Darlington çiftinin akım kazancı, yaklaşık olarak her iki transistörün akım kazançları çarpımına eşittir.O Ganho total do Darlington é produto do ganho dos transistores individuais.
İspanyol Neoklasizm Akımının en önemli yazarıdır.É o mais importante autor dramático da escola neoclássica espanhola.
Bu çalışmaları sırasında, o dönemde baskın akım olan neoklasizm ekolüne tercih ettiği canlılığı keşfetti.E por alguma razão em algum momento, ele decidiu transformar esse tipo de atenção negativa para mim.
Böylece eser gerçekçilik akımına daha da yaklaştı.Por isso vamos usar uma representação mais próxima da realidade.
Bu akım 1990 ve 2000’lerde yeniden canlanmıştır.Foi relançado em 1990 e 1997.
Günümüzde bu metot Scientology adında bir din akımına dönüşmüştür.Finalmente ela se tornou uma sé metropolita sob Diógenes.
1980 sonrası ise dönemin akımı olan video için çekilen pek çok filmde rol almıştır.E aqui estamos nós, centena de anos depois, filmando um vídeo musical em seu túmulo.
Renal kan akımını ve glomerüler filtrasyon hızını azaltır.Rim: diminui fluxo sanguíneo e taxa de filtração glomerular.
İndüklenen akım bobindeki akıma paralel fakat ters yöndedir.Base da concha afundada na região umbilical, porém não perfurada.
Güneye akan sular, Brezilya akımını oluşturan batı sınırını oluşturur.O verdadeiro sentido de brasilidade é a Marcha para o Oeste.
Favista akımından Matisse ve Raoul Dufy'den örnekler var.Da corrente fovista, há exemplares de Matisse e Raoul Dufy.
Soyutlamacılık, koleksiyonda farklı akım ve trendlerde bolca temsil edilmektedir.O Abstracionismo encontra-se fartamente representado na coleção, em diferentes correntes e tendências.
L'atelier collectif expérimental adlı sanat akımını kurdu.Hij richtte er l’atelier collectif expérimental op.
Bu, dünyanın tüm nehirlerinin toplam akımının yaklaşık 100 katıdır.Dit is 100 keer de stroom van alle rivieren van de wereld.
Aynı akım (I diyelim) sağ plaka gelir ve sol plakadan ayrılır.In de rechterhand houdt hij een opengevouwen brief.
Müslüman Punklar genellikle Straight Edge akımına dahildirler.Een X op de handen staat meestal voor straight edge.
Gelecekçilik akımını benimsedi.Hij was aangesloten bij AV Toekomst.
Bu harekete "Elektrik Akımı" denir.Men noemde dat een 'Running Power'.
3 Eylül - İsveç'te motorlu araç trafiği akımı soldan sağa geçti.Op 3 september 1967 schakelde Zweden over van het links rijden naar het rechts rijden.
Yüzyılın sonuna kadar çok sayıda yenilikçi akım bir arada bulunmuştur.Aan het einde van de 19e eeuw verenigden meerdere Nyungahgroepen zich.
Balkan Yarımadası'nın birçok kısmı bu gelen akım ile doldu.Grote aantallen Balkanbewoners sloten zich bij deze stroom aan.
Amerikan realizm akımında eserler verdiği kabul edilir.Zijn werk wordt gerekend tot het Amerikaans realisme.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Ook wanneer de troon onbezet is (geen opvolger), stellen de kamers een regent aan.
Alternatif akımın gerilimi bilindiği gibi transformatörlerle arttırılabilir veya azaltılabilir.Met behulp van een transformator kan wisselspanning omhoog of omlaag getransformeerd worden.
Bu akım aslında 16. yüzyıla kadar dayanır.Zo bleef het in feite de gehele 16de eeuw.
Realist akımlar ve akılcılık akımları bunda etkili olmuştur.Het idealistische geloof en de praktische rede zouden daarbij moeten samenwerken.
Kendisi Burlesque akımına adamıştı.Zij rekende zich zelf bij de Burghers.
(Konvansiyonel akım yönü elektron akışının tersinedir.)(Een elektron is immers negatief geladen.)
Aktif volkanlara ve iyonesfere sahip Io güçlü bir kaynaktır, ayrıca akımları radyo dalgaları oluşturur.Io heeft actieve vulkanen en een ionosfeer en is een sterke bron.
Fırtına ve Coşku akımının merkezi, Straβburg, Göttingen ve Main kıyısındaki Frankfurt şehri olmuştur.De Sturm und Drang-beweging krijgt al snel voet aan de grond in Straatsburg, Göttingen en Frankfurt am Main.
Ancak bu kısa akımdan sonra pijamalar tekrar unutuldu.Na een kort geding dienden deze palen weer verwijderd te worden.
Bu akımı benimseyenler ağır zulme uğruyorlardı.Het waren echter de (land)arbeiders die het meest te lijden hadden.
Elektriksel ışıma, elektrik akımı tarafından uyarılan ışık yayılımıdır.Elektrisch licht is licht dat door elektriciteit opgewekt wordt.
Özel atağı, üstün akım.Hoofd, hals, bovenste extremiteit.
I;dirence doğru olan akımdır.God, volgens Geach, is de waarheid.
Onun takipçileri ve kendisinin oluşturduğu siyasi akımın adı da bu adla anıldı.Door diegenen die hem en zijn roversbende kenden, werd hij ook met dergelijke woorden omschreven.
Böylece eser gerçekçilik akımına daha da yaklaştı.Deze laatste versie komt wat dichter bij de waarheid.
Bu durumda akım bir sıkıştırılamaz akış olarak modellenebilir.In dat geval kan de knoop zelfs onder spanning losgetrokken worden.
Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Nikola Tesla bu sorunu çok düşündü.De wisselstroommotor was een ander probleem, maar dit werd opgelost door Nikola Tesla.
Bu akım Tony Cliff'in teorilerini kabul etmektedir.Hier confronteert Johnny Cliff met Nikki's theorie.
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.De stijl doet die echtheid echter wel vermoeden.
Akım çizgileri eş potansiyel çizgilerine diktir.Met afstammelingen langs de vrouwelijke lijnen.
Bu yapıtlar, genelde izlenimci akımın etkisindedir.Deze werken zijn veelal impressionistisch van stijl.
Elektriksel arkların akım ve voltaj ilişkisi lineer değildir.Het verband tussen weerstand en temperatuur is niet lineair.
"Akım" Cardenas'ı aday olarak gösterdi.De PARM besloot echter Cárdenas als presidentskandidaat te steunen.
Ve pik akımları olarak şarj/deşarj kez şarj deşarj Limitleri.Bij stoofgerechten, zoals runderlappen worden kruidnagels langdurig meegetrokken.
Hurûfi akımı bir sıra eylemle başkentteki sosyal barışa aksi etkiler yapmıştı.De Haagse Dierentuin kreeg zo onbedoeld een extra sociaal nut voor de Haagse samenleving.
Bu sebepten elektromanyetik için temel birim elektrik yükü değil, elektrik akımıdır.Daardoor is waterstof geen energiebron, maar een energiedrager.
Keşif, ilham ve sezgi bu felsefi akımın temel unsurlarıdır.Plaats, snelheid en versnelling zijn de basisbegrippen in de kinematica.
Bu sayede daha iyi bir hava akımı sağlanır ve tuvalet kokusu azalır.Usprawnia to przepływ powietrza i ogranicza nieprzyjemny zapach toalety.
Bu akımı benimseyenler ağır zulme uğruyorlardı.Są to jednostki, które przyciągnęło jakieś (często przypadkowe) wydarzenie.
Naturalizm akımının temsilcisidir.Był przedstawicielem naturalizmu.
Bunun yerine bir doğru akım cer motoru kullandılar.Zamiast tego wykorzystali silnik prądu stałego.
İnternet sanatı değişik sanat akım ve geleneklerine dayanır.Sztuka internetu ma swoje źródła w wielu różnych tradycjach i ruchach artystycznych.
Bu Noether teoremi ile her tür simetri için bir birleşik muhafaza akımı var olduğunu belirtmiştir.Zgodnie z twierdzeniem Noether dla każdej symetrii istnieje prawo zachowania jakiejś wielkości.
1929'da bu tip fütürist akım "Gazetta del Popolo" gazetesinde yakın bir kritiğe tutuldu.W 1928 roku aparat tego typu został zainstalowany na stałe w redakcji dziennika „The Scotsman”.
1970'te belirgin bir şekilde kadın akımlarını tanımladı çünkü her zaman bir feminist olduğuna inanıyordu.W 1927 nawoływała do stworzenia partii kobiet, ale nie uważała się za feministkę.
Albümün çıkışı, grubun popülaritesini yurtdışına taşıyan Kore Akımının yükselmesi ile aynı döneme rastladı.Album był zbliżony brzmieniowo do popularnej wówczas za granicą grupy The Police.
1960'larda Students for a Democratic Society ve Vietnam Savaşı karşıtı akımın içinde yer almıştır.W latach 60. aktywista organizacji Students for a Democratic Society oraz ruchu antywojennego.
Bu düşünce akımının babası olarak John Locke gösterilmektedir.Prekursorem takiego sposobu myślenia był John Locke.