Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.Omdat toen we over onrecht hoorden
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.Parce que lorsqu'on a entendu parler d'injustice on s'est senti concernés.
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.Pentru că atunci când am auzit despre nedreptate Am îngrijit
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.Porque quando ouvimos de casos de injustiça Nós nos comovemos
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.בגלל שכששמענו על אי צדק היה לנו איכפת
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.لأننا عندما نسمع عن عدم العدل نبدأ بالاهتمام
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.思いをかけるけれども、
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Bởi vì thật là éo le, một người vẫn còn tất cả tài năng nghệ thuật lại không thể thể hiện nó ra."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Denn es ist eine Farce, dass jemand, der all das noch in sich trägt, es nicht kommunizieren kann."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Fordi det er en travesti at nogen der stadig har alt det i sig ikke er i stand til at kommunikere det."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Het is wraakroepend dat iemand die nog zoveel in zich heeft, het niet kan meedelen."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Ker je absurd, da nekdo, ki je še vedno tako nadarjen, tega ne more izraziti."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."왜냐면 누군가 여전히 그의 내면에 모든것을 가지고서도 그것을 표현할 수 없다는 것은 우스꽝스러운 거니까요."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Mert ez egy tragédia, hogy valakiben ennyi van, de nem tudja közvetíteni."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Parodią jest, że ktoś mając to wszystko w sobie nie może tego przekazać."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Pentru că e mare păcat ca cineva cu atât de mult talent să nu îl poată împărtăşi."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Perché è una tragedia che uno come lui che ha ancora così tanto dentro non possa comunicarlo".
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Porque es ridículo que alguien que tienen tanto en su interior no pueda comunicarlo".
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Porque é um absurdo que alguém que ainda tem tudo isso dentro de si não seja capaz de comunicar."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Pretože to je výsmech, že niekto, kto má toto všetko stále v sebe, nie je schopný to šíriť ďalej."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Protože to je výsměch, že někdo, kdo to vše stále v sobě má, to není schopen komunikovat.
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Επειδή είναι παρωδία κάποιος που έχει ακόμα τόσα μέσα του δεν μπορεί να το μεταδώσει."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Бо це просто якась пародія, що хтось із таким талантом, як у нього, не може його виразити".
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Защото това е пародия, някой, който все още има всичко това в него да не е в състояние да го сподели."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."Потому что это просто издевательство , когда творческий человек, полный идей, не может их выразить."
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."لأنه مدعاة للسخرية أن شخصاً مثله يملك كل هذا غير قادر على التواصل ونقل هذا الفن الى العالم ".
Çünkü sanatı ile ilgili her şeye sahip olup da, bunu iletme kabiliyetine sahip olmaması adaletsizlik."そんなの間違ってます」と 数ヵ月後にカンファレンスで
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!남자1: 불의가 있는한, 누군가는 희생을 해야만 합니다!
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Homme 1 : à partir du moment où il y a de l'injustice, quelqu'un doit faire un sacrifice!
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım! Kadın 1:Gdzie niesprawiedliwość, tam ktoś musi ponieść ofiarę!
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!Uomo 1: fin quando ci sarà l'ingiustizia, qualcuno deve fare un sacrificio!
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!גן עדן עכשיו (שעות אחרונות של פלסטינאי מתאבד): כל עוד יש אי צדק, מישהו צריך להקריב!
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!رجل 1: طالما هناك ظلم، لابد وأن يضحي شخص ما !
Erkek 1: Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım!あなたのは単なる復讐よ
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Dar aceeaşi schimbare de perspectivă ne face să tolerăm mai puţin ca niciodată nedreptatea.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.하지만 그런 변화가 부당함에 대해 이전보다 덜 관용하게 만듭니다.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Lecz ta zmiana perspektywy sprawia, że mamy mniej tolerancji dla niesprawiedliwości.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Maar dezelfde perspectiefwijziging zorgt ervoor dat we onrecht minder verdragen dan ooit.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Mais ce même changement en perspective nous conduit à avoir moins de tolérance envers l'injustice.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Ma quello stesso cambio di prospettiva ci porta ad essere meno tolleranti nei confronti dell'ingiustizia.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Mas essa mesma mudança na perspetiva leva-nos a ter menos tolerância que nunca para com a injustiça.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Nhưng sự thay đổi trong quan điểm đó khiến chúng ta ít khoan dung hơn đối với sự bất công.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Pero ese mismo cambio de actitud nos lleva a mostrar menos tolerancia ante la injusticia.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Tapi perubahan perspektif tersebut membuat kita memiliki toleransi yang rendah pada ketidakadilan.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Ταυτόχρονα αυτή η αλλαγή προοπτικής μας οδηγεί να είμαστε λιγότερο ανεκτικοί από ποτέ στην αδικία.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Але ця сама зміна поглядів знижує нашу толерантність до несправедливості.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.Но същата тази промяна в нашата перспектива ни води към по-малко търпимост към неправдата от всякога.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.אבל אותו שינוי בהשקפה מוביל לפחות סובלנות מאי-פעם כלפי אי-צדק.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.و هذا التغير ذاته في منظورنا يقودنا إلى أن نصبح أقل تسامحا من أي وقت مضى مع الظلم.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.これまでより 不公平に我慢が できなくなります 2015年までには
Fakat yine de adaletsizliği tolere edemem.De még mindig nem tűröm az igazságtalanságot.
Fakat yine de adaletsizliği tolere edemem.Doch, aber ich werde nicht Ungerechtigkeit tolerieren.
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Als je echt onbeschofte onrechtvaardigheid of wreedheid ziet, Hoe kun je dan zeggen: 'Ik hou van je?'
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Daca vezi nedreptate crasa sau cruzime, cum poti spune: "Te iubesc?"
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Ha tényleg durva igazságtalanságot vagy kegyetlenséget látsz, hogyan mondhatnád, hogy szeretlek?
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Jeśli widzisz naprawdę obrzydliwą niesprawiedliwość i okrucieństwo, jak możesz powiedzieć: "Kocham cię"?
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Pokud vidíš opravdu hrubou nespravedlnost nebo krutost, jak můžeš říci: "Miluji tě"?
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Se vedete una grave ingiustizia o crudeltà, come potete dire "Ti amo"?
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Si tu vois une injustice vraiment criante ou de la cruauté, comment peux-tu dire 'Je t'aime' ?
Gerçekten çok net bir adaletsizlik veya gaddarlık gördüğünde, nasıl da, "Seni seviyorum" diyebilirsin?Si ves una injusticia o crueldad muy flagrante, ¿cómo puedes decir 'Te amo'?