Tom'un babası ailesini terk etti.Tom's father walked out on his family.
Tom'un ailesi parçalandı.Tom's family was torn apart.
Tom mutlu bir ailede büyüdü.Tom grew up in a happy family.
Tom aile içi istismar konusunda uzmandı.Tom was an expert in domestic abuse.
Onun ailesi oldukça çok gezdi.His family moved around quite a lot.
Ailemizde kiliseye düzenli olarak katılan tek kişi Tom'dur.Tom is the only one in our family who regularly attends church.
Fransızca testimde sadece bir C aldığımı aileme söylemedim.I didn't tell my parents that I only got a C on my French test.
Tom ailemizde şimdiye kadar Fransızca okuyan tek kişidir.Tom is the only one in our family who has ever studied French.
Tom evlenmek istemiyordu ama ailesi onu zorladı.Tom didn't want to get married, but his parents forced him to.
Sadece yakın aile bireyleri Tom ve Mary'nin düğününe katıldı.Only immediate family members attended Tom and Mary's wedding.
Tom ailesiyle birlikte evde olmalı.Tom should be at home with his family.
Bu fırına Tom'un ailesi sahip.Tom's family owns this bakery.
Ailen gurur duyardı.Your parents would be proud.
Çok yakın bir aileyiz.We're a very close family.
Tom'un güzel bir ailesi var.Tom has a nice family.
Maktulün ailesi cinayet davasının yeniden açılmasını istedi.The victim's family wanted the murder case reopened.
Tom'un ailesi onu terk etti.Tom's parents left him.
Tom ve Mary'nin çocuklarının hepsi şimdi büyüdü ve kendi aileleri var.Tom and Mary's kids have all now grown up and have families of their own.
Ailemin bir çerçeveli fotoğrafı masamın üstünde asılı.A framed photo of my family hangs above my desk.
Birey ya da aile toplumumuzun temeli midir?Is the individual or the family the basis of our society?
Tom ve ailesi Avustralya'ya göç ettiler.Tom and his family emigrated to Australia.
Ailesi çok gezer.His family moved around a lot.
Tom'un ailesi çok gezindi.Tom's family moved around a lot.
Tom, ailesinin yeterli parası olmadığı için üniversiteye gidemedi.Tom couldn't go to college because his family didn't have enough money.
Benim ailem kız arkadaşıma çok düşkündü.My family were very fond of my girlfriend.
Aile toplumun temel taşıdır.The family is the fundamental unit of society.
Aile toplumun temel birimidir.The family is the fundamental unit of society.
Tom ailesine destek olmak için sıkı çalışıyor.Tom is working hard to support his family.
Tom bütünüyle ailesine muhtaç.Tom is totally dependent on his parents.
Tom, ailesiyle gurur duyuyor.Tom is proud of his family.
Tom hâlâ mali olarak ailesine bağlı.Tom is still financially dependent on his parents.
Hükümet, aile bağlarını koparmak için elinden gelen her şeyi yaptı.The government did all it could to break family ties.
Tom ailesini plaja götürdü ve onlar bütün günü yüzerek geçirdi.Tom drove his family to the beach and they spent all day swimming.
Şu anda hiçbir şey yolunda gitmiyor; ailenin dişileri bana karşı birleşmişler.At present, nothing goes smoothly; the Females of the Family are united against me.
Her pazartesi bayan Evans çinko küvette tüm ailenin giysilerini yıkadı.Every Monday Mrs. Evans washed all the family's clothes in the zinc bathtub.
Küçüklüğümden beri, ailemle birlikte denize gitmeyi severim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Küçüklüğümden beri ailemle birlikte denize gitmeyi sevdim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Ben sadece bir aile dostuyum.I'm just a family friend.
Ailem uzakta.My family is far away.
Onun düşünecek bir ailesi var.He has a family to consider.
O bir aile besliyordu.He was raising a family.
O, askeri bir ailede büyüdü.He grew up in a military family.
Sonunda iki aile kaderini kabul etti.In the end the two families accepted their fate.
Tom ailesi tarafından mahcuptu.Tom was embarrassed by his parents.
Tom ailesine yardım etmek için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't make enough money to support his family.
O, finansal açıdan sadece kendini değil ailesini de mahvetti.He has financially ruined not only himself but his family.
Onların besleyecek aileleri var.They have families to feed.
İnsan ırkının kurtuluşu aile ile başlar.The salvation of human race starts with the family.
Birçok genç aile bu bölgede yaşar.Many young families live in this area.
Büyük bir ailen var mı?Do you have a big family?
Ailemle gurur duyuyorum.I'm proud of my family.
Ailemin bana ihtiyacı var ve benim aileme ihtiyacım var.My family needs me and I need my family.
Ben tüm ailemi kaybettim.I lost my entire family.
Ben ailen için dua edeceğim.I'll pray for your family.
Ben ailem hakkında düşündüm.I thought about my family.
Benim ailem de acı çekti.My family has suffered, too.
Tom neler olduğunu onun ailesine anlatmaması için Mary'ye yalvardı.Tom begged Mary not to tell his parents about what had happened.
Ben küçükken birkaç ay koruyucu bir aileyle yaşadım.I lived with a foster family for a couple of months when I was younger.
O büyük bir aileye ait.He belongs to a big family.
Ailem onu seviyor.My parents love her.