Ana içeriğe geç
Sözlük

ahlak ile cümle

ahlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ahlak timsalleriyle gurur duyun.Гордитесь тем, что они у вас есть.
Ahlak timsalleriyle gurur duyun.Давайте будемо горді, що в нас є на кого!
Ahlak timsalleriyle gurur duyun.היו גאים שיש לכם אותם.
Ahlak timsalleriyle gurur duyun.وامتلأ فخرًا أن لديك مثل هؤلاء الأبطال.
Ahlak timsalleriyle gurur duyun.倫理的英雄を賞賛してください
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.그리고 그의 도덕성과 목적을 회복합니다. 결국 그는 그 사건에서 승리합니다.
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.llegando a ganar el caso.
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.Şi în adâncul disperării,
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.והוא רוכש מחדש את המוסריות ותחושת המטרה שלו והוא זוכה בסוף בתיק
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.وبدأ يستعيد أخلاقه وأهدافه وربح القضية
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.勝訴を獲得するのです 映画の中の ある場面
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.A ética é algo que varia com o tempo e de pessoa para pessoa.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etiikka vaihtelee eri ihmisillä ja eri aikoina.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etik är nåt som varierar genom tiden och för varje individ.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etik er noget, der ændrer sig med tiden og for hvert individ.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Etyka zmienia się zależnie od epoki i indywidualnego spojrzenia.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.La ética es algo que cambia con el tiempo y las personas.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.L'etica cambia a seconda dei tempi e delle persone.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Η ηθική ποικίλει, ανάλογα την εποχή και τα άτομα.
Ahlak zamana ve kişiye göre değişen bir şey.Этика бывает различной в зависимости от времени и лиц.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ale v skutočnosti bol filozof morálky, a mal pravdu v tom, prečo sme morálni.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Byl to ve skutečnosti moralitní filozof, a v tom, proč jsme morální, měl pravdu.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Dar el era un filozof al moralei și teoria sa a moralității era corectă.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.De ő tulajdonképpen morálfilozófus volt, és igaza volt abban, hogy miért vagyunk morálisak.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.하지만 그는, 사실, 도덕적인 철학자였고, 우리가 왜 도덕적인지에 대해서 옳았음을 보여주었죠
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Maar hij was eigenlijk moraalfilosoof. Hij had gelijk over waarom we moreel zijn.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ma era, di fatto, un filosofo morale, e aveva ragione sul perché siamo morali.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Mas ele era, de facto, um filósofo moral, e ele estava certo quanto à razão por que somos morais.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Men han var i virkeligheden en moralsk filosof, og han havde ret om hvorfor vi er moralske.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Mutta hän oli tosiasiassa moraalifilosofi ja hän oli oikeassa siitä miksi olemme moraalisia.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Namun pada dasarnya dia seorang filsuf moral dan dia benar tentang mengapa ktia bermoral.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Smith fue, de hecho, un filósofo moral y tenía razón en que somos morales.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Tatsächlich war er aber ein Moralphilosoph und er wusste, warum wir moralisch handeln.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ήταν κατά βάθος, ένας ηθικός φιλόσοφος και είχε δίκιο για τους λόγους που είμαστε ηθικοί.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Но он был, на самом деле, философом-моралистом, и он был прав по поводу того, почему мы существа нравственные.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Но той, фактически, е философ на морала, и е прав по въпроса защо сме морални.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Однак насправді, він був філософом моралістом та був цілком правий в тому, що ми моральні істоти.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.אבל למעשה הוא היה פילוסוף של מוסר, והוא צדק אודות מדוע אנו מוסריים.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.道徳的である理由について考えていたのです それに関わる分子を発見したところです
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Aber es ist auch wirklich wichtig, dass wir uns nicht von dem Theater oder der Moral ablenken lassen.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Ale równie istotne jest to, byśmy się nie rozpraszali przez te pokazówki lub problemy moralne.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Dar este foarte important şi să nu ni se distragă atenţia de spectacol sau de către morala lui.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.De ugyanilyen fontos, hogy ne terelje el a figyelmünket a vele járó színház és moralizálás.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Igualmente es muy importante que no nos distraigamos con el teatro o la ética.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.하지만 우리가 계속 산만해 지지 않는 것이 정말 중요합니다. 그 안의 도덕성 또는 극장과 관련해서 말입니다.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Maar het is ook van belang dat we niet afgeleid worden door dat theater of de morele overwegingen.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Ma è molto importante che non ci lasciamo distrarre dalla scena morale.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Mais c'est aussi vraiment important de ne pas se laisser distraire par son théâtre ou sa morale.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Men det er også virkelig vigtigt, at vi ikke bliver distraherede af teatret eller moralen omkring det.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Nhưng 1 điều cũng quan trọng nữa là chúng ta không được sao lãng bởi việc lên án họ hay vấn đề đạo đức thôi.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Но не по-малко важно е да не се разсейваме от театрото, което играят политиците.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Но также очень важно, чтобы наше внимание не отвлекали этот спектакль или морализирование по его поводу.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.אבל זה גם מאוד חשוב שדעתנו לא תוסח על ידי ההצגה או המוסר שבזה.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.لكن من المهم أيضا ألا نتشتت من الخوف من المسرح او الأخلاق
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.停止しないことが 肝心なのだと思います 問題の核心に対応することが
Ama ona bir milyon dolar verirsen, biraz düşünmesi gerekebilir. Ahlakçı biri olmasına rağmen.100万ドルのために、貞淑を破るかもしれない。
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.Cependant, les choix politiques et moraux dépendent toujours de nous tous, citoyens et électeurs.
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.Entretanto, as escolhas políticas e morais pertencem a cada um de nós, enquanto cidadãos e enquanto eleitores.
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.A jednak, moralny i polityczny wybór należy do nas, do obywateli i wyborców.
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.어쨌든, 도덕적이고 정치적인 선택은 시민이자 유권자로써 여전히 우리에게 달려 있습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod