Fakat ahlaki olarak da önemli.Mas é também uma informação moralmente importante.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Men den är också viktig moraliskt.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Men det er også en moralsk vigtig en af slagsen.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Namun hal ini juga penting secara moral.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Nhưng nó cũng là một nhận định quan trọng về mặt đạo đức.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Ob tem pa je pomemben tudi z moralnega vidika.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Pero también es importante moralmente.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Sie ist aber auch moralisch wichtig.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Taky je ale morálně důležitý.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Αλλά είναι επίσης μία ηθικά σημαντική αντίληψη.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Але це також і морально важливе відкриття.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Но то също е морално важно.
Fakat ahlaki olarak da önemli.אבל היא גם חשובה מבחינה מצפונית.
Fakat ahlaki olarak da önemli.ولكنه أيضاً له أهمية أخلاقيه
Fakat ahlaki olarak da önemli.この数字は 違法コピーされた映画の販売価格から導びいた
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Ale my se učíme, že se sofistikovaností přichází poznání, že nemůžete uznávat své morální hrdiny.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Dar învăţăm că, odată cu sofisticarea vine şi înţelegerea că nu poţi admite public că ai eroi morali.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.De megtanultuk, hogy a tudásunk burjánzásával egyre kevésbé tudjuk elismerni, hogy vannak erkölcsi hőseink.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.물론 살다보면 그게 말처럼 쉽지만은 않다는걸 배웁니다. 그런 사람이 있어도 알아주는 건 쉬운 일이 아니죠.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Leider lernen wir durch Erfahrung zu verstehen, dass man moralische Helden nicht mehr anerkennen kann.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Mais nous apprenons que le raffinement nous fait comprendre qu'on ne peut pas admettre avoir des héros moraux.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Men vi får lära oss att den sofistikerade inser att man inte får erkänna att man har moraliska hjältar.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Men vi lærer, at med sofistikation kommer forståelsen, at du ikke kan anerkende, at du har moralske helte.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Stáva sa nám, že so sofistikovaním prichádza pocit, že si nemôžeme priznať, že máme morálnych hrdinov.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Αλλά μάθαμε πως καθώς γινόμαστε σοφότεροι δε πρέπει να παραδεχόμαστε τους ηθικούς ήρωες.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.Но научаваме, че с усъвършенстването идва разбирането, че не можете да признаете, че имате морални герои.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.אך אנו נעשים מתוחכמים ולומדים להבין שאסור להודות בכך שיש לך גיבורים מוסריים.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.ولكننا نعلم أنه مع التطور يأتي فهم أنه لا يمكنك الاعتراف بأن لديك أبطالاً يتحلون بالأخلاق.
Fakat hayat kavgasında gide gele, ahlak timsallerinin varlığını kabul etmemeye başlarız.認めづらくなってきます どうぞ認めてください
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Aber am Anfang wurde dies als eine moralisch sehr problematische Sache gesehen, lange bevor es lustig wurde.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.De kezdetben ezt egy erkölcsileg erősen problémás dolognak tartották, még mielőtt mulatságossá vált volna.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.하지만 그 시작에서, 이건 도덕적으로 매우 큰 문제가 되었습니다. 그저 재미가 되어버리기 훨씬 전에 말입니다.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Ma all'inizio era vista come una cosa moralmente problematica, molto prima che diventasse divertente.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Maar in het begin werd dit gezien als moreel verwerpelijk, lang voordat het grappig werd gevonden.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Mais au début, c'était vu comme quelque chose de moralement problématique, bien avant que ça devienne drôle.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Men i begyndelsen blev det set som en problematisk moralsk ting, lang tid før det blev morsomt.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Na początku to był duży problem moralny, długo zanim zaczęto się z tego śmiać.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Nhưng ban đầu, nó được xem như là 1 vấn đề về mặt đạo đức, trước khi nó trở nên khôi hài.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Pero en un principio fue visto como un problema ético antes de que se convirtiera en algo divertido.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Αλλά αυτό θεωρούταν αρχικά πολύ προβληματικό, πολύ πριν γίνει αστείο.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.В самом начале все это смотрелось через ракурс морали, задолго до того, как это стало просто забавным.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.И в началото на това са гледали като на нещо неморално, много преди да стане забавно.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.אבל בהתחלה, זה נראה כמו תחום מאוד בעייתי מוסרית, הרבה לפני שזה היה מצחיק.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.لكن في البداية, كانت تعتبر كمشكلة أخلاقية جداً قبل أن تصبح مضحكة بوقت طويل
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.奇妙なことになるずっと以前のことです そして ジョン D ロックフェラーが現れました
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Ale sdílení není nemorální, je to morální nezbytnost."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.Mais le partage n'est pas immoral, c'est un impératif moral.
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Men at dele er ikke amoralsk - det er moralsk bydende nødvendigt".
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Pero compartir no es inmoral. Es un imperativo moral."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Αλλά η κοινή χρήση δεν είναι ανήθικη, είναι μια ηθική επιταγή.
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Но споделянето не е неморално - то е морално задължение."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.". Однако обмен не аморально - это моральный императив. "
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur..لكن النسخ ليس عيبا بل هو واجب أخلاقي
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.「欲に目のくらんだ者は 友人にコピーを作らせることを拒むだろう」
Genetik birşey değil. Bazılarının yüksek bir ahlak sahibi olması diğerlerinin olmaması ile alakalı değil.Vì đó không phải từ gen của bạn, không phải vì có người có lương tâm tốt và một số người không có lương tâm.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Benne van a vállalkozás fejlődésre való képességében a demokrácia etikai erejében.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Det findes i den udviklende kraft i entrepenørskab, - - den etiske kraft i demokrati.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Elle est dans la puissance de développement de l'entrepreneuriat, dans la puissance éthique de la démocratie.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Es steckt in der entwicklerischen Macht des Unternehmertums, in der ethischen Macht der Demokratie.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Está en el poder del emprendimiento para el desarrollo, en el poder ético de la democracia.