Babam aile doktorunu çağırttı.My father sent for the family doctor.
Bir baba ailesinin geçimini sağlar.A father provides for his family.
Ben ailenin yüz karasıyım.I'm the black sheep of the family.
Ailemde en erken annem kalkar.Mother gets up earliest in my family.
Ailemde en çok meşgul olan annemdir.Mother is the busiest in my family.
Annem ailemde herkesten daha erken kalkar.Mother gets up earlier than anybody else in my family.
Ailem kariyerimden önce gelir.My family comes before my career.
Kız kardeşimden başka, ailem televizyon izlemez.Apart from my sister, my family doesn't watch TV.
Başarısız olursam ailem ne der?Should I fail, what would my parents say?
O uyandığında, aile oradaydı.When she awoke, the family was there.
Akşamleyin evde ailemle yemek yedim.In the evening, I have dinner at home with my family.
Arkadaşımın büyük bir ailesi var.My friend has a large family.
Tüm arkadaşlarım ve ailem öldü.All my friends and family are dead.
Bütün aile akşam yemeklerinde buluşur.All the family meet at evening meals.
Evlat edinilen çocuk, yeni ailesiyle mutlu bir yaşam sürdü.The adopted child lived a happy life with her new family.
Ailem derhal geri gelmem için bana telgraf çekti.My parents telegraphed me to come back at once.
Ailem beni onların düşünme biçimine dönüştürmeye çalıştı.My parents tried to convert me to their way of thinking.
Ailemiz bizimle ilgilendi ve şimdi onlarla ilgilenme sırası bizde.Our parents took care of us and now it's our turn to take care of them.
Ailem uzakta bir yolculuğa çıktı ve evde yalnızım.My parents are away on a trip and I'm alone in our house.
Ailen anlarsa başın belaya girer.You'll get into trouble if your parents find out.
Onun ailesi onun üniversiteye gitmesini istiyor.His parents want him to go to college.
Ailem beni uğurlamak için havalanına geldi.My parents came to the airport to see me off.
Ailem benim üniversiteye girmemi umuyor.My parents expect me to enter the university.
Ailem bana yaşlılara saygı göstermemiz gerektiğini söyledi.My parents told me that we should respect the elderly.
Kız ve ailesi çok sempatik.The girl and her parents were very sympathetic.
Bütün aile buğdayı hasat için yardımcı oldu.The whole family helped harvest the wheat.
Romeo ve Juliet'te iki aile arasında kötü kan vardı.There was bad blood between the two families in "Romeo and Juliet".
O hâlâ mali olarak ailesine bağlı.She is still financially dependent on her parents.
Ailesini özlüyor.He misses his family.
O, parasını ailesini, arkadaşlarını kaybetti.She lost her money, her family, her friends.
Yoğun bir hayat yaşadığı için, o genellikle ailesini görmez.Living a busy life, he usually doesn't see his family.
Ailenizde kaç kişi var?How many people are there in your family?
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.
Onun ailesi nerede?Where is his family?
O ailesi için sevgisinin derinliğini gösteriyor.That shows the depth of his love for his family.
Ailesinin güvenli bir şekilde geldiğini duyduğuna sevindi.His family was glad to hear that he had arrived safely.
Bu fotoğrafa bakarken ailemi hatırlarım.When I look of this photo I remember my family.
Ailene sevgilerimi ilet.Give my love to your parents.
Ailemi size tanıtmak için geliyoruz.I am going to introduce you to my family.
Bana tabak lazım çünkü ailem öğle yemeğini parkta yiyecek.I need light plates because today my family is going to eat lunch in the park.
Ailenle birlikte mi yaşıyorsun?Do you live with your parents?
Bu aile bana nezaket ve içtenlikle karşıladı.This family gave me a warm welcome.
İnsan ailesini korumak zorundadır.One has to protect his family.
Gece. Aile akşam yemeğini yiyor.It is night. The family is eating dinner.
O, ailesini çok özlüyor.She misses her family a lot.
Aile dışarıda kahvaltı ediyor.The family is eating breakfast outdoors.
Bizim ailede beş kişi var.There are five in our family.
Binlerce aile evsiz kaldı.Thousands of families were left homeless.
Onun ailesindeki herkes uzundur.Everyone in his family is tall.
Neredeyse her ailede televizyon var.Practically every family has a TV.
Aileniz hakkında hiçbir şey bilmiyor.She knows nothing about your family.
Ailen hakkında hiçbir şey bilmiyor.She knows nothing about your family.
Annem bizim ailede giysiler diken tek kişidir.My mother is the only one who sews clothes in our family.
Bütün aile yatakta hastadır.The whole family was sick in bed.
Ailemle Avustralya'ya gitmek istiyorum.I want to go to Australia with my family.
Benim ailem; kız kardeşim, babam ve annemdir.My family is my sister, father and mother.
Babam bana Jones ailesiyle iyi geçinip geçinmediğimi sordu.My father asked me if I got along well with the Jones family.
Dört kişilik bir aileye sahibim.I have four in my family.
Ne harika bir aile!What a wonderful family!