Böylece siyasete, ahlâkî çizgiler çekilmelidir.Zlahka pogrešam levičarsko moralno orožje.
"Terörizm Nasıl Yanlış: Ahlak ve Siyasi Şiddet"."V Brežicah proti politični eliti in korupciji".
Yaşamının son döneminde insan hakları sorunları ve tıp meslek ahlakı konuları ile çok yakından ilgilendi.V zadnjem obdobju življenja se je ubadala s hudimi zdravstvenimi in finančnimi težavami.
Genel İslâm ahlâkına uygun olarak, efendilerin kölelerine iyi muamele etmeleri gerekmekteydi.Da bi cariniki lahko pravnomočno uradovali v gospodarjevem imenu, so morali biti sužnji.
Metafizik görüş, ahlâkî hürriyet olarak ele alınmalıdır.Zaradi celovitosti je treba gravitacijo obravnavati kot metrični pojav.
Hikâye, jenerasyonun ahlaki normları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.To je pravilen pogled na moralne procese sveta.
Verilen ikincil eğitimin amacı, gençliği ahlaksal ve fiziksel olarak sağlam yetiştirmekti.V mladostniških letih je bil deležen izbrane vzgoje, ki je temeljila na vzgoji telesa in razuma.
Bu dini polisler, İslamî toplumsal ve ahlâkî normları uygulamaktadır.Na tak način so se kobzarji borili za spoštovanje in upoštevanje moralnih družbenih norm.
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Visų pirma, jis ginčijosi, kad moralus elgesys turi kilti iš pareigos.
Din ve ahlak konusunda da bir şeyler söylemeyi unutmamıştır.Nebuvo minimas tikėjimas, tautybė ar rasė.
Dinin Kökeni Ahlakın Kökeni: Neden İyiyiz?Kas gi, Dievo kūriny, tau yra?
Ancak bunların genel ahlaka aykırı olmaması gerekir.Šis žodis tada ne būtinai reiškė žiaurų diktatorių.
Tanrının da uymak zorunda olduğu bazı ahlak kuralları vardır.Taip pat joje yra papildomų nurodymų, kaip turi gyventi Dievo tauta.
Ahlak kuralı tektir.Elkis pagal moralės normas.
Toplumdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir.Rašė politinėmis, visuomenės gyvenimo, moralės temomis.
Kadın ve ahlak kuramı.Mirtis ir mergelė.
Ben Yahudiyim, yani benim için din bir tür ahlaki yol gösterici ve bir tür tarih.Olen juut ja nii on religioon minu jaoks omamoodi moraalikoodeks ja mingis mõttes ajalugu.
Bu dönemde sömürgeciliği ahlaki açıdan sorgulamaya başladı.Oletame, et ma hakkan nüüd mõtlema eetiliselt.
Ahlâki değerleri düşük biri.Siin on kindlasti midagi moraalse väärtuse poolest puudu.
Ahlaklılık Üzerine Düşünme, 1980.Tartu, 1980 Tööinspektsioon.
Sekiz sayısı akıl, ahlâk ve erdemin temsilcisidir.Kaheksaharuline täht sümboliseerib vaimuvalgust, haridust ja taassündi.
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Inimestel on võime oma käitumisega peegeldada, kas nende teod on moraalsed.
Ahlak kuralları insanların ihtiyaçları içindir.Antropoloogiat on tarvis moraaliseaduste rakendamiseks inimestele.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.1970년대가 되자, 영감은 곤두박질칩니다. 도덕적 모호성이 그 자리를 차지하죠.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.1970 stürzt die Inspiration ab. Moralische Ambiguität hebt ab.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.Di tahun 1970, inspirasi tumbang. Ambiguitas moral melesat.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.Em 1970, a inspiração cai a pique. A ambiguidade moral levanta voo.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.En 1970 la inspiración se desploma. La ambigüedad moral remonta.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.En 1970, l'inspiration s'effondre. L'ambigüité morale s'envole.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.În 1970, inspiraţia se prăbuşeşte. Ambiguitatea morală ia avânt.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.In 1970 keldert inspiratie. Morele ambiguïteit neemt toe.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.Nel 1970, l'ispirazione cola a picco. L'ambiguità morale impera.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.W 1970 inspiracja spada na łeb na szyję. Moralna dwuznaczność wybija się.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.Το 1970, η έμπνευση πέφτει κατακόρυφα. Η αμφιλεγόμενη ηθική απογειώνεται.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.В 1970 году вдохновение резко падает. Моральная неопределенность взлетает вверх.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.В 1970 році, піднесення швидко падає Моральна невизначеність піднімається.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.През 1970 година вдъхновението спада драматично. Моралната неяснота се покачва.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.ב- 1970, ההשראה צונחת. עמימות מוסרית ממריאה.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.في عام 1970 ، الإلهام ينهار. الغموض الأخلاقي يقلع.
1970'de, "ilham" ani olarak düşüyor. "ahlaki belirsizlik" fırlıyor.道徳的なあいまいさが急上昇です 二つが入れ替わり
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.200 anni fa, in Parlamento, in Gran Bretagna, ci fu una lunga discussione sull'economia e la moralità.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.200 éve, Nagy Britannában, a parlamentben, hosszú vita volt a gazdaság és erkölcs viszonyáról.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.200년 전 영국 의회에서는 오랜 논쟁이 있었죠. 경제와 도덕성의 문제에 대한 것이었습니다.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.200 lat temu w parlamencie brytyjskim toczyła się długa dyskusja: gospodarka kontra moralność.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.200 năm trước, tại Nghị viện, Vương quốc Anh, có một cuộc tranh luận dài giữa nền kinh tế và đạo đức.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.٢٠٠ سنة ماضية ، في البرلمان ، في بريطانيا العظمى , كان هناك جدال طويل حول الإقتصاد ضد الأخلاق .
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Acum 200 de ani, în Parlamentul Marii Britanii a avut loc o lungă dezbatere despre economie versus moralitate.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.For 200 år siden, i det Britiske parlament, var der en lang diskussion omkring økonomi kontra moral.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Há 200 anos, no parlamento, na Grã-Bretanha, houve uma longa discussão sobre economia "versus" moral.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Hace 200 años, en el parlamento, en Gran Bretaña, había una gran discusión sobre economía versus moral.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Двести лет назад в парламенте Великобритании шёл долгий спор о борьбе экономики с моралью.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Отже 200 років тому, в англійському парламенті відбувалася тривала дискусія на тему "економіка проти моралі".
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.Преди 200 години, в Парламента във Великобритания имало голяма дискусия за икономиката срещу морала.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.לפני 200 שנה, בפרלמנט הבריטי, היה ויכוח ארוך על נושא הכלכלה כנגד המוסריות.
200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı.経済をとるか、倫理をとるかに関して 非常に長い議論がありました 25パーセントもの、現在における25パーセントの排気ガスが車から来ているように
Ahjussi hasta,Bu çok ahlaksızca.Ahjushi e bolnav. Asta e asa necuviincios.
Ahjussi hasta,Bu çok ahlaksızca.Ahjushi è malato. E' così sconveniente.
Ahjussi hasta,Bu çok ahlaksızca.Ahjushi est malade. C'est tellement indécent .
Ahjussi hasta,Bu çok ahlaksızca.Ahjusshi är sjuk. Det är så oanständigt.
Ahjussi hasta,Bu çok ahlaksızca.Ahjusshi is ziek. Dat is zo onfatsoenlijk.