeye çalışır.Така звістка обнадіяла батьків, що їх син займеться чимсь прикладним.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Співбесіда з учнями і їх батьками.
Çapkındır Gece hayatını sever Çok güzeldir Akrabası yoktur, kimseyi tanımamaktadır.З подій минулої ночі він мало що пам'ятає і абсолютно нічого не знає про свою гостю.
Tom ve Mary akraba mı?Том та Мері рідня?
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.Neboť my bez nich nemůžeme býti učiněni dokonalými; ani oni bez nás nemohou býti učiněni dokonalými."
Eiffel soyadı ise, Alman kökenli akrabaları tarafından 18'inci yüzyılın başlarında alınmıştı.Příjmení Eiffel získal po německých předcích z počátku 18. století.
İki Soylu Akraba - Tüm metin İngilizce.Our Mutual Friend – kompletní kniha v angličtině.
Bir fil yaralandığında, akraba olmayan filler bile onlara yardım ederler.Je-li slon zraněný, ostatní sloni mu často pomohou, i když nejsou nijak příbuzní.
Fakat daha sonra yerini Jacques Offenbach'ın bir akrabası olan Judith French'e bıraktı.Teprve pak pochopíme její závěrečný článek, kterým byl právě Jacques Offenbach.
Yakın akrabası Çin aligatorundan daha büyüktür.Co do velikosti je větší, než jeho nejbližší příbuzný aligátor čínský (Alligator sinensis).
Bazen, ölen fil ile akraba olmasa bile mezarlarını ziyaret ettikleri görülür.Někteří sloni, i zcela nepříbuzní mrtvému slonu, pak nadále navštěvují jeho „hrob“.
Bu arada Boniface'in Montferrat'tan akrabaları da Epir üzerinde hak iddia ediyorlardı.Mezitím si příbuzní Bonifáce z Montferratu z Itálie začali dělat nároky rovněž na Epirský despotát.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Byl poté vychován u příbuzných.
Köy halkı çoğunlukla birbiriyle akrabadır.Většina měst je vzájemně propojena mezi sebou.
Yani aynı boydan gelen akraba topluluklardır.Jde o druh velice podobný příbuzné bedle vysoké.
Diğer Cermen dillerine göre İngilizce ile daha yakın akraba bir dildir.Stejně jako ostatní fríské jazyky je považována za velmi blízkou angličtině.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Práce mé a mých žáků.
Bazı akrabaları tutuklandı.Někteří účastníci byli zadrženi.
En yakın akrabaları örümcek maymunugillerdir (Atelidae).K vzácným druhům patří také ostřice příbuzná.
En yakın akrabaları Tzeltalcadır.Posledním rodem jsou Jalisové.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.U osob příbuzných nemocnému s karcinomem plic je riziko 2,4 krát vyšší.
Katlama - düzgün ikincil yapıların benzerliği, ama evrimsel akrabalık belirtisi yok.KVÍZ - pořad obdobný Sexy výhře, ovšem bez nevhodného obsahu.
Dil ayrıca Macarca ile akrabadır.Jejím mateřským jazykem je maďarština.
Akrabaları Salih'in kaybolduğunu ilan ettiler.Organizátoři výprav si Zenovi stěžovali, že nepochodili.
Uzak bir akrabalarının kızıyla nişanlıdır.Je vzdálenou příbuznou svého manžela.
Öğretmen olan annesi, Sırbistan'ın ünlü politikacılarından Svetozar Miletiç'in akrabasıydı.Matka byla také učitelka, a jejím příbuzným byl známý srbský politik Svetozar Miletić.
Çek rock şarkıcısı Aleš Brichta'nın uzak bir akrabasıdır.Kmotrem desky se stal zpěvák Aleš Brichta.
Belde sakinlerinin çoğu akrabadır.Většinu pěstounských rodin tvoří příbuzenské.
Ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı.Já, bratr, my všichni.
Çoğunun görünüşleri sardalyalara benzer ama bunlarla akrabalıkları yoktur.Jsou podobní myšovitým hlodavcům, ale nejsou s nimi příbuzní.
Psychodidae familyasının yakın akrabasıdır.Šimpanz je náš nejbližší žijící příbuzný.
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Pokračujte, apelují příbuzní.
Akraba bağları kuvvetli bir toplum yapısına sahiptirler.Obyvatelé ostrova vytvářejí pevnou komunitu.
Elefterios Venizelos'un akrabasıdır.Je to otrokář Venalicius.
Bu yiyecek daha çok özel günlerde olmakla beraber pişirilerek akrabalara komşulara sunulmaktadır.Tento systém znamená, že místo jednoho člověka připravuje nyní jídlo více kuchařů.
En yakın akrabası Hint gergedanıdır.Je to pravý přítok Indu.
Farklı yerlerde olanlar temmuz ve ağustos aylarında köye gelerek akrabalarını ziyaret ederler.V měsíci červnu do obce přijeli četníci a určili, které rodiny se musí v červenci a srpnu vystěhovat.
Akrabaları gibi böcekçildirler.Jsou stejně jako rodiče dravé.
Batı Afrika kıyılarındaki yerel halk çok sayıda birbiriyle akraba krallıklara bölünmüştü.Správu jednotlivých měst v říši rozdělil mezi příbuzné.
İbrahim'in akrabası olduğuna ve İbrahim'in peygamberliğini ilk kabul eden kişi olduğuna inanılır.Abraham din poporul lui Israel care în Genesa (20;7) este denumit profetul lui Dumnezeu.
İsmi bilinmeyen bir başka yakın akrabası da Bulgar hükümdarı Telerig ile evlendirilmiştir.O altă femeie necunoscută, rudă cu Irina, s-a căsătorit cu conducătorul bulgar Telerig în 776.
Yakın bir akrabada aynı durum mevcutsa, buna "ailesel" denir, aksi takdirde "sporadik" olarak adlandırılır.Dacă o rudă apropiată a avut aceleași simptome, atunci se numește „familială”, altfel este „sporadică”.
Wackernagel birçok akrabası annesi, babası, amcası hatta dedesinin oyuncu olduğu bir aileden gelmektedir.Wackernagel provine dintr-o familie de actori, mama, tatăl, unchiul și chiar bunicii ei au fost actori.
Mahallede yaşayan ailelerin hepsi akrabadır.Toate comunitățile din jur îi aparțin.
Akrabalığının "Roma erdemine" örnek teşkil etmesi beklenirdi.Reședința sa este așezarea de tip urban Romaniv.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.A fost înconjurată de prieteni și rude în momentul acela.
Turist vizesi, sadece turizm gezisi ve akraba ve/veya arkadaş ziyareti hakkını sağlar.Predomină turismul curativ, de vizitare a rudelor și prietenilor.
Avustronezya dil ailesine ait olup Endonezce ve Sunda dili ile akrabadır.Acestea vin din comunitatea lingvistică donoare împreună cu denumirea lor.
Askere gidecek gençler akrabaları ve komşuları ile helalleşirler.Unii încearcă să se refugieze la rude sau prieteni.
Akraba evliliği hoş karşılanmaz ve ayıp sayılır.Mariajul a fost fără urmași și nefericit.
Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve en yakın akrabaları vombatlardır.Ruda cea mai apropiată a familiei Phascolarctidae este vombatul, care formează familia Vombatidae.
Öğretmen olan annesi, Sırbistan'ın ünlü politikacılarından Svetozar Miletiç'in akrabasıydı.Mama ei, Mileva, era profesoară înrudită cu proeminentu politician sârb Svetozar Miletić.
Akrabaları halen Kayseri’de yaşamaktadır.Toată lumea știe că el se află la Capri.
Bacanaklık evlilik yoluyla kazanılan bir akrabalık derecesidir.De aceea, circumcizia este un factor protector până la ziua căsătoriei.
Otuz Tiran, onun hakkında Daçya kökenli ve Decebalus'ın akrabası olduğunu yazar.Despre originea sa, Triginta Tyranni spune că a fost un dac, o rudă a lui Decebal.
En yakın akrabaları Seminolelerdir.Unii dintre prietenii săi cei mai apropiați erau artiști.