Ancak genetik araştırmalar bu iki cinsin o kadar yakın akraba olmadığını göstermiştir.Badania genetyczne nie potwierdziły bliskiego pokrewieństwa obydwu grup.
Bavyera'ya akrabası I. Otto (Bavyera) atanıyordu.Otto V został księciem Bawarii (jako Otto I).
Akrabaları gibi böcekçildirler.Młode podobne są do rodziców.
Ancak penguenlerle yakın akrabalıkları yoktur.Prawie nikt nie pamięta o Pendragonach.
Turist vizesi, sadece turizm gezisi ve akraba ve/veya arkadaş ziyareti hakkını sağlar.Za cele turystyczne uważa się spędzanie wakacji, zwiedzanie, odwiedziny rodziny lub przyjaciół.
"Yaptığınız ayıp sizin, bir de akraba olacaksınız.Det ni har besatt och om där råder ordning och fred kan ni behålla!".
1941’de, Gürcülerle evlilik yoluyla akrabalıkları olmayan bütün Almanlar Sibirya ve Kazakistan’a sürüldü.1941 deporterades alla tyskar som inte var gifta med georgier till Sibirien och Kazakstan.
Bu cinse mensup iki tür, insanın yaşayan en yakın akrabalarıdır.Släktet bildas av två arter som är människans närmaste nulevande släktingar.
Yakın bir akrabada aynı durum mevcutsa, buna "ailesel" denir, aksi takdirde "sporadik" olarak adlandırılır.Om en nära släkting har haft samma sjukdom kallas den ”familjär”, annars kallas den ”sporadisk”.
Doriath İkinci Akrabakıyımıyla yok edilir; Dior, Celegorm, Curufin, ve Caranthir ölür.Doriath förstörs i det andra frändedråpet: Dior, Celegorm, Curufin och Caranthir dräps.
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.Och åter: Om inte Gud skänkt oss frälsningen av nåd, så ägde vi den inte säkert.
Birinci derece akrabalarda bu hastalığı taşıyan birisi varsa hastalık riski 2 ila 3 kat daha yüksektir.Att ha en förstagradssläkting med sjukdomen ökar risken 2 till 3 gånger.
Dursley ailesi Harry Potter'ın yaşayan son akrabalarıdır.Huvudartikel: Familjen Dursley Familjen Dursley är Harry Potters sista levande släktingar.
Ancak genetik araştırmalar bu iki cinsin o kadar yakın akraba olmadığını göstermiştir.Genetiska studier visar dock att de inte alls är varandras närmaste släktingar.
Phocas, birkaç akrabası ve destekçisi ile idam edildi.Khin Nyunt avrättades tillsammans med ett stort antal släktingar och anhängare.
Eş dost ve akrabalar ziyaret edilir.Man går på besök hos släkt och vänner.
Sincapgillere çok benziyor olsalar da onlar ile yakın bir akrabalıkları yoktur.Trots att de liknar palmer är de inte nära släkt med dessa.
Ayrıca Håkon İsveç kraliyet ailesiyle de akrabaydı.Ascer var således släkt med det danska kungahuset.
Uzaktan Winston Churchill'in akrabasıydı.Han var morfar till Winston Churchill.
En yakın akrabaları Akatekçe ile Hakaltekçedir.Deras nästa släkting är antagligen impalan.
Günümüze kadar nesli tükenmeyen en yakın akrabası Asya filidir.Närmast levande släkting är idag den asiatiska elefanten.
Vatandaşlık ve akrabalık bağları oldukça güçlüdür.Populationstäthet och vanor är därför ganska osäkra.
Kuşların yaşayan en yakın akrabalarıdır.Hönsfåglarna är närmast släkt med ]na (Anseriformes).
Soylu bir aileden gelen Aleksey Tolstoy, Lev Tolstoy’un da uzaktan akrabasıdır.Tolstoj var avlägset släkt med Lev Tolstoj.
Bu nedenle, soy olarak Gökben köylülerinin akrabalarıdır.Dessa är i sin tur systerklad till gökarna.
Gerçekte ise Alec, Tess'le akraba filan değildir.Detta betyder att Dorothy egentligen inte är släkt med någon av dem.
Bu hipotez akraba seçilimi teorisinin genişletilmiş halidir.Den centrala idén i denna teori är ett slags utvidgning av släktskapsselektion.
Mahallede evlilikler genellikle görücü usulü ve akraba evliliği şeklinde olur.Svågerlag har i allmänhet utgjort hinder för äktenskap i samma utsträckning som släktskap.
Dilce en yakın akrabaları Tivalar, en uzak olanlar ise Tovalar ile Kiyovalardır.Jämförd med artens närmaste släktingar är nosen förstorad och mera avrundad.
Yalnızca önleyen insanlar yani sihirli akrabalar, yaratıkların akrabalarını görür.Prepona magos ingår i släktet Prepona och familjen praktfjärilar.
En yakın akrabası Sekanicedir.Dess närmaste släkting är rutsnok.
Hausa ise Sami dillerin uzak akrabası sayılsa da, tonal bir dildir.Hausa är ett subjekt–verb–objekt-språk, samt ett tonspråk.
Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve en yakın akrabaları vombatlardır.Plantago unibracteata ingår i släktet kämpar, och familjen grobladsväxter.
Anadolu'da çeşitli illerde dolaştı, dost ve akrabalarında kaldı.Tideman tog med släkt och vänner dit.
Ana madde: İki Soylu Akraba İki Soylu Akraba.Familjen Nott: Renblodig släkt med två kända medlemmar.
Pastel renklerin hakim olduğu resimler yaptı ve daha çok dost ve akrabalarını resmetti.De gjorde ett par exemplar och gav till vänner och familj.
Sonrasinda ailesini ve akrabalarini buraya yerleştirmiş.I dessa brukade greven och hans familj sitta.
En yakın akrabaları, kardeş familyaları denilebilecek makigillerdir.Bröderna Djup kan närmast beskrivas som bondkomiker.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Холмс сказав оточуючим, що вона поїхала до родичів у Каліфорнії.
Bengal kedisi ile yakın akrabadır.Є близьким родичем бенгальського кота.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Виховувався у родичів.
Akrabalarını ve tanıdıklarını buraya yerleştirmiştir.До нього стали приєднуватися його друзі і знайомі.
Ayrıca Finceyle yakından akrabadır.Вони є взаємно зрозумілі з фінською.
İsviçre'de araştırmacılar Hamilton'ın akraba seçilimi kuralına dayandırılan bir algoritma geliştirmişlerdir.Дослідники з Швейцарії розробили алгоритм, заснований на правилі Гамільтона родинної селекції.
Akraba evliliği hoş karşılanmaz ve ayıp sayılır.Шлюб був нещасливим та бездітним.
Her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da.Однак в усіх розкладах позначений.
Ancak bu bile onu diğer akrabalarına kıyasla devasa yapar.Також агресивний він і по відношенню до інших самців.
Ölümünün ardından akrabaları imparatorluğu paylaştılar.Після смерті свого батька, брати поділили князівство між собою.
Tüm canlılar, ortak atalardan geldikleri için akrabadır.Всі члени клану вважають, що вони походять від спільного предка.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.У людей, чиї родичі хворіли на рак легень, ризик захворювання збільшується в 2,4 рази.
Akraba evlilikleri olmaktadır.Особливо це стосується заміжніх жінок.
1941’de, Gürcülerle evlilik yoluyla akrabalıkları olmayan bütün Almanlar Sibirya ve Kazakistan’a sürüldü.1941 року всі німці (окрім тих, хто перебував у шлюбі з грузинами) були виселені до Сибіру чи Казахстану.
1885'te babasının ölümünden sonra ailesi, annesinin akrabaları ile birlikte Atina'ya yerleşti.Після смерті батька 1885 року родина оселилась в Афінах, у батьків матері.
Görümcelik evlilik yoluyla kazanılan bir akrabalık derecesidir.Положення реалізуються поетапно через брак ресурсів.
Bunun gibi şeyler benim evimdekilerimi ve onların akrabalarını aşacaktır.Ці діти можуть проживати як в даній родині, так і за її межами.
Akraba evliliği kesinlikle yoktur.Відомостей про одруження немає.
Sığırcığın en yakın akrabası kara sığırcıktır.Відтворити Найближчим родичем білохвостого оленя є Олень чорнохвостий.
Bazı akrabaları tutuklandı.Учасники були заарештовані.
Akraba ve hastalar var ise hastalar ziyaret edilir.Близькі та колеги також страждають від проявів хвороби.
Hepsi birbiri ile akraba, biribirlerinin kardeşidir.Усі вони були родичами та членами однієї сім'ї.