3 Eylül - İsveç'te motorlu araç trafiği akımı soldan sağa geçti.1967 - السويد تعتمد قيادة السيارات على الجانب الأيمن من الشارع.
Babalık hakları akımının başlangıcı özellikle endüstri toplumlarında boşanmaların artmasıyla ile oluşmuştur.حركة حقوق الآباء موجودة بشكل شبه حصري في الدول الصناعية ، حيث أصبح الطلاق أكثر شيوعًا.
Bu şekilde bir akım üretilir.في الواقع ، نشأ نطاق ديناميكي بهذه الطريقة.
Birbirlerinden çok farklı iki akım otomobil tasarımını derinden etkiler.وهناك تياران مختلفان عن بعضهما كثيراً، وأثر بعمق في تصميم السيارات.
İtalyan Yeni Gerçekçiliği (kitap), Selahattin Bağdatlı'nın akımla ilgili yazdığı kitap.Il vero italiano: دليلك للتكلم بالإيطالية الحقيقية.
Bu iki zaman aralığında ise akım değişimi şöyle incelenir.ولكن هذا يتغير بمجرد أن يدخل دمية.
İtalyan Rönesans akimi Floransa ekolünde bulunan ressam.كان رسامًا إيطاليًا أسلوبيًا من فلورنسا.
1980 lı yılların sonundan itibaren Azerilerin ayrı dinlere ve tarikatlara akımı başlamıştır.في عام 1980 ، بدأ الأذربيجانيون في التدفق إلى ديانات ومذاهب منفصلة.
Einstein bu prensibi o anki fizik akımına uygulayarak, genel relativite üzerine çalışmıştır.وقد أدخل آينشتاين هذا المبدأ إلى تيار الفيزياء عندما كان يعمل على صياغة النسبية العامة.
Bu akıma pasif difüzyon denir.ويطلق على هذا السلوك الدِهان.
Bu akıma karşı en büyük darbe Alman milliyetçi lideri Adolf Hitler tarafından vurulmuştur.وقد استمدت هذه المدينة شهرتها من كونها مسقط رأس الزعيم الألماني النمساوي الأصل أدولف هتلر.
Şiirleri, romantik hececi akımın örnekleridir.الحب المستحيل، مسلسل درامي رومانسي.
Akım (amper), direnç (ohm), zaman da (saniye) olduğunda Q 'nun birimi joule olacaktır.وإنما هو وقت الجهاد، فمن قصر عن الجهاد، وهو قادر عليه، ألبسه الله ثوب الذل، وغضب عليه ولعنه..
Eserleri ne romantizm ne de neoklasizm akımının içinde yer aldı.مع أنه لا يملك حرية مستقلة ولا إرادة في عالمه البسيط الضيق هذا.
Elektronların bu hareketi bir akım yaratır.تُشكّل هذه الحركات طاقة حركية في المادة.
Bâtınîlik sadece bir akım ya da grup değildir.أن تكون مفردة فلا تكون مجموعة أو مثناة.
Büyülü Gerçekçilik akımının Türk Edebiyatı'ndaki temsilcilerindendir.وسرعان ما أصبحت ممثلة تيار الواقعية السحرية في أدب أمريكا اللاتينية».
Manet, gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynadı.كما لعبت كيلر دور مثير للجدل في وجهة نظرها السياسية .
Benzer olarak, bir akım değişen manyetik alan tarafından yaratılabilir.والعكس صحيح، حيث يمكن إنشاء التيار من المجال المغناطيسي المتغير.
Bu açılardan ana akım zorunlu eğitimdeki İngilizce derslerinden oldukça farklıdır.هذا النوع من الجمل غير مقبول في معظم الأشكال أخرى من الإنجليزية القياسية.
Sir John Leslie bir hava akımının soğutma etkisinin kendi hızıyla yükseldiğini 1804'te gözlemledi.Sir John Leslie observou que o efeito de resfriamento de um fluxo de ar aumenta com a sua velocidade, em 1804.
Şalter kaldırılınca devreden tekrar akım geçer.Quando estiver montado no projétil, desligue os interruptores.
Bu polarizasyon yer değiştirme akımıdır ve bu Maxwell tarafından ortaya atılmıştı.Esta polarização é a corrente de deslocamento, tal como foi originalmente definida por Maxwell.
Beckett ayrıca, Martin Esslin'in "Absürt Tiyatro" olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır.Ele é um dos escritores fundamentais, no que Martin Esslin chamou de "Teatro do absurdo".
Bazı yazarlar "yer değiştirme akımı" adını sadece bu katkı için kullanırlar.Alguns autores aplicam o termo corrente de deslocamento somente para essa contribuição.
Maxwell yer değiştirme akımını Ampère Devre Yasası'ndaki elektrik akımı ile toplayarak değiştirdi.Maxwell acrescentou a corrente de deslocamento ao termo da corrente elétrica na Lei de Ampère.
Ama ülkede Batı karşıtı milliyetçi akım giderek güç kazandı.Apesar disso, o movimento anarquista na Rússia continuou a ganhar força.
Siyonist akımın amaçlarından bir tanesi İsrail topraklarında bir üniversite kurmaktı.Um dos sonhos do movimento sionista é o do estabelecimento de uma universidade hebraica na terra de Israel.
1992) 1908 - Simone de Beauvoir, Fransız yazar ve feminist (varoluşçuluk akımını edebiyatta sürdüren) (ö.1908 — Simone de Beauvoir, filósofa, feminista e escritora francesa (m. 1986).
Bunun anlamı; eğer iletkendeki akım 2 katına çıkarsa güç kaybı 4 kat artacaktır.Isto significa que se a velocidade de um veículo dobrar, ele tem quatro vezes mais energia.
İletkenin içerisindeki akım yoğunluğu değiştiği zaman, manyetik alan da değişir.Quando a intensidade da corrente em um condutor muda, o campo magnético também muda.
Film, Fransız Yeni Dalga akımının ilk örneklerindendir.É considerado o primeiro filme da Nouvelle Vague francesa.
Bununla birlikte, plakalar arasında bir akım varmış gibi bir manyetik alan oluşur.No entanto, existe um campo magnético entre as placas, como se uma corrente estivesse presente.
1890'da Nikola Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı.Nikola Tesla apresentou em 1893 uma palestra sobre transmissão de energia sem fio.
Benzer olarak, bir akım değişen manyetik alan tarafından yaratılabilir.Do mesmo modo uma corrente pode ser criada por uma mudança no campo magnético.
Eğer elektrik akımı çok azsa, vorteksler yerleşik hal alır ve direnç ortadan kalkar.Se a corrente é relativamente pequena, esses vórtices se tornam estacionários, e a resistividade desaparece.
Bu durumda dеvrеdеn bizatihi aynı akım geçer.A viúva de Champignon vai pelo mesmo caminho.
Konstrüktvizm, 1914'te Rusya'da ortaya çıkmış bir sanat akımı.Raionismo é um estilo de arte abstracta que se desenvolveu na Rússia em 1911.
Bu kapasitör akımının 90° olduğunu gösteriyor.direnç(ve kaynak) akımı ile fazın çıkışı.Isto mostra que o indutor atrasa a corrente do resistor (e da fonte) em 90°.
Bu sebeple çarpılan kimse en kısa zamanda akım yolu üzerinden ayrılmalıdır.Em caso de queda deverão retirar-se da pista o mais rápido possível.
"Arts&Crafts Akımı".Departamento de Artes & Design.
Bu, primitivizmden farklı bir akımdır.Nos afasta do primitivo.
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.Este tipo de suposição pessoal é chamada de suposição discreta.
Buna ek olarak, iyonosfere akan akımlar Joule ısıtma sistemi olarak bilinen bir işlem sonucunda da ısınır.Além disso, as correntes dentro da ionosfera a aquecem pelo processo de aquecimento Joule.
Bu giyim tarzı bilinçli olarak bir moda akımına evrilmemiştir.De qualquer maneira, ele originou inconscientemente uma nova moda.
Kuzeybatı pasifiğin dışında birçok grup ve müzik akımları grunge'ı etkiledi.Fora do noroeste do Pacífico, uma série de artistas e cenas musicais influenciaram o grunge.
1970'li yıllarda başka milliyetçi akımların da ortaya çıkmasına yol açmıştır.Nos anos 70 surgiram inclusive composições com carácter de intervenção política.
Pre-Empresyonizm ile klasik akım arasında kendine özgü bir bağıntı kurmuştu.Ele queria especificamente um clássico Ford pré-guerra.
Hıristiyanlığın Pentikostal akımından gelen Çin'de 20. yüzyıl başlarında doğmuştur.Ele viveu no início do período Cretáceo, na China.
Bu da paslanmanın, bataryanın akım üretme gücüne bağlı olduğunu göstermiştir.Além disso, é discutido se levantou apenas com a força do pedal do piloto.
Aksi takdirde, akım denir durağan olmayan (diğer bir deyişle, geçici ).A contrario sensu, o não transeunte é o inverso (o que deixa vestígios).
Bu sayede elektrik akımının yönü de keşfedilmiştir.Aparentemente o problema da corrente de comando foi resolvido.
Yüklü akım etkileşimi radyoaktif atomdaki beta bozunması fenomeninden sorumludur.Interações de correntes carregadas são responsáveis pelo fenômeno de decaimento beta em um átomo radioativo.
V ∝ I {\displaystyle V\propto I} (voltaj akımla doğru orantılıdır).Bu yasa her zaman doğru değildir.A Lei dos Cinco nunca está errada.
Ayrıca Nouveau Roman akımında yer aldı.Também participou da novela Caminhos do Coração.
Hatta işleyen araçlar üçüncü raydan 750 voltluk doğru akım alarak çalışmaktadır.Como o restante do sistema, opera com alimentação por terceiro trilho em 750V.
Özdirenç materyalin elektrik akımına karşı koyabilme yeteneğinin ölçülmesidir.Resistividade é a medida do quão forte um material se opõe ao fluxo de corrente elétrica.
Penismerkezcilik ya da Fallogomerkezcilik, yapısökümcü feminizm akımının ortaya çıkardığı bir kavramdır.A noção de brancura, ou a falta dela, é uma questão-chave dentro do movimento feminista pós-colonial.
Edebiyat teorisi, edebiyatta bir eleştiri akımıdır.A teoria das cordas em si é uma ideia controversa em física.
1919'da çalışmalarında dışavurumculuk akımının etkileri görülmeye başlandı.Em 1919 surge o seguro contra acidentes de trabalho em certas atividades.