Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinEen snel vloeiende stroom van herinnering en deernis
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinForsar genom våra liv... som konungars ättelinjer. En snabbt flödande ström... av minnen och sorger.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinLeben wie die Linie der Könige, ein rasch fliessender Strom von Erinnerungen und Leid.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinlige som kongernes blodlinie. En hurtigt flydende strøm af minder og sorg.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinPłynie przez nasze życia niczym krew w żyłach Królów, bystry, rwący strumień pamięci i smutku.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinRýchlo plynúci prúd spomienok a žiaľu
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinSe virtaa läpi elämiemme, kuninkaiden veren lailla. Muistin ja murheen vuolaasti virtaava joki.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinUm agil córrego de memória e tristeza
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinUna corriente que fluye rápida de memoria y aflicción
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinUn flusso che avanza rapidamente della memoria e del dolore
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinŽene se našimi životy jako pokrevní linie králů. Rychle plynoucí proud vzpomínek... a žalu.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinΈνα γοργά τρεχούμενο ρεύμα μνήμης και θλίψης.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederin途絶えることのない- 古の記憶と哀しみ ひとしずくの水が—
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.강과 빠르게 흐르는 물이 있었음을 보여주는 흥미로운 증거가 있습니다.
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.lehettek ott folyók és gyors folyású vizek.
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.Mars mungkin memiliki sungai dan air berarus deras.
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.שמעלה אפשרות שבשלבים מוקדמים בהיסטוריה של מאדים אולי היו נהרות ומים שזורמים מהר.
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.ترجح على أنه في تاريخ المريخ القديم .. كانت توجد أنهاراً ومياهٌ متدفقة
Mars'ın erken tarihinde nehirlerin ve hızlı akan suların olabileceğini söylüyor.ことを示唆する 興味深い証拠があります 今 火星は非常に乾燥しています
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.Ingeneure setzen die Größe des Stromes mit der Beschleunigung in Beziehung.
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.Ingenjörer korrelerar den flödande strömmen med accelerering.
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.Les ingénieurs font correspondre la quantité de courant qui passe et l\'accélération.
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.המהנדסים מחשבים את הקשר שבין כמות הזרם שעובר לתאוצה.
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.المهندسون يربطون كمية التيار المارّة بالتسارع
Neredeyse yüzün üzerine akan bir boya ırmağı, ve bu ırmak yüzü tanımlıyor.Je to téměř jakoby mu tvář přikrýval proud barev a začal jí dávat tvar.
Neredeyse yüzün üzerine akan bir boya ırmağı, ve bu ırmak yüzü tanımlıyor.Pare un râu de vopsea care curge de-a lungul acelei fețe și începe să o definească.
Neredeyse yüzün üzerine akan bir boya ırmağı, ve bu ırmak yüzü tanımlıyor.Це майже як річка фарби, яка тече крізь це обличчя і визначає його характер.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Bukan tentang keperawanan, Namun tentang kesuburan, kelimpahan, Sebuah taman yang dialiri air.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Det er ikke jomfruelighed; det er frugtbarhed. Det er overflod. Det er haver vandet af løbende strømme.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Geen maagdelijkheid, maar vruchtbaarheid, overvloed, tuinen bevloeid door stromende wateren.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Não é virgindade, é fecundidade, é abundância, são jardins regados por riachos correntes.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nem szüzesség, hanem termékenység, bőség, kertek, melyeket folyó patakok öntöznek.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Není to panenskost, je to plodnost, hojnost, jsou to zahrady, zavlažované prameny vod.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nie je to panenstvo, je to plodnosť, je to hojnosť, sú to záhrady zavlažované prúdiacimi tokmi.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.No es virginidad, es fecundidad, es plenitud, son jardines regados por arroyos en constante flujo.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Non è verginità, è fertilità, è abbondanza, sono giardini in cui scorrono ruscelli.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Nu este virginitate, este fecunditate, este abundenţă, este grădini udate de curente curgătoare.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Se ei ole neitseellisyyttä vaan hedelmällisyyttä, runsautta, puutarhoja, joita kastelevat virtaavat vedet.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.To nie dziewictwo. To urodzaj, to mnogość, to ogrody nawadniane przez płynące strumienie.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Δεν είναι παρθενία, είναι γονιμότητα, είναι αφθονία, είναι κήποι που ποτίζονται από τρεχούμενα ποτάμια.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Той не е девственост, той е плодовитост, изобилие, това са градини, напоени от течащи потоци.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Це не невинність, а плодючість, це багатство, це сади, омиті ріками.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.Это не девственность, а плодородие, изобилие, сады, реками омовены.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.הוא לא בתוליות, הוא פוריות, הוא שפע,
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.أنها ليست العذرية، أنها الخصوبة. أنها الكثرة.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.生殖能力であり 活力あふれる 流れる水に潤う
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.그건 동정(童貞)이 아닌, 비옥함입니다. 천국은 넉넉하고,
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››(80:17) Я питал бы их туком пшеницы и насыщал бы их медом из скалы.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››(81:17) Je le nourrirais du meilleur froment, Et je le rassasierais du miel du rocher.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››Az Úrnak gyûlölõi hízelegnének néki, és örökkévaló volna az õ idejök.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››Ci, którzy w nienawiści mają Pana, choć obłudnie, poddaćby się im musieli, i byłby czas ich aż na wieki.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››De som hata HERREN skulle då visa honom underdånighet, och hans folks tid skulle vara evinnerligen.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››De som hater Herren, skulde smigre for dem, og deres tid skulde vare evindelig.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››E eu te sustentaria com o trigo mais fino; e com o mel saído da rocha eu te saciaria.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››I nemici del Signore gli sarebbero sottomessi e la loro sorte sarebbe segnata per sempre
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››In živil bi ga bil s pšenico najboljšo in z medom iz skalovja bi te bil sitil.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››jeg nærede dig med Hvedens Fedme, mættede dig med Honning fra Klippen!"
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››내가 또 밀의 아름다운 것으로 저희에게 먹이며 반석에서 나오는 꿀로 너를 만족케 하리라 하셨도다
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››L-aş hrăni cu cel mai bun grîu, şi l-aş sătura cu miere din stîncă.
Oysa sizleri en iyi buğdayla besler, Kayadan akan balla doyururdum.››Los habría sustentado con la suculencia del trigo; con miel de la roca te habría saciado.