Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Perkataan orang dapat merupakan sumber kebijaksanaan dalam seperti samudra, segar seperti air yang mengalir
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Slová úst muža sú jako hlboké vody, rozvodnený potok prameň múdrosti.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Slova úst muže vody hluboké, potok rozvodnilý pramen moudrosti.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Słowa ust męża mądrego są jako wody głębokie, a źródło mądrości jako potok wylewający.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Syviä vesiä ovat sanat miehen suusta, ovat virtaava puro ja viisauden lähde.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Vode globoke so besede iz ust vrlega moža, potok vrvrajoč je modrosti vrelec.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Οι λογοι του στοματος του ανθρωπου ειναι υδατα βαθεα και η πηγη της σοφιας, χειμαρρος αναπηδων.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Думите из устата на човека са като дълбоки води, И изворът на мъдростта е като поток.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.Слова уст человеческих – глубокие воды; источник мудрости – струящийся поток.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.מים עמקים דברי פי איש נחל נבע מקור חכמה׃
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.كلمات فم الانسان مياه عميقة. نبع الحكمة نهر مندفق.
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人 口 中 的 言 語 、 如 同 深 水 . 智 慧 的 泉 源 、 好 像 湧 流 的 河 水
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.人口 中 的 言語 、 如同 深水 . 智慧 的 泉源 、 好像 湧流 的 河水
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.물 속 밑바닥에 있는 자갈을 보는 것과 비슷한 이치입니다.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.זה בעצם כמו להסתכל על חלוק נחל בקרקעית של נחל.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.انه كالنظر لحصاة في قاع جدول
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.見るようなものです 水底の小石を見ていると
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Abbiamo visto una donna più limpida di una pozza d'acqua in un ruscello di montagna.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Am văzut o femeie cu o minte mai limpede decât un izvor de munte.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Egy olyan nőt láttunk, aki tisztább volt a hegyi patak vizénél.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Je zag een vrouw die helderder was dan een waterpoel in een bergstroompje.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.그녀는 산 속 계곡의 연못보다 더 맑았습니다.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Man sah eine Frau, die klarer war als das Wasser in einem Gebirgsbach.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Vimos una mujer que era más serena que un manantial de agua en la montaña.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Vous voyiez une femme qui était plus claire qu'un bassin d'eau dans un courant de montagne.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Widok ten przedstawiał kobietę, która była bardziej przejrzysta niż woda z górskiego strumienia.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Мы увидели женщину, чей разум чище и светлее чем вода в горном ручье.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.Ние видяхме жена, която бе по-чиста от езерце вода в планински извор.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.לא ראינו אישה מטורפת. ראינו אישה צלולה יותר מבריכת-מים בנחל הררי.
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.وإنما شاهدت إمرأة بصفاء أكثر من صفاء بحيرة جبلية
Bir dağ akarsuyu göletinden daha berrak bir kadın gördünüz.透き通った一人の女性でした もちろんチベット教の僧侶は 次のように言いました
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.그는 새의 피와 흐르는 물과 산새와 백향목과 우슬초와 홍색실로 집을 정결케 하고
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.и очистит дом кровью птицы и живою водою, и живою птицею и кедровым деревом, и иссопом и червленою нитью;
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.וחטא את הבית בדם הצפור ובמים החיים ובצפר החיה ובעץ הארז ובאזב ובשני התולעת׃
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.ويطهر البيت بدم العصفور وبالماء الحي وبالعصفور الحي وبخشب الارز وبالزوفا وبالقرمز.
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.要 用 鳥 血 、 活 水 、 活 鳥 、 香 柏 木 、 牛 膝 草 、 並 朱 紅 色 線 、 潔 淨 那 房 子
Böylece kuşun kanı, akarsu, canlı kuş, sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplikle evi paklamış olacak.要 用 鳥血 、 活水 、 活鳥 、 香柏木 、 牛膝草 、 並 朱紅色 線 、 潔淨 那 房子
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Acest decor poate fi un pârău din împrejurimi, un mic lac sau o porţiune de plajă.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Det kan vara i form av ett vattendrag, en damm eller en strandlinje.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Ez lehet egy kis patak, tavacska vagy a tópart egy megkapóan szép része.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Może to być pobliski potok, staw lub pas plaży.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Môže to byť miestny potok, jazero alebo kúsok pláže.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Může to být místní říčka, rybník nebo kus pláže.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Pode ser um ribeiro local, um lago ou uma extensão da praia.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Se voi olla oman kotipaikkakunnan puro, lampi tai rantakaistale.
Bu bir akarsu, gölet veya kumsal olabilir.Μπορεί να είναι ένα τοπικό ρέμα, μία λίμνη ή μια παράκτια ζώνη.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Ecco, per darvi un'idea, è come osservare un ciottolo sul fondo di un torrente.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.För att ge er en känsla av hur det är, är det lite som att titta på en sten på botten av en ström.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Jadi, supaya anda bisa membayangkan seperti apa, ini seperti melihat sebuah kerikil di dasar sungai.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Om je een beeld te geven van hoe het is, het is alsof je naar een steentje kijkt op de bodem van een beekje.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Para darles una idea, es como mirar una piedrita en el fondo de un arroyo.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Por isso, para terem uma ideia, é como olhar para um seixo no fundo de um ribeiro.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Pour vous donner une idée, c'est comme si vous regardiez un caillou dans un courant.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Powiem wam, że jest to jak patrzenie na kamyczek na dnie strumyka.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Pro vaši lepší představu je to vlastně, jako když se díváte na oblázek na dně potoka.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Έτσι λοιπόν, για να σας δώσω ένα παράδειγμα, είναι σαν να κοιτάς ένα βότσαλο στον πυθμένα ενός ρέματος.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.За да ви дам усещане за какво става дума - всъщност е все едно да гледаш камъче на дъното на поток.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Что-бы дать вам понять на что это похоже, скажу, что это как галька на дне реки.
Bu durumu şuna benzetebilirim: Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.Щоб ви зрозуміли, на що це схоже, скажу, що це як дивитися на гальку на дні річки.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Aici este castor. Şi aici este fluxul, şi Aspen şi arini şi salcie.